
Esas No: 2013/1355
Karar No: 2014/780
Karar Tarihi: 21.01.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/1355 Esas 2014/780 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/11/2005
NUMARASI : 1996/128-2005/316
Ş.. Y.. ve müşterekleri ile Hazine, H.. B.., M.. T.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesi"nden verilen 24.11.2005 gün ve 128/316 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde; kadastro tespit çalışmaları sırasında 1 ada 3 ve 8 sayılı parsellerin 1936 tarih 234 tahrir numaralı vergi kaydına dayalı olarak tespitlerinin yapıldığını, kayıt miktar fazlası olarak bu taşınmazların Hazine adına tespit ve tescil edildiklerini, dava konusu yerlerin esasen miras bırakan M. Y.’dan çocuklarına kaldığını, mirasçılardan Reşit ve Ali’nin ölümü üzerine davacı durumunda bulunan mirasçılarına intikal ettiğini, her iki taşınmazın yaklaşık 100 yılı aşkın bir süreden beri davacılar ile miras bırakanların zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, zilyetliklerinin aralıksız çekişmesiz ve malik sıfatıyla olduğunu açıklayarak anılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi 21.10.1996 tarihli cevap dilekçesinde, söz konusu yerlerle ilgili olarak başka şahıslar tarafından Halfeti Kadastro Mahkemesi"nin 1988/15 Esas ve 1992/7 Karar sayılı dava dosyası ile açılan davanın Hazine yararına sonuçlandığını, aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 1996/79 Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın olduğunu, bu dosya kapsamlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini gerekçe göstererek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı H.. B.."na yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüyle dava konusu 1 ada 3 ve 8 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile M. Y. mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacılar dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların miras bırakan M. Y.’dan kaldığını, ölümü ile murisleri bulunan Reşit ve A. Y.’a intikal ettiğini, onlarında ölümü ile kendilerine kaldığını açıklamışlar ancak intikal şekli konusunda herhangi bir beyanda bulunmayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklarda dava konusu yerlerin davacıların kök miras bırakanı M. Y.’dan kaldığını bildirmişler ancak davacılara intikal biçimi konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır.
Dava konusu taşınmazlar miras bırakan M. Y.’dan kaldığına göre TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları bulunmayıp herbirinin payı taşınmazların tamamı üzerinde bulunmaktadır. Elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı aktif dava açma hukuki ehliyet ve sıfatı bulunmamaktadır. Çünkü TMK.nun 702/2. fıkrasında, tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup, tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları zorunludur. Davacılar vekili dava dilekçesinde sadece taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına veraset belgesindeki payları oranında iptal ve tescile karar verilmesini istemiş, tüm mirasçılar adına iptal ve tescil isteğinde bulunmadığı belirlenmiştir. Kural olarak, sadece mirasçılar arasında açılıp yürüyen iptal ve tescil davalarında TMK.nun 702/2. fıkrasındaki genel kural sayılan oybirliği ilkesi uygulanmaz. Bu tür davalarda sadece davayı açan mirasçının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilir. Bu durum, TMK.nun 702/2. fıkrasında yer alan genel kuralın bir istisnasını oluşturmaktadır.
Ne var ki eldeki davada davacılar sadece kendi adlarına iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Kural olarak, sadece kendi adlarına iptal ve tescil istediklerinden ve tereke dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Ancak, yapılacak araştırma ve inceleme sonucu dava konusu taşınmazların terekenin paylaşımı ya da muris tarafından sağlığında yaptığı satış ve bağışın belirlenmesi halinde davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıdaki eksikliklerin yerine getirilmesi gerekmektedir.
Satış, bağış ya da terekenin paylaşımı sonucu taşınmazların davacılara ve onların miras bırakanlarına kalmadığının saptanması ve muris M. Y.’un Halfeti Sulh Hukuk Mahkemesi"nden alınan 16.10.2011 tarih ve 2011/75 Esas 2011/213 Karar sayılı veraset belgesine göre, murisin 01.06.1957 tarihinde öldüğü ve başka mirasçılarının da bulunduğu veraset belgesiyle anlaşıldığından az önce açıklanan ilke gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekir. Böyle bir durumda dava dışı kalan mirasçıların davaya dahil edilmesi ya da terekeye temsilci atanması veya açılan davaya karşı olurların alınması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması da mümkün değildir.
Bundan ayrı miras bırakan M. Y.’un terekesinin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olmadığının ve taşınmazın terekenin paylaşımı, satış ya da bağışla davacılara geçtiğinin belirlenmesi durumunda terekenin paylaşımından, satış ya da bağışın yapıldığı tarihten itibaren davacıların 20 yıllık bağımsız zilyetlikleri de dolmamış ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 14. maddesi gereğince M. Y.’un tüm mirasçıları yönünden miktar araştırılmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmazların olup olmadığının Tapu Müdürlüğü"nden, zilyetliğe dayalı tescil davaları bulunup bulunmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdüründen sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğü"nden, zilyetliğe dayalı davalara ilişkin dosyaların ise ait olduğu mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden göz önünde tutulması tereke elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olması halinde tüm mirasçıların tek kişi olarak kabul edilmesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 14. maddesinde yer alan kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönümlük miktarlarının gözetilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava koşulu göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 21.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.