3. Hukuk Dairesi 2016/16574 E. , 2017/5891 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki (asıl davada) yoksulluk nafakasının kaldırılması -indirilmesi, (birleşen davada) yoksulluk nafakasının arttırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı-birleşen davalı asıl davada, davalı ile 2010 yılında boşandıklarını,boşanma neticesinde davalı lehine aylık 2.500.TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, nafakaya hükmedildiği tarihte çalışmayan davalının şu anda Anadolu Lisesi"nde öğretmenlik yaptığını; ayrıca, Adana ve Mersin"de birer olmak üzere toplam iki adet dairesinin bulunduğunu, davacının ise, tek gelirinin emekli maaşı olduğunu ileri sürerek; davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına veya aylık 500.TL" ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-birleşen davacı asıl davaya cevabında; davacı ile evlendiğinde öğretmenlik yaptığını, yükseklisansını bitirmesi sonrasında ise üniversitede resim dalında öğretim görevlisi olduğunu, ancak davacının bir holdingin Ortadoğu şantiyelerinden sorumlu genel müdür yardımcısı olması nedeniyle evliliğini kurtarmak için Adana"daki üniversitedeki görevinden istifa ederek İstanbul"a geldiğini; kendisinin boşanma sonrasında sosyal güvencesinin bulunmaması vb. nedenlerle çalışmak zorunda kaldığını, halihazırda Anadolu Lisesi"nde öğretmen olarak çalıştığını ve aylık 2.430.TL maaşı bulunduğunu,aylık 700.TL kira ödemesi olduğunu, daha öncesinde kanser tedavisi gördüğünü ve bu hastalığının yeniden nüksetme ihtimali bulunduğunu, nitekim aynı zamanda KOAH hastası olduğunu ve bu rahatsızlıkları nedeniyle tedavilerinin devam ettiğini, Adana ve Mersin"de bulunan evlerinden herhangi bir kira geliri bulunmadığını; tüm bunlara karşın, davacının maddi durumunun ise çok iyi olduğunu, birçok taşınmazı, bankalarda parası ve araçlarının bulunduğunu, davacının maddi durumunda olumsuz bir değişiklik olmadığından nafakanın kaldırılması şartlarının bulunmadığını savunarak; davanın reddini, olmazsa lehine hükmedilen 2.500.TL"lik yoksulluk nafakasının hakkaniyet ölçüsünde makul bir miktara indirilmesini istemiştir.
Davalı-birleşen davacı birleşen davasında; boşanma neticesinde lehine hükmedilen aylık 2.500.TL yoksulluk nafakasının sağlık giderlerinin artması, günün ekonomik koşulları, aradan
geçen süre de dikkate alındığında yetersiz kaldığını ileri sürerek; nafakanın aylık 5.000.TL"ye yükseltilmesini ve hükmedilecek nafakanın her yıl ÜFE oranında arttırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davacı ... Sarığolu"nun davasının kabulüne, Adana 3.Aile Mahkemesi"nin 2008/22 Esas 2010/1218 Karar sayılı ilamı ile tayin olunan yoksulluk nafakasının kaldırılmasına; davacı ..."nun davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; asıl davada yoksulluk nafakasının kaldırılması-indirilmesi;birleşen davada ise yoksulluk nafakasının arttırılması istemlidir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı (birleşen dosya davacısı) vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine
2-TMK.nun 176.maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Yargıtay HGK.nun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. HGK.nun yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması," yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 07.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Somut olaya gelince; tarafların 2010 yılında TMK"nun 166/1 maddesine dayalı olarak boşandıkları, boşanma neticesinde davalı-birleşen davacı lehine aylık 2.500.TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği sabittir. Tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçları incelendiğinde ise, davacının inşaat mühendisliğinden emekli olduğu,aylık 1.500.TL geliri bulunduğu, oturduğu evin üzerine kayıtlı olduğu, Güneşli"de bir evi, İzmir ve Adana"da birer yazlık evi bulunduğu, aylık 2.400.TL kira geliri bulunduğu, 2015 model BMW X5 ve 1994 model Rover aracı bulunduğu, Kahramanmaraş"ta 70 dönüm arazisi olduğu, yine İzmir ili Urla ilçesinde 1 parsel arsası bulunduğu, 34 yaşındaki kızı ile birlikte yaşadığı, kızının ise bir dershanede yönetici olduğu; davalının ise, Anadolu Lisesi"nde öğretmen olduğu, 2.440.TL maaşı bulunduğu, aylık 700.TL kira ödemesi bulunduğu, Adana ve Mersin"de birer dairesi bulunduğu ve tek başına yaşadığı anlaşılmaktadır. Yine davalı - birleşen dosya davacısı Meral"in dosya kapsamında yer alan maaş bordrosu incelendiğinde ise; 2016 yılı Ocak ayı net maaşının 2.719,69.TL olduğu tespit edilmektedir.
Mahkemece;her ne kadar, davalı- birleşen dosya davacısı kadının öğretmen olarak görev yaptığı, bordrolar kapsamına göre aylık 2.700.TL civarında maaş aldığı, Adana ve Mersin illerinde birer dairesinin olduğu, bu şekli ile davalı-birleşen davada davacı kadının tespit edilen meslek, gelir ve malvarlığı itibarıyla yoksulluk nafakası olmadığı takdirde yoksulluğa düşeceğinin kabul edilemeyeceği gerekçe gösterilerek asıl davanın kabulü; birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı (birleşen davada davacı) kadının boşanma dava dosya içeriğinden de anlaşıldığı üzere evlenmeden önce resim öğretmenliği yaptığı, hatta bir süre üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştığı, ancak evlendikten sonra işinden ayrıldığı ve boşanma sürecinde ise çalışmadığı, boşanmadan sonra ise; İstanbul gibi metropol bir şehirde yaşamını devam ettirdiği, dosya kapsamına yansıyan sağlık sorunları da nazara alındığında yeniden öğretmenlik mesleğini icra etmeye başlamasının ülke gerçekleri ve hayatın olağan
akışına uygun bulunması gerektiği açıktır. Nitekim, davalı (birleşen dava davacı) kadının boşanma sürecinde evlilik öncesinde öğretmen olduğu ve evlenme sonrasında görevinden ayrıldığı ve bu mesleğine her zaman geri dönebileceği gözetilerek lehine aylık 2.500.TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği de kuşkusuzdur. Yine, davalı (birleşen davada davacı) kadının dosya kapsamına yansıyan tedavi evrakları da incelendiğinde kanser hastalığı atlattığı, halihazırda KOAH hastası olduğu,aylık 700.TL kira ödemesi bulunduğu da sabittir. Buna karşın, davacının (birleşen dosyada davalının) ise; maddi durumunun çok iyi olduğu, boşanma sonrasında aradan geçen süre içerisinde maddi durumunda olumsuz bir değişiklik olmadığı, aksine üzerine kayıtlı birçok gayrımenkulü ile araçları bulunduğu dosya kapsamına yansıyan sosyal ve ekonomik durum araştırma sonucu ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, davalı kadının boşanma davası sürecinde de öğretmen olduğu ancak çalışmadığı, boşanma davasında davalı kadının yeniden öğretmenlik mesleğini icra edebileceği gözetilerek lehine aylık 2.500 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, yine davalı kadının sağlık sorunlarının olduğu ve bu nedenle de kaçınılmaz olarak sosyal güvenceye sahip olabilme amacıyla çalışmak zorunda olduğu; davacının dosya kapsamına yansıyan sosyal ve ekonomik durumunu gösteren bilgiler de gözetilerek davalı kadının çalışarak elde ettiği gelirin yoksulluk durumunu ortadan kaldırmayacağı; ancak kaldırma talebinin azaltma talebini de içerdiği, bu durumun nafaka miktarının bir miktar indirmede etken olarak dikkate alınacağı, değerlendirilmek suretiyle, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakasının tümden kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.