23. Hukuk Dairesi 2014/1905 E. , 2014/4521 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/10/2013
NUMARASI : 2010/258-2013/454
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. B.. A.. gelmiş davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili yüklenici ile davalı arsa sahipleri arasında 04.05.2009 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını ve müvekkili tarafından taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması için davalı arsa sahiplerine 15.000,00 TL nakit ödeme yapıldığını, ancak davalıların haczi kaldırmadığını, ayrıca davalı M.. S.."ın taşınmazı tahliye etmediğini, inşaatın teslim tarihi yaklaşmasına rağmen müvekkilinin henüz inşaata başlayamadığını, davalılara keşide ettiği 22.03.2010 tarihli ihtarnameden de sonuç alınamadığını, inşaata başlayacağı düşüncesi ile belediye nezdinde işlemler yapıp hissesine isabet edecek bazı bölümleri topraktan sattığını, ancak davalıların kötüniyeti sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin bu zararın tespiti ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı A.. T.. duruşma sırasında sözleşme uyarınca davacı yüklenicinin üç ay içinde inşaat ruhsatı alıp, bir yıl içinde inşaatı teslim etmesi gerektiğini, ancak hiçbir işlem yapmadığını ifade etmiş, diğer davalı M.. S.. ise cevap dilekçesinde davacı yüklenicinin oniki ay içinde inşaatı tamamlaması gerekirken, bunu yapmadığını, o nedenle 05.03.2010 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeni ile yüklenicinin inşaata başlayıp süresinde tamamlaması gerektiği, davacının ileri sürdüğü taşınmaz üzerindeki haczin bulunması hususunun inşaat ruhsatı alınmasına engel teşkil etmediğinin ilgili belediye başkanlığından gelen cevabi yazıdan anlaşıldığı, bu itibarla süresi içinde sözleşme uyarınca belediyeden ruhsat işlemlerini ikmal etmesi gerektiği, kendi edimini yerine getirmeden uğradığı zararı davalılardan talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında 04.05.2009 tarih 14963 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış, sözleşme hükümleri uyarınca, sözleşme tarihinden itibaren 3 ay içinde yapı ruhsatı alınması, bu tarihten itibaren oniki ay içinde de inşaatın arsa sahibine teslim edilmesi kararlaştırılmıştır.
Arsa sahiplerinden davalı M.. S.. tarafından davacı yükleniciye gönderilen 05.03.2010 tarihli ihtarnamede inşaat ruhsatının alınmaması halinde aktin feshedileceği bildirilmiş, davacı yüklenici ise 14.06.2010 tarihinde eldeki davayı açmış ve uğradığı zararların tazminini istemiş, diğer davalı A.. T.. da davacının edimlerini yerine getirmediğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir.
İzah edilen durum karşısında mahkemece, tüm tarafların fesih olgusuna katılıp katılmadıklarının ve karşı çıkıp çıkmadıklarının belirlenmesi gerekir. Zira arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin tek taraflı feshi mümkün olmayıp, fesih için taraf iradelerinin bu yönde birleşmesi veya mahkeme kararı gerekir.
Yapılacak inceleme sonucu, taraf iradelerinin fesih konusunda birleştiği sonucuna varıldığı takdirde, davacının fesih nedeni ile uğradığını ileri sürdüğü zararların tazminini istediğinin kabulü gerekir. Bu hususa ilişkin inceleme yapılmadan mahkemece bilirkişi kurulu görüşü doğrultusunda sözleşmenin ayakta olduğundan bahisle müspet zararlarını istediği sonucuna varılarak karar verilmesi doğru değildir.
Bunun yanında yine tüm taraf iradelerinin fesih konusunda birleştiği sonucuna varıldığı takdirde, oluşan hukuki sonuca hangi tarafın kusurunun sebep olduğunun tespitinde zorunluluk vardır. Gerçektende kusur davacı yanca istenebilecek tazminatın istenip istenemeyeceği hususunda önem arzedecektir. Yapılacak incelemede, bölgede yapılan imar uygulamasının mevcut duruma etkisinin tartışılması gerekeceği de açıktır.
Şu halde, davacı tarafa özellikle hangi kalemi hangi sebeple ve herbiri için ayrı ayrı hangi miktarlarda talep ettiği açıklattırılmalı, keza sözleşmenin sona erdiği ve davacı talaplerinin menfi zarar niteliğinde olduğu anlaşılması halinde bu taleplerin ileri sürülebilmesi için somut olay açısından evvela sözleşmenin feshi gerektiğinden, bu hususun da talep içinde doğal olarak bulunduğunun kabulü ile hüküm yerinde sözleşmenin feshedildiğine de yer verilmesi ve yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılarak sonucuna uygun bir hükme varılmalıdır.
İzah edilen hukuki esaslar dairesinde inceleme yapılması gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.