Ceza Genel Kurulu 2017/205 E. , 2017/526 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza
Nitelikli yağma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanıklar ..., ... ve ..."ın eylemlerinin kendiliğinden hak alma suçunu oluşturduğu kabul edilerek, 765 sayılı TCK"nun 308/2, 61 ve 59/2. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 203 Lira adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Çorum Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.05.2005 gün ve 276-227 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ve katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.11.2012 gün ve 12695-20890 sayı ile;
"...Oluş ve dosya içeriği ile katılanın anlatımlarına göre; 04.04.2005 tarihinde öğlen saatlerinde sanıklar ... ve ...’ın katılan ...’ın işyerine geldikleri, sanık ...’ın "…Bize 15 milyar vereceksin. Biliyoruz ki bu miktar sana dokunmaz…"; sanık ...’ın da "amcan Fevzi’den 15 milyar götürmüştük, bunu hatırlarsın. İstediğimiz parayı verebileceğini biliyoruz…" dedikleri, sanık ...’ın devamla "Altuğ bey! Arabanızın yanması, kurşun sıkılması gibi şeylerin başınıza gelmesini istemiyorsanız bu parayı tedarik etmeniz gerekiyor" ve sanık ...’ın da "…Kimseyi tehdit etmeyiz, biz yaparız. Duymuş olmalısın bir süre önce bir adama kurşun sıktırdık, sıkan adamımızı ortağın iyi tanır…" biçiminde sözler söyleyerek katılanı tehdit ettikleri ve işyerinden ayrıldıkları, ertesi gün sanık ...’ın tekrar gelip katılanın ortağına "ödemeyi yapsın. Arabalarınız yanabilir, size kurşun sıkılabilir, …ya parasını ya da başını yiyeceğiz" ve telefonla katılanla görüştüğünde de "…Biz bu yola baş koyduk, ya can alırız, ya da can veririz" dediği, sonraki günlerde bürosuna giderek ve telefonla tehditlerini sürdürdükleri, 07.04.2005 tarihinde yanlarında sanık ... de olduğu halde bürosunda bulamayınca evine gittikleri ve sanık ...’ın "kurşun sıkmasını da, yemesini de biliriz. İşin ciddiyetini anlayabilesin diye evine geldik, bu işi uzatma." dediğinin anlaşılması karşısında; sanıkların 5237 sayılı TCK’nın 149/1-c, d ve 35. maddelerine uyan yağma suçunu işlediklerinin kanıtlandığı gözetilerek hükümlülüklerine karar verilmesi yerine, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile eylemin kendiliğinden hak alma suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 18.04.2013 gün ve 11-154 sayı ile direnerek sanıkların mahkûmiyetlerine karar vermiştir
Bu hükmün de, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2014 gün ve 274421 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 390-777 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 06.03.2017 gün ve 11-524 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ..."na karşı teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma ve sanıklar ... ve ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin, sanık ... hakkında katılan ..."a karşı teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan kurulan beraat hükmü ise özel dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kendiliğinden hak alma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların eyleminin, 765 sayılı TCK"nun 308. maddesi kapsamında "kendiliğinden hak alma" suçunu mu yoksa “nitelikli yağma” suçunu mu oluşturduğunun, “kendiliğinden hak alma” suçunu oluşturduğunun kabulü halinde dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, direnme hükmünün yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda, direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan, ilk hükümdeki gerekçenin tekrarlanması suretiyle direnme hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı CMK’nun 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacağından kuşku yoktur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkeme tarafından CMK’nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulması, bunun yanında direnmeye ilişkin gerekçenin de gösterilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Yerel mahkemece, Özel Dairenin bozma kararı ile tamamen ortadan kalkan sanıklar hakkındaki ilk hükümde direnilirken, bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün belirtilen nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2013 gün ve 11-154 sayılı direnme hükmünün, usul ve kanuna uygun direnme gerekçesi gösterilmeden karar verilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.