23. Hukuk Dairesi 2014/1189 E. , 2014/4875 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 19/06/2013
NUMARASI : 2013/110-2013/216
Taraflar arasında görülen sıra cetveline itiraz ve şikayet davası sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 22.11.2013 gün ve 6230 Esas, 7339 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi birleşen dosyada şikayet olunan vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü.
- KARAR -
Asıl davada davacı vekili, davalının takip borçlusu şirketten gerçekte bir alacağı bulunmadığı ve takibe dayanak olarak gösterilen bono muvazaalı olarak düzenlendiği halde, satış bedelinin hukuka aykırı olarak sıra cetvelinde birinci sırada pay ayrılan davalıya ödenmesine karar verildiğini, öte yandan ödeme emri tebliği geçersiz olduğundan davalının kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığını ileri sürerek, derece kararında davalıya ayrılan payın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, müvekkilinin takip borçlusu şirket ile aralarında düzenlenen protokol gereğince, belirlenen vadede 108.000 USD teslim edilmesi karşılığında borçlu şirkete 170.000,00 TL para verdiğini, vadesinde dövizin teslim edilmemesi nedeniyle icra takibine başlandığını, alacağın gerçek bir borç ilişkisinden kaynaklandığını, borçlu şirkete yapılan ödeme emrinin tebliğinin geçerli olduğunu savunarak, asıl davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının alacağının gerçek bir alacak olduğunu ispatlamakla yükümlüğü olduğu, her zaman düzenlenmesi mümkün olan belgelerden olan bononun, alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığı, 02.07.2010 tarihinde teslim edilecek döviz için bir ay öncesinden yüklü miktarda ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 10.12.2012 tarih ve 4289 E., 7259 K. sayılı ilamıyla, sıra cetveline karşı aynı zamanda davacı tarafından şikayet yoluyla icra mahkemesine de başvurulduğu, her iki davanın sonucunu birbirini etkileyecek olması nedeniyle davaların birleştirilmesinde ya da şikayet davasının sonucunun beklenmesinde yarar bulunduğu belirtilerek bozulmuştur.
Birleşen dosyada şikayetçi vekili, borçlu şirkete ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olarak yapılmadığını, ödeme emri tebliğ edilen kişinin borçlu şirketin çalışanı olmadığını, bu bakımdan kesinleşmiş bir icra takibi bulunmayan şikayet olunana sıra cetvelinde pay ayrılmaması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada şikayet olunan vekili, ödeme emrinin borçlu şirkete 19.07.2010 tarihinde tebliğ edildiğini, buna göre icra takibinin yasal süresi içerisinde kesinleştiğini, öte yandan tebliğdeki usulsüzlüğün ancak takip borçlusu tarafından ileri sürülebileceğini savunarak, birleşen şikayetin reddini istemiştir.
Birleşen dosyada icra mahkemesi tarafından şikayetin reddine dair verilen ilk karar, Dairemizin 31.01.2012 tarih ve 235 E., 563 K. sayılı ilamıyla şikayetçi vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile, ödeme emrinin tebliği tarihinde borçlu şirketin tebligat yapılan adreste faaliyetinin bulunup bulunmadığı, taşınmış ise ne zaman taşındığı hususlarının Ticaret Sicil Memurluğu"ndan sorularak borçluya yapılan tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığının tespiti ve şikayetçi vekili tarafından Asliye Ticaret Mahkemesinde açılıdğı belirtilen muvazaa iddiasına dayalı davanın akıbeti araştırılarak gerektiğinde aralarındaki irtibat nedeniyle birleştirilmesi veya sonucu üzerinde durularak uygun sonuç gerekçesinde bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Bozma kararı sonrasında, Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi"nce dosyanın birleştirilmesine karar verilmesi üzerine, Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi"nce, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu birleşen şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline ve konusuz kalan asıl davada esas hakkında hüküm verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz itirazı üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, birleşen dosyada şikayet olunan vekili kararın düzeltilmesini istemiştir.
Dosyadaki yazılara, İcra Mahkemesi kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre İİK’nın 366. maddesi ve HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen dosyada şikayet olunan vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 226,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine"ye gelir kaydedilmesine, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.