10. Hukuk Dairesi 2016/7290 E. , 2018/10083 K.
"İçtihat Metni"......
Asıl ve birleşen dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, asıl ve birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 07.04.2003 tarihinde, davalı ...... ait işyerinde çalışan sigortalının maruz kaldığı iş kazası sonucu, %24 oranında sürekli iş göremezlik durumuna girmesi sebebiyle, sigortalıya bağlanan gelir ve ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan kurum zararının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunu’nun 26. maddesidir.
Olayla ilgili yargılama sürecinde düzenlenen 12.11.2012 ve 14.05.2013 havale tarihli bilirkişi kusur raporlarında, iş kazasının meydana gelmesinde, davalı işveren...... %40, dava dışı 3. kişi konumunda yer alan,....... %60 oranında kusurlu oldukları ve kazalı sigortalının ise kusursuz olduğu belirtilmek suretiyle, anılan raporlarda, davalı şirketin işveren ve dava dışı şirketin 3. kişi sıfatıyla kusur oran ve aidiyetleri konusunda yapılan tespitte bir isabetsizlik yok ise de; Mahkemece, asıl ve birleşen dava yönünden teselsüle dayanılmasına rağmen, %100 kusur karşılığı yerine , davalı işveren ...... %40 oranında kusur karşılığına göre yazılı şekilde hüküm kurması yerinde değildir.
818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 50. maddesi (tam teselsül) yada birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu"nun 51. maddesi (eksik teselsül) uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı tek bir dava ile isteyebileceği gibi sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda da, öğretideki eleştiriler doğrultusunda tam ve eksik teselsül ayırımı kaldırılmışsa da (61. madde gerekçesi), teselsül esasına dayanan sorumluluk ilkesine ilişkin düzenlemeler korunmuş ve anılan Kanun"un birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 61. maddesinde de; “ Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” hükmü yer almıştır. Anılan Kanun"un 163. maddesinde de davacının, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı tek bir dava ile isteyebileceği gibi sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebileceği öngörülmüştür.
Anılan Yasa"nın 163. maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın, talebi gereklidir. Diğer taraftan, dava dilekçesinde açıkça müteselsil sorumluluktan söz edilmiş ve kusurları oranında tahsil işleminde bulunulmamış ise; dava dilekçesindeki sözlerden, ileri sürülen olaylardan ve bunların yorumundan, dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden davacının müteselsil ödetme isteği anlaşıldığı takdirde 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 18. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 19. maddesi) ve Medeni Kanun"un 2. maddesi de düzenlenen (gerçek maksat ve afaki iyiniyet kuralları) göz önünden tutularak davacının müteselsilen ödetme isteği kabul edilerek sonuca varılmak gerekir. Nitekim bu görüş Hukuk Genel Kurulunun 23/3/1966 gün ve 9/3 Esas, 80 karar sayılı ve 26/6/1983 gün ve 1981/9-533 Esas, 1983/724 Karar sayılı, 19/12/1986 gün ve 1985/4-822 Esas, 1986/1140 Karar sayılı ilamlarında da açıkça vurgulanmıştır.
Asıl ve birleşen dava, müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre sürdürülmüş olup, teselsüle dayanan davalarda; Kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tümünün tazminini, bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı ya da sadece birinden istemek hakkına sahiptir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ışığında,Kurumca açılan asıl ve birleşen dava yönünden teselsüle dayalı olarak talepte bulunulması karşısında, Mahkemece teselsül sorumluluğunun gözardı edilerek, davalı işveren ...... sadece %40 kusuru oranında sorumluluğuna hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O hâlde, asıl ve birleşen dava davacısı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.12.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
......