5. Ceza Dairesi 2014/5622 E. , 2014/9421 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 5 - 2014/83358
MAHKEMESİ : Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/12/2013
NUMARASI : 2011/164 Esas, 2013/412 Karar
SUÇ : Zimmet, sahtecilik, görevi kötüye kullanma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık M.. A.. müdafiinin yasal süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE, sanık M.. P.. müdafii tarafından incelemenin duruşmalı yapılması talebi üzerine 17/09/2014 günü tayin olunarak çağrı kağıdı gönderildiği, yapılan tebligat üzerine müdafiin gelmediği ve bir talepte bulunmadığı anlaşılmakla, Yargıtay C.Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde incelemenin DURUŞMASIZ yapılmasına, karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Suç tarihinde 1097 sayılı A.. Tarım Kredi Kooperatifinde yetkili memur olarak görev yapan E.. Ö.., muhasebe yardımcısı M.. P.. ve bu sanıkların eylemlerine iştirak ettiği iddia edilen A.. A.."nın, ortak olmayan kişileri ortak yapma ve ortaklar adına düzenlenen sahte evraklarla usulsüz şekilde tahakkuk ettirdikleri kredi miktarları ile ortaklara teslim edilmiş gibi gösterdikleri eşya bedellerini mal edinme şeklindeki isnadların sübutu halinde zincirleme şekilde nitelikli zimmet, kamu görevlisinin zincirleme şekilde belgede sahteciliği ve bu fiillere iştirak etme suçlarını oluşturacağı anlaşılmakla tebliğnamede yer alan 1 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar E.. Ö.. ve A.. A.. yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık M.. P.."nin işlemlerin kendisi tarafından yapılmadığı, bilgisayarda kendisine ait ekranın açık kaldığı zamanlarda diğer sanıklar tarafından yapılan işlemler olabileceği şeklindeki savunması; hükme esas alınan 03/05/2013 tarihli bilirkişi raporunun 3. bendinde yer alan bu sanığın sadece A.. Y.. adına düzenlenen üç adet senetten sorumlu tutulması gerektiği yönündeki tespit, dosyada adı geçen ortakların işlemler sırasında sanıkla muhatap olmadıkları biçiminde kovuşturma aşamasındaki beyanları nazara alınarak, sanık tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerin kim tarafından gerçekleştirildiği, sanığın zimmet ve sahtecilik suçlarına ne şekilde iştirak ettiği hususlarının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi sonrasında, hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle bu sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin zincirleme şekilde belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyet kararları verilmesi,
Kamu davasına dayanak teşkil eden Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 06/05/2011 tarih, 2011/3114 Esas sayılı iddianamesinde, sanık M.. A.. ile ilgili tek isnadın; vadesi gelmiş borcu bulunan ortaklara veresiye mal satma ve malların teslim edildiğine dair evrak tanzim etmemek suretiyle görevi kötüye kullanmak suçuna iştirak etme olduğu, zimmet veya sahtecilik eylemlerine iştirak ettiğine dair bir anlatıma ve isnada yer verilmediği, söz konusu suçlarla ilgili usulüne uygun açılmış bir davanın bulunmadığı gözetilmeden; ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12/03/1990 gün 1990/8-3-70 ve 09/10/2007 gün 2007/11-44-200 sayılı Kararlarında vurgulandığı gibi bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesinin o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı, CMK"nın 226/1. maddesinin sadece suç niteliğinin değişmesi halinde uygulanabileceği ve CMK"nın 225/1. maddesinin “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir.” hükmüne de aykırı biçimde usulen kamu davası açılması sağlanmadan yine bu sanık hakkında da zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin zincirleme şekilde belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması,
5237 sayılı TCK"nın 204/2 ve 247. maddelerinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik ve zimmet suçlarının aynı Kanunun 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olduğu ve ancak kamu görevlileri veya özel kanunlarında kamu görevlileri gibi cezalandırılacakları hükme bağlanmış kişilerce işlenebileceği, bu suçlara iştirak eden diğer kişilerin ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri nazara alınarak, sanık A.. A.."nın azmettirici olduğuna dair delil ve gerekçelerin nelerden ibaret olduğu, sanık hakkında TCK"nın 39. maddesi hükmünün neden uygulanmadığı hususları denetime imkan verecek şekilde karar yerinde gösterilmeden bu sanığın yazılı şekilde mahkumiyeti yoluna gidilmesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçları TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar E.. Ö.., M.. A.. ve M.. P.. haklarında ayrıca aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince cezalarının infazından sonra işlemek üzere, hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
TCK"nın 247/1-2, 43/1, 204/2, 43/1. maddeleri uyarınca aynı Kanunun 61/1. maddesinde yedi bent halinde sayılan hususlarla, 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklinde ifade edilen orantılılık ilkesine uygun olarak temel cezaların ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırım oranının, sanıkların konumu, bilirkişi raporunda ayrı ayrı yer verilen zimmete konu miktarlara bağlı zararın ağırlığı, düzenlenen evrak sayısı, suçu işleyiş biçimleri, kasıt yoğunlukları nazara alınarak her bir sanık bakımından ayrı ayrı belirlenmesi suretiyle bireyselleştirilmesi gerektiği gözetilmeden dosya kapsamı, oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle hukuksal konumları farklı tüm sanıklar hakkında aynı cezaları içeren hükümler kurularak hak ve nesafet kurallarına aykırı davranılması,
Sanıklar M.. P.. ve E.. Ö.. haklarında görevi kötüye kullanma suçundan ayrıca kamu davası açılmasına rağmen bu eylemlerin zimmet suçunun teselsülü niteliğinde olup olmadığının karar yerinde tartışılmaması ve her hangi bir hüküm kurulmaması,
Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin her bir sanık için ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.