23. Hukuk Dairesi 2014/5347 E. , 2014/4888 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/09/2012
NUMARASI : 2012/175-2012/263
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kesin hüküm nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar vekili, taraflar arasında 27.04.2007 tarihinde yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yer alan teslim tarihinde daire ve dükkanların teslim edilmemesi nedeni ile Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi"nde 2010/98 Esas sayısı ile açılan davanın kısmen kabul ile sona erdiğini, Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2010/3 değişik iş dosyasında teslimi geç yapılan dükkan ve dairelerde yaptırılan tespitte, bilirkişilerin daire ve dükkanlarda kira kaybının 136.000,00 TL, sözleşmeye göre yapılmayan imalat bedellerini ise 7.000,00 TL olarak tespit ettiklerinden Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi"nde açtıkları davada 136.000,00 TL+7000,00 TL=143.000,00 TL talep ettiklerini, bu dosyada bilirkişilerin imalat bedelini rapora yazmayı unuttuklarını, söz konusu davada vazgeçtiği imalat bedeli olan 7.000,00 TL"yi talep ettiklerini, daire ve dükkanların kışın su altında kalması nedeniyle Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/72 değişik iş dosyası ile keşif yapıldığını, tespit sonucu işçilik ücreti ile malzeme bedellerinin müvekkilleri tarafından ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ait talep hakları saklı tutularak 28.462,00 TL"nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2010/98 Esas sayılı dosyasında eksik işler ve kira kaybına ilişkin tazminat talebinde bulunduğunu, 25.10.2011 tarihli celsede eksiklikler yönünden taleplerinden feragat ettiklerini, feragatın kesin hüküm teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin daha önce açmış bulunduğu eksik işler bedelini de kapsayan bir davada eksik işler bedeli yönünden talebinden vazgeçtiği, vaki vazgeçmeden sonra 28.03.2012 tarihinde eksik işler bedeli yönünden bu davayı açmış olduğu gerekçesiyle, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve 7.000,00 TL eksik iş bedeline yönelik olan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b)Davacılar vekilinin müvekkillerine ait daire ve dükkanlara su basması nedeniyle davacının giderdiğini iddia ettiği eksik ve ayıplı iş bedelinin tahsili istemine ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Davacı tarafça dava açılmadan önce Çorlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2011/72 Değişik İş sayılı dosyasında alınan tespit raporunda belirtilen zararın tazmini istenmiş mahkemenin kesin hüküm kapsamında kabul ettiği Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2010/98 Esas, 2011/467 Karar sayılı dosyasında ise zemin kat dükkana kombi takılması ve ebeveyn yatak odalarına klima takılması ile ilgili eksik iş bedeli ile kira tazminatının istendiği, davacı tarafça 25.10.2011 tarihli duruşmada eksiklikler nedeniyle tazminat talebinden vazgeçildiği, mahkemece eksik işler bedeli yönünden açılan davanın vazgeçme nedeniyle reddine, kira tazminatı yönünden açılan davanın kabulüne dair verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmediği, davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 12.09.2012 tarih, 2559 E., 5036 K. sayılı ilamıyla bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK"nın 114/1-i maddesi uyarınca, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması, dava şartı olup, dava şartlarının aynı Kanun"un 115/2. maddesine göre hakim tarafından davanın her aşamasında varlığı veya yokluğunun re"sen gözetilmesi gerekmektedir. HMK"nın 303/1. maddesinde "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir" hükmüne yer verilmiştir. Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2010/98 Esas sayılı dosyasında eksik imalat bedeli dava konusu edilmiş olup, işbu davada anılan dosyada dava konusu edilmeyen, daire ve dükkanlara su basması nedeniyle davacının giderdiğini iddia ettiği eksik ve ayıplı imalat bedelinin tazmini istenmiştir. Her iki dosyada dava sebebi ve talep sonucu farklı olduğundan mahkemenin önceki dosyanın kesin hüküm oluşturduğu gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının Çorlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2011/72 Değişik İş sayılı dosyasıyla tespit ettirdiği eksik ve ayıplı imalat bedeli ile ilgili uyuşmazlığın esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2-Katılma yoluyla davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bozma nedenine göre, davalı vekilinin vekalet ücretinin miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
3-Kabule göre de; mahkemece, davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olmasına ilişkin HMK"nın 114/1-i madde hükmünde yazılı dava şartı yokluğu nedeniyle davanın HMK"nın 115/2. madde hükmü uyarınca usulden reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (1-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, katılma yoluyla temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadelerine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.