10. Hukuk Dairesi 2020/4900 E. , 2021/7146 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye Mahkemesi : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine dair hüküm verilmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, davalı işveren yanında 02.06.2002-28.11.2011 tarihleri arasında hizmet süresinin tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 02.06.2002-01.01.2008 tarihleri arasında bağımsız işyeri olmadığı gibi vergi kaydı da olmadığını şirket faaliyetinin sona ermesinden sona bağımsız olarak 25.12.2007 tarihinde işe başladığını, davacının iddiaya konu dönemde Işıl Sağlık Hiz. Ltd. Şti."nin ortağı olup çalışmalarını şirket tüzel kişiliği olarak yürüttüğünü, davalı tarafından sunulan 08.06.2007 tarihli pos servis formunda işyeri adının Işıl Sağlık Hizmetleri yazdığını, 30.09.2007 tarihli tebliğ zarfında tebliğ yapılan muhatabın Işıl Sağlık Şirketi olduğunu, diğer belgelerde davalının adının geçmesinin şirket ortağı olmasından kaynaklandığını, dava tarihi olan 26.06.2013 günü esas alındığında 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kurum kayıtlarının tetkikinde, davacı adına 2002 yılına ait yapılmış olan herhangi bir bildirime rastlanılmadığını, sigortalılığın oluşumu yönünden fiilen çalışma olgusunu varlığının zorunlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi kararının özeti: "davanın kısmen kabulü ile; davacının davalı ..."a ait işyerinde 13/05/2005 - 16/01/2008 ve 16/09/2011 - 31/10/2011 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 02/06/2002-28/11/2011 tarihleri arasında ve kesintisiz davalı yanında çalıştığını, yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilinin 2002 yılından itibaren davalı yanında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece husumet itirazının değerlendirilmediğini, müvekkilinin iddia edilen dönemde bağımsız çalışması olmadığını, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davacının davalı yanında sürekli ve kesintisiz bir çalışması olmadığını, çalışmanın blok olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı olmak için fiilen çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, çalışmanın hiçbir kuşkuya yol açmayacak şekilde somut ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerektiğini beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Antalya 1. İş Mahkemesi 2013/862 Esas 2018/432 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK"nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum temyiz dilekçesinde özetle; çalışma olgusunun somut olarak ortaya konulması gerektiğini, huzurdaki davada tanık beyanlarının çalışmanın ortaya konulması açısından yetersiz olduğu belirterek verilen kararı temyiz etmişlerdir.
Davalı işveren temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemece husumet itirazının değerlendirilmediğini, müvekkilinin iddia edilen dönemde bağımsız çalışması olmadığını, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davacının davalı yanında sürekli ve kesintisiz bir çalışması olmadığını, çalışmanın blok olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını beyan ile davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; “Davacının sigortalılığının tespit edildiği dönemde, ortada bir şirket tüzel kişiliği varken, davada ve istinaf incelmesinde hiç değerlendirmeye alınmaması, davaya dahil edilmemesi hukuken hatalıdır. Şirketin davaya dahil edilmeden yargılamanın yürütülmesi ve karar verilmesi, eksik inceleme sayılacağı gibi müvekkilim aleyhine durum yaratmakta ve haklarına engel olunmaktadır. Ortada bir şirket vardır, müvekkilim dışında şirketin başkaca ortağı vardır ancak tüm bunlar yok sayılarak sadece ve sadece müvekkilimin sorumlu tutulması ve onun hakkında karar verilmesi, ağır sonuçları bulunan bu duruma tek başına katlanması sonucunu doğurmakta olup bu haliyle alınan karar usul, yasa ve hakkaniyete aykırıdır.” açıklamaları ile verilen kararı temyiz etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan ... bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Öte yandan 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde; “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. “Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde Yasal zorunluluk vardır. Bu nedenle, sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasa"nın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltilmesi gerekir.
Eldeki davada, davacı adına 17/01/2008-15/09/2011 tarihleri arasında 1137817.07 sicil sayılı davalıya ait işyerinden kuruma hizmet bildirildiği, davalı ... unvanlı işyerinin 17.01.2008 tarihinde kanun kapsamına alındığı 30.09.2011 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı, 2008 /1-12 ayları arası bordroların mevcut olduğu, davacının diş hekimliği yardımcı personel olmak üzere uyuşmazlık konusu dönemde birçok eğitimlere ilişkin sertifikalarının bulunduğu; 17/08/2006 tarihinde davalıya ait internet aboneliği formunda müşteri olarak davacının imzasının bulunduğu, 13/05/2005 ve 28/06/2007 tarihli iki ayrı servis formunda davalının ve şirketin isminin altında davacının imzasının bulunduğu; Maliye Bakanlığı tarafından gönderilen 30/09/2006 tarihli tebliğ evrakının davacı tarafından alınmış olduğu; 15/05/1997 tarihinde davalının ortağı olduğu Işıl ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketinin ... Mah. 2. Sok. ... İş Merkezi No:20 Antalya adresinde kurulmuş olduğu, şirketin faaliyet konusu diş hekimliği dalındaki bütün branşlarda tedavi hizmetleri yapmak olarak belirtildiği, şirketin 14/02/2014 tarihi ile münfesih sayıldığı; davalının ilk defa 25/12/2001 tarihinde ... Mah. 2. Sok. ... İş Merkezi No:20 Antalya adresinde şahsi olarak işyeri açtığı, 31/10/2011 tarihinde buradan taşındığı ve işyerini terkettiği, tekrar ... Mah. ...... Cad. ... İş Merkezi No: 202 Antalya adresinde 17/05/2012 tarihinde işe başladığı; davalının 10/04/1996-31/05/1997 tarihleri arasında da diş hekimliği faaliyeti nedeniyle de vergi mükellefi olduğu; limited şirketinin vergi kaydının 01/08/1998 tarihinde başlayıp 31/12/2007 de re"sen terk etmiş olduğu, davalının vergi kaydının 25.12.2007 tarihinde başladığı 17.05.2012 tarihinde terk ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının 02.06.2002-28.11.2011 arası dönemde davalı nezdinde sürekli çalıştığını iddia etmesi karşısında, mahkemece, hizmet tespitinin 13/05/2005 - 16/01/2008 ve 16/09/2011 - 31/10/2011 tarihleri arasında tespit edildiği, davacının davalı iş yerindeki çalışmasının varlığı anlaşılmakta ise de öncelikle hangi dönemde hangi işveren yanında hizmet edildiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dosya arasına alınan bir kısım belgelerden ve alınan beyanlardan adı geçen dava dışı Işıl ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketinde davacının çalışıp çalışmadığının araştırılmadığı, davacının tüm hizmetlerinin geçtiği iş yerinin davalı yanı mı, yoksa dava dışı Işıl ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi mi olduğu araştırılmalı, söz konusu dava, dava dışı şirket hak alanını ilgilendirdiğinden HMK 124. madde gereğince husumet yöneltilerek davaya dahil edilmeli, gösterecekleri deliller toplanarak değerlendirilmeli, davalıların işverenlik sıfatı irdelenmeli, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK"nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan ..."a iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27/05/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.