5. Ceza Dairesi 2019/7098 E. , 2020/3145 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine
SUÇ : Rüşvet vermeye teşebbüs
HÜKÜM : Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle atılı suçtan mahkumiyet
EK TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK"nın 260/1. maddesine göre rüşvet vermeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanunun 18. maddesindeki "...Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır." düzenlemesinin verdiği yetkiye ve CMK"nın 237/2. maddesine dayanılarak Hazinenin kamu davasına katılan olarak KABULÜNE karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Kolluk birimine yapılan ihbar üzerine suç tarihinde aynı suçtan mahkumiyetine ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık Ümit Güneş’e ait binanın bulunduğu adrese gidildiği, binada Pakistan ve Afganistan uyruklu 52 kişinin bulunduğunun tespit edildiği, Ümit’in olay yerine gelen polis memurlarına bu durumu görmemezlikten gelmeleri halinde kendilerine 1.000 Dolar vereceğini, şahısların Nedim isimli yabancı bir kişi tarafından Türkiye"ye sokulduğunu, Nedim’den 500 Dolar alıp üzerine 500 Dolar daha ilave ederek parayı vereceğini söylediği, Nedim’den gelecek parayı almak için Ümit’in görevli polis memurlarıyla birlikte Ali Paşa caddesine gittiklerinde sanık ...’nın 500 Doları getirip Ümit"e verdiği, Ümit"in de bu parayı polislere vermek isterken olaya el konulduğu, böylelikle sanığın göçmen kaçakçılığı suçu ile ilgili işlem yapmamak üzere polislere para teklif ettiği kabul edilerek atılı suçtan
mahkumiyetine karar verilmiş ise de; kolluk tarafından düzenlenen 14/07/2008 tarihli tutanakta, olaya konu yabancı uyruklu şahısların yakalandığı binanın Ümit Güneş’e ait olduğu ve bu şahıs tarafından görevli polis memurlarına rüşvet teklifinde bulunulduğu, teklife konu paranın 500 Dolarlık kısmının Ümit ile Nedim arasında yapılan telefon görüşmeleri sonucu Nedim tarafından gönderildiği hususlarına yer verildiği, Ümit’in aşamalardaki ifadelerinin de bu tutanakla uyumlu olduğu, sanık ...’nın ise Nedim’in kendisinden lazım olduğunu belirterek para istediğini ve Ümit’e vermesini söylediğini, parayı verdikten sonra polis tarafından yakalandığını, rüşvet anlaşması konusunda bilgisinin bulunmadığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, oysa kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili bir işi yapması veya yapmamasına bağlı olarak kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlanması hususunda, kamu görevlisiyle iş sahibinin serbest iradeleri ile rızaları uyuşarak rüşvet anlaşması yapılmasının suçun oluşumu için yeterli olduğu, menfaatin sağlanıp sağlanmamasının, miktarın tam olarak belli olup olmamasının veya rüşvete konu işin yerine getirilip getirilmemesinin suçun oluşumuna etki etmeyeceği dikkate alındığında, sanığın kamu görevlileriyle bir anlaşması bulunmadığı gibi rüşvet suçuna aracılık ettiğine dair savunmasının aksine mahkumiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil de olmadığı gözetilerek üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK"nın 6352 sayılı Yasa değişikliği öncesinde rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı gözetilmek suretiyle, rüşvet suçuna konu para teklifinin kamu görevlisi olan polis memurlarına görevlerinin gereklerine aykırı olan bir işi yapmaları için verilip verilmediği hususunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve buna bağlı olarak suç niteliğinin tayini bakımından, sanık hakkında olaya konu göçmen kaçakçılığı suçuyla ilgili açılmış kamu davası bulunup bulunmadığının araştırılmasından, dava açılmış ve karar verilmiş ise dosyanın onaylı örneğinin bu dosya içine alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Suç tarihinin rüşvet suçunu düzenleyen TCK"nın 212. maddesinin 6352 sayılı Yasayla değiştirildiği tarihten önceye ait olduğu ve bu sebeple sanığın TCK"nın 39. maddesi kapsamında rüşvet verme suçuna yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeden asli fail olarak kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
CMK"nın 231/11. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının
varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir” şeklindeki düzenleme karşısında, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu, açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle CMK"nın 231/11. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 05/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.