23. Hukuk Dairesi 2014/1090 E. , 2014/4619 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 06/03/2013
NUMARASI : 2012/73-2013/43
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 10.10.2013 gün ve 4268 Esas, 6248 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilince davalıya ait işyerinde güvenlik ve koruma hizmeti verilmesine ilişkin taraflar arasında imzalanan 01.04.2010 tarihli sözleşmenin davalı tarafça 28.02.2011 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin bu tarihe kadar davalıya hizmet verdiğini, verdiği hizmetin karşılığı olarak düzenlenen faturanın davalı tarafından noter kanalı ile iade edildiğini, müvekkilinin alacağının tahsili için giriştiği takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2009 yılından bu yana devam ettiğini, sözleşmenin 9. maddesi kapsamında fesih hakkının kullanıldığını ve 26.11.2010 tarihli ihtarname ile davacı şirkete bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından alınan karar çerçevesinde sözleşmenin feshedilmiş olması neticesinde, davacı şirketçe kötüniyetli olarak geriye dönük geç ödenen faturalardan bahisle bir fatura düzenlenip, müvekkili şirkete gönderildiğini, faturaya itiraz edilerek iade edildiğini, taraflar arasında 2009 yılından beri devam eden ticari ilişkiye ve daha önceki fatura ödemelerine herhangi bir itiraz olmamasına rağmen böyle bir talepte bulunulduğunu, talep dayanağı faturaların teslimine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediğini, davacı talebinin taraflar arasındaki uygulamaya aykırı olduğunu, ayrıca talebin, BK"nın 113 ve TMK"nın 2. maddesine aykırı olduğunu, talep edilen miktarın ne şekilde hesaplandığının belli olmadığını, temerrüt faizine ilişkin faturalara ayrıca KDV eklenmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafça talep edilen ve müvekkili şirketçe de itiraz edilen ihtar gideri ve takip öncesi faiz taleplerinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 10.10.2013 tarih ve 4268 Esas, 6248 Karar sayılı ilamıyla taraflar arasında akdedilen 01.04.2010 tarihli sözleşmede asıl borç tutarı ödendikten sonra faizin de ayrıca istenebileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 113. (6098 sayılı TBK"nın 131.) madde hükmü dikkate alınıp, değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, bozulmuştur.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp, asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir haktır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 113. maddesi (TBK m. 131.) uyarınca, asıl alacak sona erince fer’i haklar da sona ermiş sayılır. Faiz, asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip konusu edilebilir. Asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına engel teşkil etmez. Ancak, faiz isteğinin ayrı bir davaya konu yapılması halinde, dava tarihi itibariyle asıl alacağın ödenmemiş olması, ödenmiş ise ihtirazi kayıt konulması şarttır. Aksi halde faiz alacağı da sona ermiş sayılır.
Bu açıklamalara ve yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, HUMK"nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, takdiren 226,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine"ye gelir kaydedilmesine, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.