Abaküs Yazılım
23. Hukuk Dairesi
Esas No: 2013/9447
Karar No: 2014/4891
Karar Tarihi: 5.06.2014

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2013/9447 Esas 2014/4891 Karar Sayılı İlamı

23. Hukuk Dairesi         2013/9447 E.  ,  2014/4891 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 19/09/2013
    NUMARASI : 2013/127-2013/298

    Taraflar arasındaki tazminat davası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
    -K A R A R-
    Davacı vekili, müvekkilinin gazetede gördüğü satılık konut ilanı üzerine davalı ile görüşerek, 04.02.2006 tarihli "protokol" başlıklı, kooperatif mührü ve davalının imzası olan belge ile daire satın aldığını, ilanda satılık dairenin kooperatif hissesi olduğunun belirtilmediğini, müvekkilinin davalının müteahhit olduğu düşüncesiyle konut almak üzere görüştüğünü ve davalıya 15.000,00 TL nakit ve iki adet senet verdiğini, davalı ile yapılan taahhütnamede hisse devrinden ziyade bir satış sözleşmesi olduğunun görüldüğünü, hisse devri sözleşmesini verdiği paranın yanmaması düşüncesiyle yaptığını, müvekkilinin kooperatif kayıtlarında üye olarak adının geçmediğini, davalının hileli davranışlarla müvekkilini kandırdığını, müvekkilinin ödediği para ile bitmiş bir daire alabilecekken kooperatif hissesi satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının taahüdüne uymadığını, davalının baştan beri şahsen sorumlu olduğunu ileri sürerek, sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitiyle, 43.000,00 TL"nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesine, 2.500,00 TL tutarlı senedin hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 11.07.2013 tarihli dilekçesinde kooperatif başkanının sorumluluğuna dayalı alacak talep ettiğini açıkladığı, bu nitelendirmeye göre uyuşmazlığın Kooperatifler Kanunu"nun 62. ve 98. maddeleri gereğince 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu"nun 553. maddesi gereğince çözümlenmesi gerektiği, ayrıca Kooperatifler Kanunu"nun 99. maddesi gereğince Kooperatifler Kanunu"nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayıldığı, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayıldığı gibi (TTK"nın m. 4), ticaret mahkemesinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu, bu itibarla uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemesi görevli olduğundan, mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
    Kararı ,davacı vekili temyiz etmiştir.
    Dava, davalının şahsen hileli davranışlarla ve işlemlerle davacıyı kandırdığı, konut satın almak isteyen davacının kooperatife ortak olma iradesinin bulunmadığı, davalının, davacının iradesini fesada uğrattığı iddiasına dayalı olup, davalıya ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince tahsili istemine ilişkindir.
    1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3. maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne yer verilmiş, 62/1. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/3. maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiştir.
    Aynı Kanun"un 98. maddesi yollaması ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK"nın 553. maddesinde yöneticilerin ortağa karşı da sorumluluğu düzenlenmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortakların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Yöneticilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar da söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Ortaklar doğrudan zarara ilişkin tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler.
    Davacı, 11.07.2013 tarihli dilekçesinde davalının kooperatif başkanı sıfatını kötüye kullandığına ilişkin anlatıma ve "davamız kooperatif başkanının sorumluğundan kaynaklı alacak davasıdır." şeklinde bir cümleye yer verilmiş ise de, bu dilekçenin diğer bölümlerine ve dava dilekçesi ile diğer dilekçelere bakıldığında, üye sıfatıyla uğranılmış bir doğrudan zararının 6102 sayılı TTK"nın 533. maddesi uyarınca tazmini istenmiş değildir. Davacı, kooperatife üye olmak amacında olmadığını, davalıdan konut satın almak üzere ödeme yaptığını iddia etmektedir. Anılan tüm dilekçelerde de davacı, konut satım sözleşmesine dayanmış, davalının koopetatif başkanlığını araç olarak kullanarak kendisine menfaat temin etmek için davacıyı dolandırdığı ileri sürülmüştür. Temyiz dilekçesinde aynı maddi vakıalara dayanılmıştır. 11.07.2013 tarihli dilekçede geçen ve mahkemenin gerekçe yaptığı cümlede geçen nitelendirmenin, davacının gerçek iradesini yansıtmadığının ve dayandığı maddi vakıaların bu nitelendirmeyi gerektirmediğinin kabulü gerekir.
    Dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK"nın 36/1. (818 sayılı BK"nın m. 28/1.) maddesinde "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir." hükmüne; TBK"nın 39. maddesinde "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya altadmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verildği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.
    Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz." hükmüne yer verilmiştir. Öncelikle hile nedenine dayalı bir davanın dinlenebilmesi için ileri sürülen vakıaların hile olarak kabul edilmesi ve akdin diğer tarafının hile yaptığının ispatlanması gereklidir. YHGK"nın 15.12.2004 tarih ve 14-558 E, 4-722 K; 09.02.2005 tarih ve 1-7 E, 47 K sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede yanıltma sözkonusudur. Hile koşullarının varlığı halinde aldatılan taraf, hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Bunun yanı sıra, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması da hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def"i yahut dava yoluyla bu hak kullanılabilir.
    04.06.1958 Gün ve 15/6 sayılı İBK"da da belirlendiği gibi, HUMK"nın 74,75 ve 76. maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re"sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. HMK"nın 24/1, 25, 26. madde hükümlerinde de aynı yönde düzenleme getirilmiştir. HMK"nın 25. maddesi “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.”hükmünü içermektedir. Hakim tarafların dayandığı maddi vakıalarla bağlı olup, dayanmadığı maddi vakıaları gerekçe göstererek davayı tavsif edemez.
    Somut olayda, davacının üye sıfatıyla uğradığı bir zarara ilişkin olarak, kooperatif yöneticisinin sorumluluğuna dayalı herhangi bir talebi bulunmadığı ve mahkemenin dava konusu talep bakımından görevli olduğu gözetilerek, TBK"nın 36. ve 39. (BK"nın m. 28. ve 31.) maddeleri hükümleri çerçevesinde davanın ele alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle, davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.06. 2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi