Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/18341
Karar No: 2017/4945
Karar Tarihi: 10.04.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/18341 Esas 2017/4945 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2015/18341 E.  ,  2017/4945 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı , kooperatife ait 26 konut ve davalıya ait konutun da bulunduğu toplam 53 konutun yer aldığı .... mevkiinde 16.03.2006 tarihinde heyelan meydana geldiğini ve evlerin boşaltıldığını, durumun aciliyeti nedeniyle davacı kooperatifçe iyileştirme projesi hazırlatılarak hayata geçirildiğini, maliyetlerin eşit oranlara bölünerek 30.000 TL olarak tespit edildiğini, davalının da kendi payına düşen bedeli davacıya ödemesi gerektiğini ileri sürerek; şimdilik 7.000 TL"nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı, imalatların sadece davacının güvenliği için gerekli olduğunu, davacının kendi kusuruyla yarattığı zarara davalının da katılmasını isteyemeyeceğini, taleplerini ve miktarını haklı gösterecek hukuki sebep bulunmadığını savunarak; davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece; alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davalıya ait konutun heyelan için alınan tedbirlerden yararlanır konum ve topoğrafya dışında bulunduğu, ıslah tedbirlerinden yararlanmadığı, davalı konutunun alt kotlarının ormanlık alanda bulunmasının heyelan riskini doğal olarak önlediği, davacının aldığı tedbirlerin davalı yararına olmadığı, bu nedenle giderlere katılmasının sözkonusu olamayacağı gerekçe gösterilerek; davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmektedir.
    Anılan karar Dairemizin 2012/21997esas-2013/1141 karar sayılı ve 24/01/2013 tarihli kararı ile , "Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
    Ancak, mahkemece hükme esas alınan kök raporda; "kuzey yöndeki tek sıra fore kazık uygulama projesinin davalıya yarar sağlamadığı, güneydeki çift sıra fore kazık uygulaması ve güneyde üst katlarda blonlu isnat duvarı yapımının ise taraflara müştereken avantaj sağladığı ve zorunlu olduğu" açıklanmış, aynı raporun sonuç kısmında ise,
    "kooperatifçe yapılan ıslah tedbirlerinden davalının konutunun yer aldığı ...heyelan kapsamı dışında kaldığından, masraftan pay düşmeyeceği" belirtilmiştir. Kök raporda kendi içindeki bu çelişki giderilmek üzere alınan 1. ek raporda; "davalıya ait konutun blonlu isnat duvarı dışındaki imalatlardan dolaylı olarak yararlandığı, bu nedenle davacı tarafından yapılan tedbirlerin alınmaması halinde heyelanın davalının bulunduğu yere de sirayet edeceği, benzer dava dosyalarındaki bilirkişi raporları da dikkate alındığında, davalının evinin blonlu isnat duvarından fayda sağlayacağı, heyetlerinin de aynı görüşte olduğu" bildirilmiştir. Bu rapordan sonra mahkemece alınan 2. ek raporda ise; "kooperatifin yaptırdığı heyelanı önleme tedbirlerinin, bölgede fiilen heyelan meydana gelen alanda faydalı ve zorunlu olmakla birlikte, konumu itibariyle davalının konutuna direkt fayda sağlamadığı" bildirilmiştir.
    Bu durum karşısında, alınan kök rapor ve ek raporların kendi içinde ve birbirleriyle çelişkili olduğu gözetilerek bu çelişki giderilmek üzere yeniden bilirkişi incelemesi yapılmak ve davalının konumu değerlendirilerek, davacı tarafından yapılan imalatlardan faydalanıp faydalanmadığı, ya da hangilerinden faydalandığı kesin olarak belirlenerek karar verilmesi gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir... " gerekçesi ile bozulmuştur .
    Mahkemece , bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiş, keşif yapılmış , bilirkişi raporları dosyaya sunulmuş, davacı taraf 10/07/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 24.600.95.- TL ye yükseltmiş , mahkemece davanın bu bedel üzerinden kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir .
    1- Islah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. HUMK"un 83. Maddesinde ıslah; (HMK"nın 176.maddesi); “iki taraftan her biri usule müteallik olarak yaptığı muameleyi tamamen veya kısmen ıslah edebilir" olarak tanımlanmıştır.
    Aynı Kanun"un müteakip 84.maddesinde (HMK.177.mad.) ise, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinceye kadar yapılabileceği öngörülmüş olduğundan ve temyiz faslında da, bozmadan sonra dahi ıslahın olanaklı bulunduğuna dair açık veya örtülü bir hüküm yer almadığından, Kanunun bu olanağı bir devre ve zaman ile sınırlandırdığı kabul edilme ve bu nedenle bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı sonucuna varılması zorunludur.
    Nitekim, 04.02.1948 gün ve 1948-3 Esas, 1944-10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; dava açıldıktan sonra mevzuunda, sebebinde ve delillerde ve sair hususlarda usule müteallik olmak üzere yapılmış olan yanlışlıkları bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmek ve eksiklikleri de tamamlamak imkanını veren ve mahkeme kararına lüzum olmadan tarafların sözlü ve yazılı beyanlarıyla yapılabilen "ıslah"ın; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 84. maddesinin açık hükmü dairesinde tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği Yargıtay"ca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağı açıklanmıştır.
    Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.
    Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
    Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay"ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
    Somut olayda, mahkemece; bozmaya uyma kararı verilmiş ise de, yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olacak şekilde bozma ilamı sonrasında yapılan ıslah doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
    Buna göre, yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olacak şekilde, davalı taraf lehine doğmuş olan kazanılmış usuli hak da gözönüne alınmaksızın, yanılgılı değerlendirme sonucu, bozmadan sonra yapılan ıslaha göre, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
    2 - Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir .
    SONUÇ;Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle hükmün davalı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 2. bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi