3. Hukuk Dairesi 2016/16128 E. , 2017/4942 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakalarının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; tarafların boşanmaları sonucu velayeti anneye verilen çocuk için belirlenen 150 TL iştirak nafakası ile davacı için belirlenen 150 TL yoksulluk nafakasının ihtiyaçların artması, günün ekonomik koşulları ve enflasyon karşısında yetersiz kaldığını ileri sürerek halen ödenmekte olan nafakaların davacı için 500TL’ye, müşterek çocuk için 400 TL’ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalının tır şoförü olduğunu, 834 TL olan maaşından 300 TL nafaka kesildiğini, 400 TL kira ödediğini, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl dahi geçmeden bu davanın açıldığını, davacının ortak birikimi olan banka hesabından faiz geliri elde ettiğini ve vefat eden babasından dolayı emekli maaşı aldığını, davalının ise gelirinde artış olmayıp masraflarının arttığını bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; nafaka miktarlarının 50 TL arttırılmak suretiyle 200 TL ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, iştirak ve yoksulluk nafakasının arttırılması istemine ilişkindir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacının iştirak nafakasına yönelik temyiz itirazı yönünden;
TMK.nun 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden, tarafların 11.04.2013 tarihinde boşandığı, 2002 doğumlu Melike Nur adında müşterek çocuklarının bulunduğu, boşanma kararı ile birlikte çocuğun velayetinin davacı anneye verildiği ve müşterek çocuk lehine aylık 150 TL iştirak nafakasına hükmedildiği ve müşterek çocuğun dava tarihi itibariyle 14 yaşında olduğu; davacının çalışmadığı, babasından dolayı aylık 230 TL civarında yetim aylığı aldığı, eşi ile ortak aldıkları evde ikamet ettiği; davalının ise Botaş’a bağlı tır şoförü olarak çalıştığı, babasına ait evde oturduğu, emsal ücret araştırmasına göre aylık 2.520 TL net ücret ve yılda 4 tam maaş ikramiye alabileceği anlaşılmaktadır.
Müşterek çocuk lehine takdir edilen iştirak nafakasının takdir edildiği tarihten itibaren geçen sürede enflasyon ve ekonomik nedenlerle değerinin düştüğü bir gerçektir. Yaşça büyüyen çocuğun, eğitim ve öğrenim koşullarının değişmesi nedeniyle, ihtiyaçlarının arttığı da açıktır.
Buna göre, tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece; artırılan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır. Daha fazla bir miktarda nafakanın artırımına gidilmesi gerekirken; yazılı şekilde az miktarda iştirak nafakası takdiri hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.