5. Ceza Dairesi 2016/4924 E. , 2020/11619 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, basit yaralama
HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... (Abdulkadir oğlu) hakkında ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarından mahkumiyet, basit yaralama suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanıklar ... (Mehmet oğlu), ... ve ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkumiyet, basit yaralama suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanıklar ... ve ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve basit yaralama suçlarından beraat
EK TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE : Düzeltilerek onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hazinenin yaralama suçundan doğrudan zarar görmediği, bu itibarla bu suçtan verilen beraat hükümlerini temyiz hakkı bulunmadığı, sanıklar ... ve ...
... müdafilerin ise 16/01/2013 tarihinde tefhim edilen hükümleri bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra verdikleri 11/02/2013 tarihli dilekçeler ile vekalet ücretine hasren temyiz ettikleri anlaşılmakla, suçtan zarar gören Hazine vekili ile sanıklar ... ve ... müdafilerin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, sanıklar ..., ..., ..., ... (Abdulkadir oğlu) ve ... (Mehmet oğlu) hakkında basit yaralama suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, CMK"nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanunun 264. maddesi hükmü de gözetilerek temyiz dilekçelerinin itiraz mahiyetinde kabulü ile bu hükümler yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, incelemenin O yer C.Savcısının sanıklar ... ve ... hakkında basit yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarından kurulan beraat hükümlerine, sanıklar ..., ..., ..., ... (Abdulkadir oğlu) ve ... (Mehmet oğlu) müdafilerin müvekkilleri sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklardan ... ve ... (Abdulkadir oğlu) hakkında ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükümden sonra 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 5237 sayılı TCK"nın 235. maddesinde düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçu için aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hapis cezasının alt ve üst sınırları değiştirilmiş ve bu suç sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmesi durumunda cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3. fıkra ise; “İhaleye fesat karıştırma suçunun; a) Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi halinde temel cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz. Ancak, kasten yaralama veya tehdit suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunur. b) İşlenmesi sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmemiş ise, bu fıkranın (a) bendinde belirtilen haller hariç olmak üzere, fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde yeniden düzenlenmiş ise de; bu düzenlemeye göre cebir veya tehdit kullanılarak işlenen ihaleye fesat karıştırma eylemlerinin yaptırımının üst sınırı indirilmekle birlikte alt sınırının değiştirilmediği, mahkemece temel cezanın da alt sınırdan tayin edildiği ve 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin sanıklar lehine sonuç doğurmadığı ve sanıkların eylemine rağmen katılan ..."ın ihaleye teklifte bulunmasını engelleyemedikleri anlaşıldığından, tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı TCK"nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün bulunmuş, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 17/a maddesi yollamasıyla anılan Yasanın 59/1. maddesi uyarınca sanıklar hakkında yasaklama kararına hükmedilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanıklar müdafilerin temyiz itirazlarının reddiyle eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... hakkında basit ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarından verilen beraat, sanıklar ..., ... (Abdulkadir oğlu), ..., ... ve ... (Mehmet oğlu) hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklardan ..., ... (Abdulkadir oğlu), ..., ... ve ... (Mehmet oğlu) hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde olay yerinde yakalanan sanıklar ... ve ..."in, meydana gelen kavga sırasında yargılama konusu eylemlere iştirak edip etmediklerinin tam olarak anlaşılması bakımından, dosya kapsamında bulunan ve fakat çözümlemesi yapılmayan görüntülerin ve kamera kayıtlarının incelenerek, ayrıca katılanlar Şemsettin, Abdulaziz ve Mehmet Ali"nin tekrar beyanları alınarak ... ile ..."in kendilerini darp eden kişiler arasında olup olmadıklarının sorulması, katılan ... hakkında 16/12/2011 tarihli Mardin Devlet Hastanesince düzenlenen adli raporda kemik kırığının bulunmadığı ve hayati tehlikesinin olmadığı, 31/01/2012 tarihli... Üniversitesi Hastaneleri Adli Tıp Anabilim Dalınca tanzim olunan raporda yaralanmanın kişinin üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde hafif nitelikte olduğu ve vücutta kemik kırığı tarif ve tespit edilmediği, 02/02/2012 tarihli ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen adli raporda ise vücudunda iki adet kaburga kırığı mevcut olup, hayati fonksiyonlarına orta düzeyde etki ettiği belirtildiği halde, katılanın yaralanması nedeniyle vücudunda kemik kırığı meydana gelip gelmediği hususunda mevcut raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve katılanda kemik kırığı varsa bu kırığın derecesi belirlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmakla; katılan ..."a ait tüm tedavi evraklarının, geçici ve kesin adli raporların en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne gönderilerek 5237 sayılı TCK’nın 86 ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde rapor aldırılmasından sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği nazara alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK"nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, O yer C.Savcısı ile sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi, sanıklar ..., ... (Abdulkadir oğlu), ..., ... ve ... (Mehmet oğlu) hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin CMUK"nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 23/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.