Abaküs Yazılım
5. Ceza Dairesi
Esas No: 2013/4882
Karar No: 2014/9476
Karar Tarihi: 02.10.2014

Tefecilik - Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2013/4882 Esas 2014/9476 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilmesi sonucunda, Hamdullah ve Abdullah hakkında tefecilik suçuyla ilgili hükümler incelenmiştir. Hamdullah'ın suç işleme kararı çerçevesinde birden fazla kişiye değişik zamanlarda ödünç para vermesi, zincirleme tefecilik suçu oluşturmuştur. Ayrıca, cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerektiği belirtilerek, sanık hakkında alt sınırdan hüküm kurulmasının yanılgılı değerlendirme olduğu vurgulanmıştır. Tefecilik suçunun tanımı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ile ilgili kanun maddeleri de detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Kararın temyiz itirazlarına göre bozulması kararlaştırılmıştır. Kanun maddeleri: TCK'nın 241. ve 53/1-2-3. maddeleri, 5237 sayılı TCK'nın 3. maddesi, 5377 sayılı kanunun 6. maddesi, CMUK'nın 317 ve 321. maddeleri.
5. Ceza Dairesi         2013/4882 E.  ,  2014/9476 K.

    "İçtihat Metni"

    Tebliğname No : 4 - 2011/98883
    MAHKEMESİ : Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesi
    TARİHİ : 12/10/2010
    NUMARASI : 2009/75 Esas, 2010/338 Karar
    SUÇ : Tefecilik

    Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
    Katılma istemini içeren 12/10/2010 günlü dilekçe içeriğinde sanık Hamdullah’ın adının yer almadığı ve aynı günlü celsede Hazine vekilince katılma talebimizin kabulüne karar verilsin şeklindeki beyan üzerine katılma kararı verildiği ve anılan vekilce esas hakkındaki mütalaaya karşı; mütalaadaki aleyhimize olan bölümleri kabul etmiyoruz şeklinde beyanda bulunulduğunun anlaşılması karşısında, sanık Hamdullah yönünden katılan sıfatını almayan Hazine vekilinin bu sanık hakkındaki hükmü temyiz hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK"nın 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin sanıklar Turan, Abdullah ve Lokman haklarındaki tefecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz talepleri ve sanık Hamdullah’ın temyiz istemi ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
    Sanıklar Hamdullah ve Abdullah haklarında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Tefecilik suçlarında TCK"nın 241. maddesindeki açık düzenlemeye göre süreklilik şartının aranmaması ve sanık Hamdullah’ın bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı kişiye ve birden fazla kişiye değişik zamanlarda kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verdiğinin sübut bulması karşısında; eylemlerinin kül halinde zincirleme tefecilik suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı TCK"nın 3. maddesinin 1. fıkrasındaki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, meydana gelen zararın ağırlığı nazara alınarak cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde sanık hakkında alt sınırdan hüküm kurulması ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini karşı temyiz bulunmadığından, kısa süreli olmayan hapis cezasının kanuni sonucu olarak TCK"nın 53/1-2-3. maddesi gereğince hak
    yoksunluğuna karar verilmemesi ise infaz aşamasında nazara alınabileceğinden bu hususlar bozma nedeni sayılmamış, sanıklara ait emanet eşyaları ile ilgili olarak mahallince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
    Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan sanık Hamdullah hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık Abdullah hakkında verilen beraet hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen sanık Hamdullah’ın ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
    Sanıklar Turan ve Lokman haklarında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
    01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK"nın 241. maddesinde tefecilik suçunun; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, …" biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, tefecilik suçunun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümü içerisinde yer aldığı, bu bölümünde topluma karşı suçlar kısmı içinde bulunduğu, aynı Yasanın 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsur haline getirmiş iken, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen “Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın son fıkrasındaki istisnalar dışında tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesinin olanaklı olduğu anlaşılmakla;
    Sanıkların tevil yollu savunmaları, sanıklar ile kendilerinden para alan kişiler arasındaki ilişkinin niteliği ve konumları, aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında belirtilen miktardaki paraların karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşmemesi, bunu haklı gösterecek makul, inandırıcı bir delilin de bulunmaması, tefecilik suçunun oluşumu için bu işin meslek haline getirilmesinin şart olmaması karşısında, sanıkların üzerine atılı zincirleme tefecilik suçunun tüm unsurlarıyla sübuta ermesine karşın mahkumiyetleri yerine yanılgılı değerlendirmeyle beraetlerine karar verilmesi,
    Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi