
Esas No: 2014/628
Karar No: 2017/541
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/628 Esas 2017/541 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 15. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 07.05.2009
Sayısı : 44-323
Sanıklar ... ve ..."ın, hırsızlık suçuna teşebbüsten TCK"nun 142/1-b, 143, 35, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.05.2009 gün ve 44-323 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince 28.05.2014 gün ve 20907-10655 sayı ile;
"Sanıkların, müştekiye ait evin koridorunda ayakkabılarını çıkarmamış olarak dolaştıkları sırada yakalandıkları, evde de dağınıklık olmadığının anlaşılması karşısında, hırsızlığa teşebbüs suçuna ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Müştekinin, evinin öğrencilerin girip çıkması nedeniyle anahtarın sürekli kapının üzerinde durduğunu belirtmesi karşısında, sanıkların eyleminin TCK"nın 141/1. maddesinde düzenlenen basit hırsızlığa teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 08.07.2014 gün ve 19247 sayı ile;
"...Müştekiye ait dairenin içerisine girerek ayakkabıları ile alkollü şekilde dolaşırlarken müşteki ve yanındakiler tarafından yakalanan sanıkların, müştekinin taşınır malını koruduğu egemenlik ve tasarruf alanına bizzat müdahale ederek, işlemek istedikleri hırsızlık suçunu gerçekleştirmeye elverişli hareketleri yaptıkları, gece sayılan zaman dilimi içinde binaya ve müştekinin oturduğu dairenin içerisine hırsızlık amacıyla girerek suçun yasal tanımında, unsur ve nitelikli hâl olarak belirtilmiş davranışları gerçekleştirerek elverişli hareketlerle doğrudan icraya başladığı kabul edilmelidir...
Bozma ilamında ayrıca daire anahtarının kapı üzerinde bulundurulması nedeniyle eylemin TCK"nun 141/1. maddesindeki suçu oluşturduğu belirtilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/483 esas 2012/240 karar sayılı ilamında belirtildiği şekilde; TCK"nun 142/1-b maddesinde, bina vasfında olan yerde hırsızlık yapılması için bu yerin kilitli olması şartı söz konusu değildir. Bu maddede kilitli olma şartı, herkesin girebileceği yerlerle ilgilidir. Bina ve eklentileri içinde bulunan malın çalınmasında kilitli olma şartı yoktur. Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınma ise malın açıkta bulunması halinden, yani açıktan hırsızlıktan ayrılan tek farktır. Binalarda kilitli olma şartı, suçun oluşması için gerekli değildir. Belirtilen sebeplerden dolayı sanıkların eylemi suç tarihi itibarıyla TCK"nun 142/1-b ve 35. maddesindeki hırsızlığa teşebbüs suçunu oluşturmaktadır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 24.09.2014 gün ve 15440-15456 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar ... ve ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli, sanık ... hakkında ayrıca mala zarar verme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında hırsızlık suçuna teşebbüsten kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında nitelikli hırsızlık suçuna teşebbüsten hüküm kurulurken yasal ve yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediği; yasal ve yeterli gerekçe gösterildiği sonucuna ulaşılması halinde, sanıkların eylemlerinin TCK"nun 142/1-b maddesi kapsamında mı yoksa aynı Kanunun 141/1. maddesi kapsamında mı kaldığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Olay yeri tespit tutanağında; 08.01.2009 günü saat 21.00 sıralarında mağdurun ikamet ettiği evin içerisinde şüpheli şahısların yakalandığı ihbarı üzerine olay yerine gidildiği, sanıkların evin içerisinde olduğu, mağdurun sanıkları evin içerisinde ayakkabı ile dolaşırlarken yakaladığını söylediği bilgilerine yer verildiği,
Düzce Atatürk Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan 08.01.2009 tarihli raporda; sanık ..."in 1,11 promil, sanık ..."in ise 0,81 promil alkollü olduğunun, sanıkların nefesinde bally kokusu tespit edildiğinin belirtildiği,
Yerel mahkemece, "Sanıkların eve hırsızlık amacı ile değil evde bulunan kişilerin daveti üzerine sohbet dinlemek amacı ile girdikleri şeklindeki savunmalarına, yabancı bir eve kapı çalmadan ayakkabı ile girme eyleminin hayatın olağan akışına uygun olmaması ve sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olması nedeniyle itibar edilemeyeceği, kaldı ki bu beyanlarının şikâyetçi tarafından doğrulanmadığı gibi sanıkların olay anında alkollü olduklarını beyan ettikleri" şeklindeki gerekçe ile sanıkların hırsızlık suçuna teşebbüsten cezalandırılmalarına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur kollukta; ders çalıştırdığı bekar öğrencilerle birlikte bahse konu evde ikamet ettiğini, olay tarihinden kısa bir süre önce ismini polis merkezinde öğrendiği sanık ..."i evinin çatı katında yakaladığını, hareketlerinden şüphelenmesine rağmen kalacak yeri olmadığını söyleyen sanığın gitmesine izin verdiğini, bu olay nedeniyle herhangi bir müracaatta bulunmadığını, evine çok sayıda öğrencinin gelip gitmesi nedeniyle anahtarın her zaman kapının üzerinde durduğunu, olay günü saat 19.50 sıralarında sanık ..."i yanında diğer sanık ... olduğu halde evin içerisinde ayakkabı ile dolaşırlarken yakaladığını, “siz Tanrı misafirisiniz, gelin sohbetimize katılın” diyerek onları salona alıp gizlice polisi aradığını,
Mahkemede; Kenan isimli öğrencisinin sanık ..."i içeride dolaşırken görmesi üzerine sanık ..."in, Ahmet isminde bir kişiyi aradığını söylediğini, Kenan"ın da böyle bir şahsı tanımadığını anlattığı sırada diğer sanık ..."i evin içerisinde ayakkabılarıyla yakaladıklarını, sanıkları içeriye davet etmediklerini,
Tanık Salih Hazır kollukta; arkadaşı olan mağdur ile aynı evde ikamet ettiklerini, olay tarihinden bir ay önce sanık ..."i evin çatı katında yakaladıklarını, kalacak yeri olmadığını söylemesine rağmen güvenmedikleri için sanığı eve almadıklarını, olay tarihinde de mağdur ile evde bulundukları sırada sanık ..."i yanında başka bir şahıs ile birlikte ayakkabılarıyla koridorda dolaşırken gördüğünü, kendisinin şüpheli hareketleri olan sanıkları oyaladığını, mağdurun ise polis çağırdığını,
Mahkemede; sanıkları evin içerisinde ayakkabı ile gören kişinin ..... olduğunu, olay günü de kendisini çağıran arkadaşları ile birlikte sanıkları yakaladıklarını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ...; dini içerikli sohbetlerin yapıldığını bildiği söz konusu eve daha önce de bir defa gelerek kalacak yeri olmadığını söylediğini ancak evde kalmasına izin verilmediğini, olay günü bu eve yeniden gitmek istediğini, üzerinde anahtar bulunan eve arkadaşı olan diğer sanık ... ile birlikte girdiğini, ayakkabı ile dolaşırken yakalanmadığını, sanık ..."in ayakkabı ile basılmayacak bir yere bastığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini,
Sanık ...; olay tarihinde sanık ... ile birlikte alkol aldıklarını ancak kendisinin bally çekmediğini, akabinde sanık ..."in dini sohbet yapılan bir eve gitmeyi teklif etmesi üzerine birlikte söz konusu eve gittiklerini, kapıyı evde bulunan kişilerin açtığını, ayakkabı ile yakalanmadıklarını, içeride sohbet ettikleri sırada polislerin geldiğini,
Savunmuşlardır.
5237 sayılı TCK"nun 141/1. maddesinde yer alan "zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma" şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun temel şekli tanımlanmış; aynı Kanunun 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri sayılmıştır.
5237 sayılı TCK"nun "Nitelikli hırsızlık" başlığını taşıyan, suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 142. maddesinin 1. fıkrasının uyuşmazlık konusu ile ilgili hükümleri;
"(1) Hırsızlık suçunun;
...
b) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
...
İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..." şeklinde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 62. maddesiyle 5237 sayılı TCK"nun 142. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, ilga edilen bendin metni korunmak suretiyle aynı maddenin 2. fıkrasına (h) bendi olarak eklenmiş ve ikinci fıkradaki “üç yıldan yedi yıla kadar hapis” şeklindeki yaptırım “beş yıldan on yıla kadar hapis” olarak değiştirilmiştir.
Bu bentte iki ayrı nitelikli hâl düzenlenmiş olup, birincisi herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için eşyanın, herkesin girebileceği bir yerde bulunmasının yanında, kilitlenmek suretiyle de muhafaza altına alınmış olması gerekir. Madde gerekçesinde bu husus, "Ancak bina tanımına girmeyen bir yerde, örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması hâlinde nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir" açıklamasıyla vurgulanmıştır. Herkesin girebileceği yer kavramından, cadde, sokak, pazar yeri veya meydan gibi hiçbir sınırlama, engel olmadan kişilerin girme imkânı bulunan kamuya açık yerler anlaşılmalıdır.
Bentte yer alan ikinci nitelikli hâl ise, bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlde öngörülen "bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış" ibaresinden anlaşılması gereken, eşyanın mutlaka belli bir yere kilitlenmesi ya da gizlenmesi olmayıp, bina veya eklentisi içinde bulundurulmuş olmasıdır.
Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunun, bina veya eklentileri içine girilerek işlenmesi mümkün olduğu gibi bina veya eklentiye girilmeden de işlenmesi olanaklıdır.
Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için bina veya eklentilerinin kapısının açık olması ya da anahtarın kapının üzerinde bulunmasının bir önemi olmayıp, bu yere girilmekle hırsızlık suçunun icrai hareketlerinin başladığı kabul edilmelidir.
Bu aşamada suça teşebbüs hükümleri üzerinde de kısaca durulmalıdır.
TCK"nun 35. maddesinin birinci fıkrasında; "kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur" şeklinde tanımlanan suça teşebbüsün varlığından söz edilebilmesi için;
1- Fail ya da faillerde kasıtlı bir suç işleme kararı olmalı,
2- Elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlanmalı,
3- Failin elinde bulunmayan nedenlerle suç tamamlanamamalı veya amaçlanan sonuç gerçekleşmemelidir.
Suça teşebbüste fail, eylemini tamamlamak amacıyla hareket etmesine karşın, elinde olmayan nedenlerden dolayı fiilini gerçekleştirememekte, bu durumda kişiye tamamlanmış suça oranla daha az ceza verilmektedir.
Genel olarak suçun dış dünyada oluşmaya başladığı süreç, "hazırlık hareketleri" ve "icra hareketleri" olmak üzere birbirinden farklı iki evreye ayrılmaktadır. Suçu işlemek için kullanılacak aletlerin üretilmesi ya da temini, eylem yerinin araştırılması veya gözetlenmesi, eylemle ilgili çeşitli bilgilerin toplanması, suç işlendikten sonra sorumlu tutulmayı önleyici tedbirler alınması, suçtan elde edilecek eşyalar için güvenli bir yer ayarlanması gibi fiiller hazırlık hareketleri olup, suç tipini oluşturan icra hareketlerinden önce gerçekleştirilen ve cezalandırılmayan davranışlardır. Teşebbüs, suçun tamamlanmasından önce, fakat hazırlık hareketleri aşamasından sonra gelen, başlanmış ancak bitirilememiş bir eylemli evreyi ifade etmektedir.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanıkların, mağdurun oturduğu binaya girerek anahtarı üzerinde bırakılan daire kapısını açtıktan sonra ayakkabıları ile içeride dolaştıkları sırada evde bulunan mağdur ve arkadaşları tarafından yakalandıkları olayda; mağdurun taşınır malını koruduğu egemenlik ve tasarruf alanına müdahale edip hırsızlık suçunun kanuni tanımında belirtilen elverişli hareketlere başlayan ancak mağdur ve arkadaşlarının kendilerini görmeleri üzerine hırsızlık suçunu tamamlayamayan sanıkların bu aşamaya kadar gerçekleştirdikleri eylemlerinin, hırsızlık suçunun kanuni tanımında öngörülen neticeyi meydana getirmeye elverişli olduğu hususu dikkate alındığında, yerel mahkemece "sanıkların eve hırsızlık amacı ile değil evde bulunan kişilerin daveti üzerine sohbet dinlemek amacı ile girdikleri şeklindeki savunmalarına, bu savunmalarının yabancı bir eve kapı çalmadan ayakkabı ile girme eyleminin hayatın olağan akışına uygun olmaması ve sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olması nedeniyle itibar edilemeyeceği, kaldı ki bu beyanların şikâyetçi tarafından doğrulanmadığı gibi sanıkların olay anında alkollü olduklarını beyan ettikleri" şeklinde gösterilen gerekçenin dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli, yasal ve yeterli olması, ayrıca bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşyanın bulunduğu yerin kapısının açık olmasının ya da anahtarın kapının üzerinde bulunmasının suçun nitelikli hâlinin oluşmasına engel teşkil etmemesi karşısında; sanıkların suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan TCK"nun 142/1-b ve 35. maddeleri uyarınca hırsızlık suçuna teşebbüsten cezalandırılmalarına ilişkin hükümlerin isabetli olduğu kabul edilmelidir.
Ancak, hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 140-85 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK"nun 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi karşısında, sanıklar hakkında belirtilen maddenin uygulanması bakımından, yeniden bir değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün TCK"nun 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28.05.2014 gün ve 20907-10655 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2009 gün ve 44-323 sayılı hırsızlık suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08.10.2015 gün ve 140-85 karar sayılı kararı ile TCK"nun 53. maddesinin iptal edilen hükümleri gözetilerek, sanıklar hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle BOZULMASINA,
Ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun, 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkralarından TCK"nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılarak yerine; "Kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetine karar verilen sanık hakkında Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08.10.2015 gün ve 140-85 sayılı iptal kararı gözetilerek TCK"nun 53/1-2-3. maddesinin uygulanmasına" ibaresi yazılmak suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.