
Esas No: 2014/531
Karar No: 2014/4741
Karar Tarihi: 20.06.2014
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/531 Esas 2014/4741 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2013
NUMARASI : 2011/72-2013/400
Davacının açmış olduğu iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller Volkswagen Tüketici F...A.Ş. ile T. . Bankası A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin hem nakliye işi ile iştigal ettiğini ve hem de çeltik, pirinç ve mısır tarımı ve satışı yaptığını, 2008 krizi ile borca batık duruma geldiğini; sermaye arttırımı, nakliye işinin sürdürülmesi, çeltik için bulunan pazarın ihtiyacını temin amacıyla üretimin sürdürülmesi ve üreticilerle sözleşmeler yapılması, patlamış mısır satışı için bağlantılar bulunması, tavuk çiftliklerine pirinç kabuğu satılması suretiyle borcun ödenebileceğini, bu işler için stokların satışı ve alacak tahsilatının hızlandırılmasına çaba göstereceklerini ileri sürerek, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, müdahil beyanları, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin borca batık durumda bulunduğu, sunulan iyileştirme projesinin de ciddi ve inandırıcı görüldüğü gerekçesiyle, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.
Kararı, müdahiller V.... Tüketici Finansmanı A.Ş. ile T.... Bankası A.Ş. vekilleri temyiz etmiştir.
İflasın ertelenmesini isteyen kooperatif ve sermaye şirketlerinin borca batık durumda bulunması (bir diğer ifade ile varlıklarının rayiç değerlerinin borçlarını karşılayamaması), fevkalade mühletten yararlanmamış olması ve sunacakları iyileştirme projesi kapsamında mali durumlarının ıslahının imkân dâhilinde görülmesi gerekir (İİK m. 179). Gerek borca batıklığın ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu değerlendirmelerin yapılması için bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır (HMK m. 266). Hâkim de bu raporla o konudaki özel ve teknik bilgi ihtiyacını giderebilmeli ve raporun hukuka uygunluğunu denetlemelidir. Projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve/veya kârlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler değerlendirilmelidir.
Somut olayda davacının borca batıklığında kuşku bulunmamaktadır.
Sunulan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu hususuna gelince davacı şirketin öngördüğü hedeflere nakliye işlerinde % 80, zirai işlerde ise ancak % 20-30 oranında ulaşabildiği, 2011 yılı kâr öngörüsünün gerçekleşmediği ve hatta 2012 yılının zararla kapatıldığı, taahhüt edilen sermaye borcunun yatırılmadığı gözlemlenmiştir. Öte yandan kefillerin ya da üçüncü kişilerin bir kısım şirket borçlarını ödemiş olmasının, kural olarak bilançonun pasiflerinde bir değişikliğe de yol açmayacağı, alacaklının alacağına kavuşmasına rağmen, ortaya çıkabilecek rücu talepler çerçevesinde şirket bakımından borcun azalması anlamına gelmeyeceği de tartışmasızdır. Ayrıca alacaklıların bir kısmına ödeme yapılması da alacaklılar arasındaki eşitliğe zarar verici niteliktedir.
Bu durumda mahkemece şirketin borca batık olduğu ve sunulan iyileştirme projesinin de ciddi ve inandırıcı bulunmadığı düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmelerle erteleme kararı verilmesinde isabet görülmediği gibi, davacı yanca işleyecek faizlerin teminatlandırılması konusunda işlem yapılması gerekirken, bu hususun kararın hüküm fıkrasının 3. bendinde gösterildiği gibi, infazı tereddüt uyandıracak şekilde icra müdürüne bırakılması da kabul şekli itibariyle bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.