Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/1258
Karar No: 2017/525

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1258 Esas 2017/525 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/1258 E.  ,  2017/525 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Günü : 27.12.2012
    Sayısı : 436-361

    Sanık ..."ın suç işlemek amacıyla kurulmuş olan silahlı örgüte üye olma suçundan 5237 sayılı TCK"nun 220/2-3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis; katılan ..."ya yönelik nitelikli yağma suçundan aynı Kanunun 149/1-a-c-f-g ve 62. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden TCK"nun 53, 58/9 yollaması ile 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.12.2012 gün ve 436-361 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.05.2015 gün ve 8188-40734 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 01.07.2016 gün ve 128710 sayı ile;
    "...Sanığın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olduğuna, örgüte yardım ettiğine, aldığı emir ve talimatlar doğrultusunda hareket ettiğine dair cezalandırılabilmeye yeterli delil bulunmamaktadır. Kaldı ki, sanığın suç örgütüne üye olduğu kabul edilse dahi, hakkında TCK"nın 220. maddesinin yedinci fıkrası uygulanmalı ve dolayısıyla hükmolunacak cezada indirim yapılması gerekmektedir.
    Diğer taraftan yağma suçundan kurulan hükme ilişkin delilleri incelediğimizde, emlakçılık yapan katılan ..."nun 17.12.1996 tarihinde vefat eden .... isimli şahsın tarlasının bir başka kişiye satılmasına aracılık ettiği ve bu işlemden dolayı 2.500 Lira komisyon aldığı, yine emlakçılık yapan sanık ..."ın da bu satıştan komisyon alacağı olduğunu iddia ettiği, ancak bu iddianın doğruluğu hususunda yerel mahkemece yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa ki, emlakçıların gayrimenkul satışlarında birbirlerine aracılık ettikleri, satım işlemlerinde karşılıklı anlaşma gereği birbirlerinden komisyon aldıkları ticari hayatın gereklerine göre olağan kabul edilmektedir. Dolayısıyla, kararda her ikisi de emlakçı olan, sanık ... ile katılan ... arasında hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın var olup olmadığı araştırılmalı ve bu doğrultu da sanık hakkında TCK"nun 150. maddesi hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekmektedir; oysa ki yargılamada kovuşturma eksik yapılığı gibi, suç niteliğinde değişiklik yapılmasına sebep olabilecek olan anılan maddenin uygulanma olasılığı da tartışılmamıştır.
    Yukarıda belirttiğimiz gerekçeler doğrultusunda sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve yağma suçlarından kurulan mahkûmiyete ilişkin hükümlerle ilgili onama kararlarının kaldırılarak bozma kararı verilmesi gerekir..." düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince, 20.09.2016 gün ve 4932-5818 sayı ile, itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olma ve katılan ..."ya karşı nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
    1- Sanık ..."ın suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olma veya örgüte yardım etme eyl....in sübutu ve nitelendirilmesi,
    2- Sanık hakkında yağma suçuna ilişkin olarak TCK"nun 150. maddesinin uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi yönünden eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığı,
    3- TCK"nun 168. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığı,
    Noktalarında toplanmaktadır.
    İncelenen dosya kapsamından;

    ..."ın şikâyeti üzerine Bekilli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerince yapılan istihbarî çalışmalarda; liderliğini Ramazan Koçyiğit"in yaptığı "Ece Mehmet Grubu" içerisinde faaliyet gösteren Sıddık Kaya"nın, 2006 yılında bu gruptan ayrılarak Sabit Ünver, ..., ..., ... ve kimliği tespit edilemeyen kişiler ile birlikte farklı bir oluşum içerisine girdikleri, adı geçenlerin Sıddık Kaya"nın liderliğinde örgüt kurduğu, örgütün bölgede zengin ve nüfuzlu kişileri tespit ederek grup içerisindeki bayanlarla tanıştırarak fuhuş yaptırdıkları, fuhuş esnasında grup lideri tarafından belirlenen silahlı elemanların baskı ve cebir uygulayarak silah zoru ile mağdurların üzerindeki para ve kıymetli eşyaları alıp boş senet imzalattırdıkları, bu senetlere istedikleri meblağı yazarak tahsil edip örgüte maddi kaynak sağladıkları, ayrıca Denizli ve ilçelerinde uyuşturucu madde, silah ve tarihi eser kaçakçılığı yaparak elde ettikleri gelirle örgüte maddi kaynak sağladığına dair bilgi edinilmesi üzerine örgütün faaliyetlerinin tespit edilmesi ve suça karışan diğer faillerin belirlenebilmesi amacıyla “ZORBA 04” isimli çalışma başlatıldığı, yapılan istihbarî faaliyetler neticesinde Çal Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adı geçen kişilerin cep telefonları tespit edilerek, Çal Sulh Ceza Mahkemesince 17.01.2008 gün ve 12 sayı ile iletişimin tespiti kararı verildiği, iletişimin tespiti çalışmalarının devamında Sıddık Kaya"nın suç örgütü ile bir bağlantısının bulunmayıp sadece adının kullanıldığının ve örgüt liderinin ... olduğunun tespit edilmesi üzerine sanık ..., inceleme dışı sanık ... ile diğer bazı sanıkların kullandığı cep telefonları da tespit edilerek haklarında iletişimin tespiti kararları alındığı,
    Yerel mahkemece; inceleme dışı sanık ..."nın örgüt içerisindeki konumu ile diğer sanıklara emir ve talimat vermesi karşısında bu örgütün lideri, sanık ... ile birlikte toplam on üç kişinin de örgütün üyesi oldukları, toplam yedi kişinin ise bu örgüte bilerek yardım ettikleri, örgüt liderinin, örgüt üyeleri üzerinde hâkimiyeti bulunduğu gibi aralarında hiyerarşik bir ilişkinin tespit edildiği, örgüt lideri olan inceleme dışı sanık ...’in örgüt içerisinde “abi” lakabı ile tanındığı, üyelerinin ise genelde “yeğen” olarak lanse edildiği, örgütün halk arasında doğulular grubu olarak bilindiği ve süreklilik arz edecek nitelikte birlikteliklerinin bulunduğu, bu suretle örgüt faaliyeti kapsamında; senedin yağması, dolandırıcılık ve hırsızlık suçlarını işledikleri kabul edilerek bu kabule dayanak teşkil eden birden fazla olayın tespit edildiği,
    Suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyetleri kapsamında işlendiği kabul edilen bu eylemler arasında sanık ... hakkında açılan davaya konu tek eyl....; sanık ... ile inceleme dışı sanık ..."in, ...."a ait Sarayköy ilçesindeki tarlanın Haşmet Türker"e satılmasında katkılarının bulunduğu gerekçesiyle bu satış nedeniyle katılan ..."ya ödenen komisyon ücretinden pay istemeleri ve katılanın da kendisi dışında kimsenin bu taşınmazın satışına aracılık etmediği gerekçesi ile istenen parayı ödememesi üzerine sanık ... ve inceleme dışı sanık ... tarafından tehdit edilmesi ve bir süre devam eden bu tehditler sonucu inceleme dışı diğer sanık ..."ın bürosunda biri 500 Lira, diğeri ise 1.000 Lira bedelli iki adet senedin katılana zorla imzalatılması olayı olduğu,
    Sanık ... ile inceleme dışı sanık ..."in kullandıkları telefon hatlarına ilişkin iletişimin tespiti esnasında katılan ile inceleme dışı sanık ..., inceleme dışı sanıklar .... ve ...., sanık ... ile inceleme dışı sanık ... ve inceleme dışı sanıklar .... ile Adnan arasında değişik tarihlerde yapılan görüşmelere ilişkin düzenlenen iletişim tespit tutanaklarında özetle;
    28.01.2008 tarihinde saat 16.23 sıralarında inceleme dışı ...."in, katılanı aradığı, ...."in “Halil aramadın”, katılanın “yarına kadar sabret, her şey tamam, eksiği çıkmazsa, tapu saat üçe randevu verdi, yarına kadar sabret, çözüvereyim abim bu işi”, ...."in “yarın diyorsan bekleriz” katılanın “tek beklediğimiz bugün yola çıkmış, Erzurum"daki abla önemli olan onun gelmesi Denizli"ye” ...."in “yarın bekliyom bak”,
    05.02.2008 tarihinde saat 16.54 sıralarında inceleme dışı ...."in, katılana mesaj yoluyla “Halil yarına kadar borcunu ödemezsen senetleri hocadan alıp avukata vereceğim, sonra senle görüşürüz”,
    13.02.2008 tarihinde saat 16.36 sıralarında inceleme dışı ...."in, inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."in “.... bana da telefonu açmıyor şerefsiz, mübalasız on defa çaldırdım, tapuyu getirecek işte, ben o adamdan alıp almadığına bakacam, yani tapudan, aldıysa ben gidip çökecem tepesine, o adamdan paranı alırım yani, ama ben dedi tapuyu alıp seni arayacam”, ...."in “abi yalan söylüyor” ...."in “sen sıkma canını, sabret, eğer beni atlarsa söz yarın onu çağıracam, senin eline verecem, al diyecem”, ...."in “tamam o zaman”, ...."in “yarın işte eğer o adamlar aldıysa yarın biz parayı alırız ondan”, ...."in “yarın olmazsa sen evrakları yarın”, ...."in “yarın olmazsa dediğin gibi, ben evrakları veriyorum gidiyorum”, ...."in “şey olacak olursa gideriz, beraber gideriz”,
    19.02.2008 tarihinde saat 13.35 sıralarında inceleme dışı ...."in, sanık ..."ı aradığı, ...."in “gelcen mi, geleyim mi ben”, ...."ın “bi şey yok, bitiremedik daha”, ...."in “y.... et”, ...."ın “iki milyarını alacaktık, birer milyar alacaktık, o adam geldi şimdi, hatta ....ağabeyin köylüsüymüş, adam çekindi, biz bi daha düşünelim deyip çekip gitti, yoksa öğretmen evinde bittiydi iş, büroya adamlar ile geldik bi daha düşünelim deyip çıktı gitti”, ...."in “hadi ya, bugün halledemez miyiz”, ...."ın “abim mümkün değil, y....lik olsun, bir milyon param var cebimde, çakallan buluşacağım işte, ben seni ararım”, ...."in “buluş, hallediver o zaman”, ...."ın "sıcak bir gelişme oldu mu, inşallah bir şeyim o kaldı”,
    20.02.2008 tarihinde saat 10.24 sıralarında sanık ..."ın, inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."in “.... ağabey şeyle görüştün mü, o Halil"le”, ...."ın “kim....”, ...."in “...."le...."le”, ...."ın “...."le görüştüm, bir tapu var elimde dedi, perşembe gününe kadar bitireceğim dedi, satarsa satar geçelim dedim, perşembe gününe kadar bitirecek büyük ihtimal, olmayacak olursa biliyorum ben yapacağımı, ...., verdiği yerleri satıp işimizi göreceğiz, çok sıkıldık, 250 milyon şeyi var, d.... aradı, ödemezsen icraya verecem, sonra Bedri ağabeyin yanına gittim, dedim böyle böyle, bu sefer dedi, onu niye arattırıyon dedi, ne etcen bilmiyom”, ...."in “sat gitsin ağabey, o zaman bu şerefsiz bu ya”, ...."ın “onu koşturuyom, olmazsa öyle etcez, ama işim bitinceye kadar sesimizi çıkarmayalım, köprüden geçesiye kadar, aman dayı diyelim, yarın dananın kuyruğu kopacak”, ...."in “bugün yarın sallıyor şerefsiz”,
    22.02.2008 tarihinde saat 15.14 sıralarında sanık ..."ın, inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."ın “bu şerefsiz, telefonları kapalı ikisi de, ya tapu dairesinde ya önemli bir yerde ya da bilerek kapatıyor, kaçıyor, akşam bi evine varam da, yarın olmazsa ona göre hareket edelim”, ...."in “ben gelim mi”, ...."ın “ben bi görüşem, olmayacak olursa öbür türlü halledelim, ne yapalım”, ...."in “tamam, öyle yapalım insanoğluyla”, ...."ın “bu insanlıktan anlamayacak, bu şerefsiz”, ...."in “valla ben senin yerinde olsam bu işi uzatmam, pazartesi verecen, satışa çıkaracan geçecen”, ...."ın “olmazsa öyle etcez, bu akşam öğrenirim onu sessiz sedasız etcez, daha onun bize en az 25-30 milyar daha borcu kalıyor”, ...."in “bak, arabanın satışını bir türlü yapamadık”, ...."ın “akşam ben sana bilgi veririm, ben o şahsı çağırır, gelirim buraya”,
    25.02.2008 tarihinde saat 13.25 sıralarında sanık ..."ın, inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."ın “haber çıkmadı işte, önümüzdeki hafta içinde bitirem diye, ama bende işte işe geçtim”, ...."in “faaliyete geçtin mi”, ...."ın “bu hafta içinde bitirecem diyor, ama ben inanmıyom artık, 2-3 güne sonuç alırız, bir yere geçeririz, ben şey ettiğim zaman aramızda kalsın, ben onu geri verecekmiş gibi hareket ediyom, anladın mı demek istediğimi, 2-3 gün içinde sonuç alırız”, ...."in “taksit çıkardım diyon yani, senin borçları karşılamıyo demi o”, ...."ın “ağabey mümkün değil, daha çok kalıyo, mecburen şey etmek zorunda kaldık, yoksa canı cehenneme”, ...."in “yani”, ...."ın “yarın bizim mahkeme var, ..."nun o zaman ben girmedim ya”, ...."in “onun bizde senedi var, senin haberin var mı”, ...."ın “siz de senedi var ha, haberim yok, yarın bakalım gelecek mi mahkemeye, bak bilmiyom”, ...."in “gelmez o mahkemeye de, şimdi borcundan dolayı 1,5 milyarlık senet aldım ben ondan ya, şey olacak olursa mahkemede onu söyleyebilirsin, borcundan dolayı senet de verdi yani”, ...."ın “ben demem onu, sizin başka alışverişiniz de varmıştır, bilmem derim ben anladın mı, kendi aralarında alışveriş vardır derim, çünkü olduğumuz zaman benim için iyi olmaz”, ...."in “o zaman tamam yani”, ...."ın “hayır o başka bir işten alışveriş etmişler derim, olabilir derim”, ...."in “hayır, arsa olayından ya arsa olayından, şerefsizler arsayı sattılar, ödemediler ya”, ...."ın “ne zaman ne günü verdiydi senedi o”, ...."in “şey çok oldu, ta o zamanlar yakaladığım zamanlar, dedim ya ben sana”, ...."ın “haberim yok, ben ilk defa duyuyom yalnız”, ...."in “dedim ya, halletcek falan dedim, senedi söyledim ben sana”, ...."ın “günü geçti mi”, ...."in “bi tanesinin günü geçmedi, bi tanesinin günü geçti, 500 bin günü geçti, 1 olanın günü geçmedi”, ...."ın “onu ne diyo, ne zaman ödeyecek”, ...."in “para olursa hemen ödeyecek, senet formalite yani, senedi vereyim de ödeyecem dedi, bizim hoca yok mu, .... Hoca, o ödeyecek, hala ödeyecek işte”, ...."ın “anladım, hayır beni ondan sormazlar ya kendisinin bir çok yere borcu var derim”, ...."in “hayır sen o senetten bahsetme zaten”, ...."ın “senetten bahsetmeyelim, zorla alınmış gibi olur”, ...."in “yok canım, zorla değil ya, zorla senet mi alınır, sen ne biçim konuşuyon .... ağabey ya”, ...."ın “belli mi olur, o şerefsiz şimdi ağzını şey eder orda”, ...."in “hayır alakası yok, şimdi bak zorla alınma diye bi şey yok, kendisi borcundan, hatta haca vardı yani, hoca yok mu yani, onun yanında bu parayı ödeyecem dedi, hoca dedi, bak beni de kefil ettin dedi, tamam o zaman senet vereyim dedi, yaz hoca dedi, o imzaladı anladın mı”, ...."ın “tamam o zaman”, ...."in “zorla senet mi, öyle şey mi olur ya, ne biçim konuşuyon, nerede yaşıyoz, dağda mı, öyle zorla senet mi alınır ya”, ...."ın “hayır öylesi der yani”, ...."in “o diyebilir ha, o dediğinde olabilir”, ...."ın “iyi ben yarın çıktıktan sonra ararım”,
    10.03.2008 tarihinde saat 13.25 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in sanık ..."ı aradığı, ...."in “.... ağabey bizim adamdan ses çıkmadı mı ya”, ...."ın “aradı, yarın evraklarını toparlıyorum, yarın bitecek dedi, bir günlük iş onun için, ben senden daha fazla doluyum, on dört aydır birikim var”, ...."in “köprüyü geçene kadar”, ...."ın “seslenmeyip duruyom”, ...."in “sen şey etme, ben gerekeni şey ederim”, ...."ın “geçenlerde dedim, bir çok kişi bu olaya bakıyo, bana bakıyo dedim, ortadan çekilsem dumanını çıkaracaklar senin dedim, onları karıştırmayalım diyo, karıştırmayak işi bitir dedim”, ...."in “sen rahatla ben rahatlayım”, ...."ın “inşallah yarın bir sonuç alırız yani şey için”, ...."in “bana alo dersin”,
    11.03.2008 tarihinde saat 14.56 sıralarında sanık ..."ın inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."ın “aradı şimdi beni, sen veriyorsun elimize karışık dava dedim, uğraşıp duruyoz, sen ne zaman bitecek ya”, ...."in “tamam senden önce beni de aradı, beş dakika önce”, ...."ın “ne dedi sana”, ...."in “önce seni aramış, ondan sonra beni aradı, .... ağabeyi arayacakmışın dedim, tamam dedi, ararım dedi”, ...."ın “tamam o zaman, sesini çıkarma, iyice ürktü artık”,
    14.03.2008 tarihinde saat 13.25 sıralarında sanık ..."ın inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."in “bi gelişme yok mu”, ...."ın “bekliyoz işte pazartesi evrakları bitirecem dedi”, ...."in “hani dün gelecekti bu”, ...."ın “güya öyleydi, ama gelmedi işte, denk gelirse bir sor”, ...."in “yok canım”, ...."ın “o zaman pazartesi günü şey edelim, kendi işimizi bozmayalım”, ...."in “ara dersen ararım, ama sen gerek dersen başka”, ...."ın “arama o zaman, dün zaten çok yalvardı, kötülüğünen bir yere varılmayacak, mümkün olduğu kadar kandırarak şey edelim, çünkü hepimiz için iyi olacak”,
    17.03.2008 tarihinde saat 16.44 sıralarında sanık ..."ın inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."in “napıyon, gelişme yok mu”, ...."ın “yok bi gelişme, arıyacam evrak getirecem diyo, isterseniz elinizde senet var, arayacaksanız arayın diyo”, ...."in “olmazsa”, ...."ın “ağabey istersen ara, bi yol de, ya biz şimdiye kadar .... ağabey"in hatırına bekledik de, bizim elimizde elli milyarlık senet ne olacak de, bizi geçti de, bi şey de diyeceksen, istersen yarın gel benim telefonumdan ara”, ...."in “ha öyle olur, öyle yapalım”,
    18.03.2008 tarihinde saat 15.18 sıralarında sanık ..."ın inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."ın “ağabey telefona çıkmıyo bu şerefsiz, elinizdeki senedi bilmiyom ne yapacaksanız yapın, bizim iş uzayacak, bu saatten sonra kendiniz bilirsiniz”, ...."in “tamam bi yüz yüze görüşelim de”,
    25.03.2008 tarihinde saat 13.43 sıralarında sanık ..."ın inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."ın “öbür iş perşembe günü bitecek, bizim dediğimiz gibi olmayacak ama bitecek yanlız, ben sana bilgi veririm, tamam mı”, ...."in “kesin mi, yani iş bitmeden haber et de, hiç olmazsa şey edelim”, ...."ın “tamam, sen öbürkileri karıştırma, kendi aramızda çözeriz, istediğimiz gibi bitmeyecek çünkü, ben sana söz verdiğim gibi yardımcı olacam”, ...."in “tamam anladım, hadi görüşürüz”,
    05.04.2008 tarihinde saat 16.44 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in sanık ..."ı aradığı, ...."in “nasıl etti o deyyus, halletmedi herhalde”, ...."ın “halletmedi, salı günü sondu, o gün dananın kuyruğu kopacak”, ...."in “geçen gün ....vardı da, ben Kuşadası"ndayım diyor, biraz işlerim var, oradayım diyor”, ...."ın “salıya kadar bekleyin siz onu, şeyin farkında bağlantı, arada benim olduğumu biliyor şerefsiz, dün yalvarıyor, bizim oğlanı aramış”, ...."in “şerefsiz, o halletmedi mi, ondan sonra sen işi bize bırak, tamam mı”, ...."ın “anladım, inşallah hallerde”,
    19.04.2008 tarihinde saat 17.32 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in sanık ..."ı aradığı, ...."in “noldu, halletmedi mi o ya”, ...."ın “salı gününe kaldı, hesabı görecez, hesap kesildi kesin”, ...."in “kesin, ağabey göremeyeceğiz”, ...."ın “yav görürse görür, görmezse kendimiz görürüz, ağabeyim öbür türlü yaparız ya”, ...."in “tamam canım orası öyle de, haber var mı diye şey ettim”, ...."ın “haber yok, dün akşam geldi yanıma, salı günü son hesap görülecek, salı gününe kadar ellemeyin ya, salı gününe kadar bi şey etmeyin”, ...."in “tamam bekliyoz”,
    25.04.2008 tarihinde saat 16.44 sıralarında sanık ..."ın inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."in “hallolmadı mı .... ağabey şeyin işi”, ...."ın “hallolmadı daha, akşam gelecek, buluşalım dedik, boyuna kıvırıyor, yok daire verecem, yok arsa verecem”, ...."in “boyuna sallıyor”, ...."ın “bekliyoz, ben sana bilgi veririm”,
    30.05.2008 tarihinde saat 11.05 sıralarında sanık ..."ın inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."ın “Kuşadası"na gidecektik, oradan bir yer vereyim dedi...., bu atmış yetmiş diyo da, sordum arkadaşlara kırk beş elli anca yapar dediler, yirmi milyar kurtarmış olacaz, aklıma şu geldi, ben bunu alırsam üstümdekileri vermezsem yine kurtarmıyor, ama psikolojik olarakta rahatsız oluyom bundan, anladın mı” ...."in “en azından biraz daha şey olur, maddi olarak sıkıntıdayız şu anda”, ...."ın “sabahleyin arayacaktım aslında, ulan hıncı benim şeyimi kıramaz, gidelim diyiverir, aklına şey gelir diye şey etmedim ben”, ...."in “gidebilecek durumda olsam hayır demem sana”, ...."ın “hiç olmazsa ona yirmiyi ödettirene kadar, üstünü alır geçeriz”, ...."in “valla şeyse bizim yiyenlerden bir tanesini gönderelim diyom, eğer şeyse”, ...."ın “hani şey olursa ben ararım, gerekirse sağlam birini gönder büroya derim sana ben”, ...."in “tamam anladım, ben şey ederim, alo derim ben sana, yönlendiririm onu”,
    07.06.2008 tarihinde saat 14.13 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in sanık ..."ı aradığı, ...."ın “pazartesi gideceğim Kuşadası"na, tamam dedi, harcı yatırdı, inşallah bitirir geliriz, çok sıkışığım, bitirelim gelelim, ben seni pazartesi akşam ararım”, ...."in “sen ona söylemeyeceğin mi, şu kadarını ...."e vereceğim falan, öyle bir şeyler de”, ...."ın “ağabey bak, üstüme bi şey almadıktan sonra ben bir şey diyemem, çünkü bu dövsen de sövsen de kaşarlanmış”, ...."in “aldıktan sonra söyle yav”, ...."ın “aldıktan sonra söylemez miyim, yanından ararım, hiç sorun değil”, ...."in “arkadaş mesela şu kadarını ...."e vereceğim, ben ona göre borcumu oradan”, ...."ın “ben bilirim onu”, ...."in “hiç olmazsa ondan çıksın, senden niye çıkacak ki, biz halükarda yine alırız, sıkıştırır alırız yani, o şekilde yapalım”, ...."ın “tamam ağabeyim, tamam ne demek istediğini anladım”, ...."in “tamam o şekilde olsun, anladın demi”,
    11.06.2008 tarihinde saat 12.49 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."in “sen gelebilir misin, Halil bana 400 Lira para koydu, ben sana vereyim”, ...."in “hocam ben ameliyat geçirdim de, yeğeni göndereyim olmazsa, sen bir yer söyle, oraya göndereyim”, ...."in “olur, onun senedini de onun bir milyar senedi var, onu da gönder, geri kalanını da ben alacam ondan, sana verecem”, ...."in “o zaman ben senedi avukata vermiştim de, avukattan aldırıyım ben onu”, ...."in “tamam senin paraların hepsini aldıracam ondan, onun bi işi var şu anda elinde, o olursa hepsini alacam ondan, sen onu gönder bana, ben sana bunu verem, tamam mı”, ...."in “tamam, ben bir avukatı arayım”,
    11.06.2008 tarihinde saat 12.49 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in inceleme dışı sanık ..."ı aradığı, ...."in “bizim avukat yok mu, oraya git, senet var iki tane, onu alıver de, bizim .... ağabey var onun yanına götürecen, senetleri al bana bir çağrı yap”, Adnan"ın “tamam oldu”,
    11.06.2008 tarihinde saat 13.03 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in inceleme dışı sanık ..."ı aradığı, ...."in “hocam seni bayram yerinde yuvarlak çeşmenin orada bekliyor, onun yanına gittin mi çağrı yap senetleri al bekliyor seni”, Adnan"ın “tamam koşuyom ben o zaman”,
    11.06.2008 tarihinde saat 13.16 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in inceleme dışı sanık ..."ı aradığı, ...."in “aldın mı”, Adnan"ın “bir milyarlık bir, beş yüzlük bir demi, meydandayım, bir dakka sonra oradayım”, ...."in “tamam oraya varınca .... ağabey oradadır zaten”,
    11.06.2008 tarihinde saat 13.35 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in inceleme dışı sanık ..."i aradığı, ...."in “çeşmenin yanında dikeliyorum, çocuk gelsin oraya”, ...."in “bekliyor zaten orada hocam, siyah tişörtlü, senetlerin iki tanesini de vereyim mi”, ...."in “ver, ben alacam ondan ya, ben senin mağdur olmanı istemem ya ...., akrabamsın yani tamam mı, sen ikisini de şey et, ben onu veririm”, ...."in “ikisini de getiriyor, ben avukata vermiştim onu da”, ...."in “hiç bir şey yok ki üstünde, bir şey edemezsin, gerek yok ya, birmiş daha bitirdim mi, ben alacağım geri kalanını”, ...."in “oldu hocam”,
    11.06.2008 tarihinde saat 13.37 sıralarında inceleme dışı sanık ..."in inceleme dışı sanık ..."ı aradığı, Adnan"ın “çeşmenin yanındayım, geldi, ha siz misiniz, tamam geldi ağabey”, ...."in “tamam”, Adnan"ın “ben iki senedi veriyorum, emaneti alıyor muyum”, ...."in “he he, verecek hocam sana”, Adnan"ın “tamam bir saniye” dediği ve ...."in telefonu alıp “...., arkadaşa ben parayı, dört yüz lirayı veriyom”, ...."in “tamam oldu hocam sağol”, Adnan"ın “sende senedi veriyon, tamam”,
    Şeklinde konuştuklarının belirlendiği,
    Katılanın imzaladığı 12.01.2008 ödeme tarihli senedin 500, 25.03.2008 tarihli senedin ise 1.000 Lira bedelli oldukları, senetlerde borçlu kısmında katılanın adının yazılı, alacaklı kısmının ise boş olduğu,
    Katılan tarafından hükümden sonra mahkemeye sunulan 26.04.2013 tarihli dilekçede özetle; sanık ... ile aynı konuda çalıştıklarını, bazı durumlarda müşterek hareket edip yardımlaştıklarını, bu tip durumlarda satış olursa müşteri bulan veya satışa katkısı olan kişiye bir miktar pay vermenin adet gereği olduğunu, sattığı emlakla ilgili olarak sanık ..."ın, kendisine yardımcı olduğunu, bu satıştan sanık ..."a pay vermesi gerektiği halde pay veremediğini, ancak daha sonra bu konuda sanık ... ile anlaştıklarını, sanık ..."ın kendisinden zorla senet almadığını, senetlerin sanık ..."ın bilgisi dışında yanında çalışan inceleme dışı sanık ... tarafından yazıldığını, inceleme dışı sanıklar .... ve ...."den şikâyetçi olduğunda sanık ..."ın adının geçtiğini, sanık ..."ın, kendisinin yağmalanması ile bir ilgisinin bulunmadığını, kendisi hakkında bir şikâyetinin olmadığını, 08.12.2015 tarihli dilekçede ise; kendisine karşı suç işleyenlerin sanık ... ile inceleme dışı sanık ... olduğunu, adı geçenler hakkında kendisine karşı işledikleri fiil nedeniyle isabetli ceza tayin edildiğini, inceleme dışı sanık ..."in kendisine karşı işlenen suça karışmadığını, inceleme dışı sanık ... ve yanında bulunanlar tarafından tehdit edilirken inceleme dışı sanık ..."in gelip engel olduğunu, inceleme dışı sanık ..."in, .... ve yanındakiler ile fikir ve eylem birliği içinde olmasının mümkün olmadığını, inceleme dışı sanık ..."in bu olaydan kurtulmak için kendisine yardımcı olduğunu belirttiği,
    Hükmün verildiği 27.12.2012 tarihli oturumda sanık ... müdafii tarafından mahkemeye sunulan dilekçede özetle; suçu kabul etmemekle birlikte katılanın, ödediğini beyan ettiği 800 Liranın yasal faizi ile birlikte posta havalesi yoluyla gönderildiğinin, bu nedenle müvekkili hakkında TCK"nun 168. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiğinin, dilekçe ekinde katılan ..."ya gönderilen 1.130 Liralık havale dekontunun eklendiğinin belirtildiği, ancak dosya içerisinde bahsedilen dekonta rastlanılmadığı,
    27.12.2012 tarihli oturum tutanaklarına göre; sanık ... müdafiinin, katılanın zararını karşıladıklarını beyan edip buna ilişkin belgeyi mahkemeye ibraz ettiği, ancak duruşma tutanağında bu belgenin alınarak dosya arasına konulduğuna ilişkin bir ibareye yer verilmediği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... kollukta; emlakçılık yaptığını, Karataş Köyünde bulunan ...."a ait tarlanın Haşmet Türker’e satılmasına aracılık ettiği için 2.500 Lira komisyon aldığını, satış işl....den yaklaşık 40-45 gün sonra Nokta Emlakta çalışan sanık ..."ın kendisini telefonla arayarak “Karataş Köyündeki tarlayı 150.000 Liraya satmışsın, 100.000 Lirasını mal sahibine vermişsin, 50.000 Lirayı da cebine koymuşsun, o 50.000 Lirayı bize getir yoksa biz getirtmesini biliriz” dediğini, kendisinin de “alabiliyorsanız gelin alın” şeklinde cevap verdiğini, bu görüşmeden yaklaşık bir hafta sonra inceleme dışı sanık ..."in kendisini telefonla arayıp “biz senin iş yerindeyiz, seni bekliyoruz, parayı almaya geldik” dediğini, iş yerinin önüne gittiğinde sanık ... ile inceleme dışı sanık ..."in beklediğini gördüğünü, içeri girip oturduklarında sanık ..."ın “senin Karataş Köyündeki sattığın tarlayı ben satacaktım, oradan 50.000 Lira alacaktım, sen benim oradan alacağım 50.000 Liraya engel oldun, bunun için ben bu 50.000 Lirayı senden alacağım” dediğini, ardından inceleme dışı sanık ..."i gösterip “bu adam çek-senet mafyası, bundan sonra bu parayı bunlar senden söke söke alır” şeklinde sözler sarf ettiğini, borcunun olmadığını, alım satımdan dolayı 2.500 Lira aldığını, 50.000 Lira para veremeyeceğini söylediğinde ise sanık ..."ın yine inceleme dışı sanık ..."i göstererek “ben alacağımı bu adama havale ediyorum, bu adam parayı senden söke söke alır, artık bundan sonra senin muhatabın bu adam” diyerek iş yerinden ayrıldığını, baş başa kaldıklarında inceleme dışı sanık ..."in “arkadaş, bu yerin satışını .... yapacaktı, ama bu satışı sen yaptın ve 50.000 Lira aldın, ben bu parayı senden alacağım, eğer bu parayı vermezsen delik açarım, ben şimdi gidiyorum, sana üç gün müsaade, bende yeğen çok, senin ayaklarına ve diz kapaklarına sıkar felç ederim, bunu da kimin yaptığın bilemezsin” diyerek tehdit ettiğini, adı geçenlerin bu tehditlerinden korktuğu için Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına konu hakkında şikâyette bulunduğunu, yaptığı şikâyet sonucu dava açıldığını, duruşma gününden önce inceleme dışı sanık ..."in kendisini telefonla arayarak “mahkemeye gelirsen senin bacaklarını kırdırırım” dediğini, bu tehdide rağmen duruşma için adliyeye gittiğini, adliye girişinde tanımadığı dört kişinin yanına gelip “sen ... musun, biz ....’in adamlarıyız, bizi dayım gönderdi, mahkemeye girmeyeceksin, buradan geri döneceksin” diyerek tehdit ettiklerini, korktuğu için duruşmaya katılamadığını, daha sonraki bir tarihte inceleme dışı sanık ..."in kendisini telefonla arayarak tehditlerine devam ettiğini, sanık ..."ın da iki farklı tarihte yolunu keserek “öyle veya böyle bu parayı senden alacağız, kaçsan ne kadar kaçacaksın, .... seni arıyor, senin işini bitirecek” şeklindeki sözlerle kendisini tehdit ettiğini, daha sonra devreye "Hoca" lakaplı inceleme dışı sanık ..."in girerek kendisini iş yerine çağırdığını, inceleme dışı sanık ..."in iş yerine gittiğinde inceleme dışı sanık ..."in de orada olduğunu, inceleme dışı sanık ..."in kendisine “ben sizin meselenizi biliyorum, senin ....’e borcun olmadığını da biliyorum, ama bu adamlar pislik adamlar, aç adamlar bu adamlara 1.500 veya 2.000 Lira ver, bunlardan kurtul yarın bir yerde seni kıstırırlar bir tarafına bıçak sokarlar, pisi pisine gidersin” demesi üzerine “bu adama borcum yok, aramızda alacak verecek yok, ben niye para vereyim ki, hem benim o kadar param yok” şeklinde cevap verdiğini, ardından inceleme dışı sanık ..."in boş senetleri masaya koyup “ya bu senedi imzalarsın, ya da bu kapıdan çıkamazsın” diyerek tehdit edip belindeki silahı kendisine gösterdiğini, inceleme dışı sanık ..."in silah göstermesinden ve inceleme dışı sanık ..."in sözlerinden etkilendiği için senetleri imzalamak zorunda kaldığını, senetleri imzaladıktan sonra inceleme dışı sanık ..."in birisinin üzerine 1.000, diğerine ise 500 Lira yazdığını, borçlu olarak kendisinin gösterildiği senetlerde alacaklı olarak kimin isminin yazılı olduğunu görmediğini, inceleme dışı sanık ..."i başına bela edip bu şekilde senetlerin zorla imzalattırılmasını sağlayan kişinin sanık ... olduğunu, senetlerin imzalanmasından yaklaşık on gün sonra telefonla arayarak kendisini tehdit etmesi üzerine inceleme dışı sanık ..."e 200 Lira verdiğini, aradan kısa bir süre geçtikten sonra önce 200, daha sonraki bir tarihte ise 400 olmak üzere toplam 600 Lirayı inceleme dışı sanık ..."e verilmek üzere inceleme dışı sanık ..."e verdiğini, sanık ..., inceleme dışı sanıklar .... ve .... ile aralarında ticari bir ilişki bulunmadığı gibi adı geçenlere herhangi bir borcunun olmadığını, kendisini telefonla sürekli tehdit edip senet imzalattıran sanık ... ile inceleme dışı sanık ..."ten şikâyetçi olduğunu, mahkemede benzer anlatımlarından farklı olarak; inceleme dışı sanık ..."in iş yerinde inceleme dışı sanık ... ile komisyon ücreti nedeniyle tartıştıklarını, inceleme dışı sanık ... iş yerinden ayrıldıktan sonra inceleme dışı sanık ..."in kendisine “ben sizin meselenizi biliyorum, ...."e borcunun olmadığını da biliyorum, bu adamlar pislik adamlar 1.500 ya da 2.000 Lira para ver bunlardan kurtul” demesi üzerine “borcum yok niye vereyim” şeklinde cevap verdiğini, inceleme dışı sanık ... ile inceleme dışı sanık ..."in bürosunda bir kaç kez daha bir araya geldiklerini, bu buluşmaların birinde inceleme dışı sanık ..."in cebinden çıkardığı iki adet senedi önüne koyup imzalamasını istediğini, bu sırada inceleme dışı sanık ..."in belindeki tabancayı kendisine gösterdiğini, inceleme dışı sanık ..."in, sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ile birlikte hareket etmediğini, sanık ... ve inceleme dışı sanık ..."ten parasını alamadığını,
    İnceleme dışı sanık ... kollukta; katılan ile inceleme dışı sanık ..."i bürosuna gelip gitmelerinden dolayı tanıdığını, katılanın kendisine, inceleme dışı sanık ..."in Sarayköy ilçesindeki bir tarlaya müşteri bulmasını istemesi üzerine müşteri bulup tarlayı sattığını ve bunun karşılığı olarak 2.000-2.500 Lira komisyon aldığını söylediğini, inceleme dışı sanık ..."in de bu tarlayı kendisinin göstermesi nedeniyle katılandan pay istediğini ancak alamadığını, katılan ile inceleme dışı sanık ..."in bu konuyu konuşmak için bürosuna geldiklerinde katılanın borcunun yerine iki adet senet imzalayıp inceleme dışı sanık ..."e verdiğini, daha sonradan borcun ödenmesi için inceleme dışı sanık ..."in katılanı rahatsız ettiğini, bunun üzerine katılana borcunu ödeyip bu şahıslarla alışverişini kesmesi yönünde telkinde bulunduğunu, katılanın senetler nedeniyle inceleme dışı sanık ..."e ne kadar para ödediğini bilmediğini, katılana başka bir işten dolayı 400 Lira borçlu olduğunu, Haziran ayı başlarında katılanın kendisini arayıp alacağı olan 400 Lirayı inceleme dışı sanık ..."e ödemesini ve adı geçende bulunan senetleri almasını söylediğini, bunun üzerine inceleme dışı sanık ..."in gönderdiği kişiye 400 Lira verip karşılığında senetleri aldığını, bu durumu katılana söylediğinde ise senetlerin kendisinde kalmasını istediğini, mahkemede farklı olarak; bahse konu senetleri kendisi doldurduktan sonra katılanın imzalayıp inceleme dışı sanık ..."e verdiğini, inceleme dışı sanık ..."in katılanı alacağını tahsil etmek için tehdit ettiğine şahit olmadığını, sanık ..."ın bu olaya karıştığını görmediğini,
    İnceleme dışı sanık ... kollukta; sanık ..."ı emlakçı olması, katılanı da arazi alım satımı işi yapması nedeniyle tanıdığını, sanık ... ile birlikte Sarayköy"deki bir arsaya müşteri bulduklarını, ancak katılanın kendilerine tarla için daha fazla bedel ödeyecek bir müşteri bulduğunu, satması halinde komisyon ücretini aralarında pay edebileceklerini söylemesi üzerine taşınmaza ilişkin belgeleri katılana verdiklerini, katılanın araziyi satmasına rağmen kendilerinin hakkını vermediğini, katılanı birkaç kez arayıp komisyon ücretine ilişkin olarak para istediğinde parasının olmadığını ancak senet imzalayabileceğini söylediğini, bunun üzerine katılan ile birlikte inceleme dışı sanık ..."in iş yerine gittiklerini, burada inceleme dışı sanık ..."in doldurduğu senetleri katılanın imzaladığını, silah zoru ile senet imzalatmadığını, katılan ile ticari ilişkilerinin yanlızca bu olaydan ibaret olduğunu, ...."yu da sanık ..."ın arsa işi nedeni ile tanıdığını,...."in sanık ..."dan satın aldığı arsanın parasını ödemediğini, bu nedenle sanık ... ile birlikte adı geçenle görüşmeye gittiklerini, bu görüşmede...."in sanık ..."a olan borcunu ödeyeceğini söylediğini, buna rağmen borcunu ödemeyen...."e önce sanık ..."ın daha sonra da kendisinin telefon açıp borcunu ödemesini istediklerini, katılanı tehdit etmediğini, kendisine okunan iletişimin tespit tutanaklarındaki görüşmelerin kendisine ait olduğunu, bu görüşmelerin bir kısmının içeriğini hatırlamadığını bir kısmının ise alacak verecek meselelerine ilişkin olduğunu, savcılıkta ve mahkemede benzer anlatımlarından farklı olarak; katılanın sattığı arsa nedeniyle kendisine ve sanık ..."a pay vereceğini, bu konu ile ilgili olarak inceleme dışı sanık ... ile görüştüklerini, katılanın “arsa satılırsa ben ....e para vereyim, ...."de size ödeme yapsın” dediğini, borcunu ödeyemeyince “senet vereyim, beni fazla sıkıştırmayın” şeklinde teklifte bulunması üzerine bu teklifi kabul ettiğini, katılanın inceleme dışı sanık ..."in bürosunda senetleri imzaladığını, söz konusu senetlerin inceleme dışı sanık ..."de kaldığını, vadesi geldiği halde ödeme yapılmaması üzerine avukatı aracılığı ile senetleri icraya verdiğini, inceleme dışı sanık ..."in parça parça kendisine ödemeler yaptığını, atılı suçlamaları kabul etmediğini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ...; emlakçılık yaptığını, herhangi bir örgüte üye olmadığını, inceleme dışı sanık ..."i tanıdığını ancak samimiyetinin bulunmadığını, kendisi ile ticari ilişkisinin olmadığını, inceleme dışı sanık ... ve .... ile farklı tarihlerde yaptığı telefon görüşmelerinin...."den olan alacağına ilişkin olduğu, katılanın seyyar emlakçılık yaptığını, birlikte satışına aracılık ettikleri taşınmaz nedeniyle kendisinden 2.500 Lira komisyon alacağının bulunduğunu, katılanın borcunu ödememesi nedeniyle kendisi ile görüştüğünü, alacağını tahsil edememesine karşın katılanı inceleme dışı sanık ... ile birlikte tehdit etmediğini, senet imzalattırmadığını, ancak inceleme dışı sanık ..."in katılandan para almış olabileceğini, çevreden inceleme dışı sanık ..."in zorla çek senet imzalatıp tahsilat yaptığını duyduğunu, inceleme dışı sanık ..."e katılandan para tahsil etmesini söylemediğini, 25.02.2008 tarihinde inceleme dışı sanık ... ile yaptıkları telefon görüşmesi sorulduğunda; inceleme dışı sanık ..."in kendisine katılandan iki adet senet aldığını söylediğinde bu olayla kendisinin bir ilgisinin bulunmadığını, senet alındığı duyulursa zorla alınmış gibi olacağından kimseye anlatmamasını ve bu olaya kendisini karıştırmamasını söylediğini, kendi sorununun katılandan hak ettiği komisyon ücretini ve ...."ya verdiği borcu alamamak olduğunu, inceleme dışı sanık ..."in katılandan senet aldığını, ancak katılanın hangi borcu nedeniyle inceleme dışı sanık ..."e senet verdiğini bilmediğini, 10.03.2008 tarihli görüşme sorulduğunda;...."in korkmuş gibi yanına gelip kendisinden inceleme dışı sanık ..."i bu olaya karıştırmamasını, kendi aralarında halledilmesini istediği için inceleme dışı sanık ... ile görüştüğünü, inceleme dışı sanık ..."ten beklentisi olmadığını, diğer görüşmeleri de...."den olan alacağını almak için yaptığını, bu görüşmelerde...."i zorlamadığını,...."in piyasaya çok borcu olduğunu, 50.000 Liralık bir senedinin inceleme dışı sanık ..."in elinde olabileceğini, bu senet ile ilgili inceleme dışı sanık ... ile görüşmediğini ve senet işine kendisini karıştırmamasını istediğini, inceleme dışı sanık ... ile...."den olan alacağına ilişkin olarak sık sık görüştüğünü, inceleme dışı sanık ..."ten elindeki senedi tahsil etmemesini ve bu olaya kendisini karıştırmamasını isteyip alacağını tahsil ettikten sonra 500 Lira vermeyi teklif ettiğini,...."i inceleme dışı sanık ... aracılığıyla sıkıştırmadığını, bir kısım görüşmelerde geçen ve inceleme dışı sanık ..."in...."i sıkıştıracağına yönelik sarf ettiği sözleri hatırlamadığını, atılı suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.
    Uyuşmazlıkların sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulmaları için her bir uyuşmazlık konusunun ayrı ayrı değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
    1- Sanık ..."ın suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olma veya örgüte yardım etme eyl....in sübutu ve nitelendirilmesine ilişkin uyuşmazlık konularının birlikte değerlendirilmesinde;
    5237 sayılı TCK"nun “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220. maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan hali;
    “(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
    (2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.
    ...
    (7) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır..." şeklinde iken, maddenin 7. fıkrasına, hükümden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 85. maddesiyle; "Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir" cümlesi eklenmiştir.
    Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da belirtildiği üzere, TCK"nun 220. maddesi anlamında bir örgütten bahsedilebilmesi için,
    a) Üye sayısının en az üç veya daha fazla kişi olması gerekmektedir.
    b) Üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalıdır. Örgütün varlığı için soyut bir birleşme yeterli olmayıp, örgüt yapılanmasına bağlı olarak gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır.
    c) Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup, örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmemektedir. Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi halinde, fail, örgütteki konumuna göre, üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında, ayrıca işlenen suçtan da cezalandırılacaktır.
    d) Örgüt niteliği itibariyle devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil ancak iştirak iradesinden söz edilebilecektir.
    e) Amaçlanan suçları işlemeye elverişli, üye, araç ve gerece sahip olunması gerekmektedir.
    TCK’nun 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle örgüte üye olma suçunda kastın varlığı için fail, örgütün, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek ve isteyerek üye olma iradesine sahip bulunmalıdır. (Özgenç İzzet, Suç Örgütleri, 9. Baskı, Seçkin, Ankara, 2017, s. 21 ) Buna göre failin; örgütün kurucu, yönetici ve diğer üyeleriyle kurduğu ilişki ve irtibatı, örgüt amacına sunduğu katkı ve dış dünyaya yansıyan diğer hareketleri, eylemlerini gerçekleştirdiği yer ve zaman ile dosya kapsamındaki diğer deliller somut olayın şartlarına göre bir bütünlük içerisinde değerlendirilerek örgüt üyesi olup olmadığı hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
    TCK"nun 220. maddesinin yedinci fıkrasında ise örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişilerin örgüt üyesi olarak cezalandırılacağı hüküm altına alınırken, örgüte yardım sayılan eylemlerin nitelik bakımından örgüt üyeliğine denk sorumluluğu gerektirdiği kabul edilmiştir. Buna göre, örgüt üyesi olmaksızın, bilerek ve isteyerek örgütün bir iş, görev ya da hizmetinin yerine getirilmesi eylemi örgüt üyeliği olarak cezalandırılmakta iken; maddenin 7. fıkrasında 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, yapılan yardımın niteliğine göre cezanın üçte birine kadar indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;
    Emlakçılık yapan katılanın, Sarayköy"de bulunan bir tarlanın satışına aracılık etmesi nedeniyle 2.500 Lira komisyon ücreti aldığı, satış işl....den bir süre sonra emlakçılık yapan sanık ..."ın katılanı telefonla arayıp “Karataş Köyündeki tarlayı 150.000 Liraya satmışsın, 100.000 Lirasını mal sahibine vermişsin, 50.000 Lirayı da cebine koymuşsun, o 50.000 Lirayı bize getir yoksa biz getirtmesini biliriz” diyerek tehdit ettiği, bu görüşmeden yaklaşık bir hafta sonra bu defa inceleme dışı sanık ..."in telefonla katılanı arayıp “biz senin iş yerindeyiz, seni bekliyoruz, parayı almaya geldik” demesi üzerine katılanın iş yerine gidip burada kendisini bekleyen sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ile görüştüğü, bu görüşme esnasında sanık ..."ın “senin Karataş Köyündeki sattığın tarlayı ben satacaktım, oradan 50.000 Lira alacaktım, sen benim oradan alacağım 50.000 Liraya engel oldun, bunun için ben bu 50.000 Lirayı senden alacağım” deyip ardından inceleme dışı sanık ..."i göstererek “bu adam çek-senet mafyası, bundan sonra bu parayı bunlar senden söke söke alır, ben alacağımı bu adama havale ediyorum, bu adam parayı senden söke söke alır, artık bundan sonra senin muhatabın bu adam” şeklinde tehdit içeren sözler sarf ederek iş yerinden ayrıldığı, sanık ..."ın gitmesinden sonra inceleme dışı sanık ..."in “arkadaş, bu yerin satışını .... yapacaktı, ama bu satışı sen yaptın ve 50.000 Lira aldın, ben bu parayı senden alacağım, eğer bu parayı vermezsen delik açarım, ben şimdi gidiyorum, sana üç gün müsaade bende yeğen çok, senin ayaklarına ve diz kapaklarına sıkar felç ederim, bunu da kimin yaptığın bilemezsin” diyerek tehdit ettiği, daha sonraki tarihlerde inceleme dışı sanık ..."in katılanı telefonla arayarak tehditlerine devam ettiği, sanık ..."ın ise, iki farklı tarihte katılanın yolunu keserek “öyle veya böyle bu parayı senden alacağız, kaçsan ne kadar kaçacaksın, .... seni arıyor, senin işini bitirecek” şeklindeki sözlerle katılanı tehdit ettiği, taraflar arasındaki olayı öğrenen inceleme dışı sanık ..."in katılanı iş yerine çağırıp inceleme dışı sanık ... ile görüştürdüğü, bu görüşme esnasında inceleme dışı sanık ..."in “ben sizin meselenizi biliyorum, senin ....’e borcun olmadığını da biliyorum, ama bu adamlar pislik adamlar, aç adamlar, bu adamlara 1.500 veya 2.000 Lira ver, bunlardan kurtul, yarın bir yerde seni kıstırırlar, bir tarafına bıçak sokarlar, pisi pisine gidersin” demesi üzerine katılanın “bu adama borcum yok, aramızda alacak verecek yok, ben niye para vereyim ki, hem benim o kadar param yok” şeklinde cevap verdiği, ardından inceleme dışı sanık ..."in iki adet boş senedi masaya koyup belindeki silahı göstererek “ya bu senedi imzalarsın, ya da bu kapıdan çıkamazsın” demesi üzerine katılanın 500 ve 1.000 Lira bedelli iki adet senedi imzaladığı, daha sonraki süreçte inceleme dışı sanık ..."in tehditlerine devam ederek katılandan parça parça olmak üzere toplam 800 Lira aldığı olayda;
    Katılanın aşamalardaki istikrarlı ve birbirleriyle uyumlu anlatımlarında kendisini önce sanık ..."ın daha sonra ise sanık ... ile birlikte iş yerine gelen inceleme dışı sanık ..."in tehdit ettiklerini ve bu tehditler sonucu adı geçenlere herhangi bir borcu olmamasına rağmen toplam 1.500 Lira bedelli iki adet senedi zorla imzaladığını ifade etmesi, sanık ..."ın inceleme dışı sanık ... ile gerçekleştirdiği görüşmelerin, savunmasının aksine alacağını istemek amacı ile yapılan görüşmeler olmayıp suç işlemek amacıyla örgüt kurduğu belirlenen sanık ..."ten aldığı talimatlar doğrultusunda, katılana ve kimliği belirlenmeyen diğer mağdurlara yönelik olarak örgütün yöntem olarak benimsediği şekilde esasen var olmayan bir alacak iddiası oluşturulması, daha sonradan da bu alacağın tahsil edilmesi için cebir ve tehdit ile yağma yoluyla elde edilen senetleri tahsil etmeye ve bu faaliyetler hakkında örgüt yöneticisi olan inceleme dışı sanık ..."e bilgi vermeye yönelik olması, sanık ... ile örgüt yöneticisi olan inceleme dışı sanık ... arasında farklı tarihlerde örgütün amacı doğrultusunda çok sayıda telefon görüşmesinin gerçekleştirilmesi, her ne kadar sanık ... atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de savunmalarında inceleme dışı sanık ..."in çek senet tahsilatı ile uğraştığını ve adı geçenden korktuğu için yanına gelen ...."nun kendisinden inceleme dışı sanık ..."i aralarındaki olaya karıştırmama isteğini beyan etmesi birlikte değerlendirildiğinde; örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olan sanık ..."ın, inceleme dışı sanık ... tarafından kurulan ve yönetilen 5237 sayılı TCK’nun 220. maddesi kapsamında gerekli ve yeterli unsurları taşıyan suç örgütüne inceleme dışı sanıklarla birlikte üye olduğunun ve adı geçen sanıklarla birlikte örgüt yöneticisi inceleme dışı sanık ... tarafından verilen görevler çerçevesinde faaliyette bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, sanık ..."ın suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olduğuna yönelik delil bulunmadığına, aksinin kabulü halinde ise TCK"nun 220. maddesinin yedinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiğine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazlarının reddine karar verilmelidir.
    2- TCK"nun 150. maddesinin uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi yönünden eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığına ilişkin uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesinde;
    5237 sayılı TCK’nda, 765 sayılı TCK’nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Nitekim 5237 sayılı TCK’nun "Daha az cezayı gerektiren hal" başlığı altındaki 150. maddesinin konumuzu ilgilendiren 1. fıkrası; "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır" şeklindedir.
    Buna göre, 765 sayılı TCK’nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak yaptırıma bağlanan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı TCK’nun 150. maddesinin birinci fıkrasıyla malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
    Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca özel hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.
    Bununla birlikte fail tarafından alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilen yağma eyl....in alacak ile orantılı olması gerekmektedir. Alacak miktarından bariz bir şekilde çok daha fazla miktarın alınması durumunda artık TCK’nun 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanması mümkün değildir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Birinci uyuşmazlık konusunda açıklanan bu oluş ve kabul karşısında; katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanlarında aralarında ticari ilişki bulunmayan sanık ..."a herhangi bir borcunun olmadığını ifade etmesi, sanık ..."ın, sattığı tarla nedeniyle katılanın almış olduğu komisyon ücretinde kendisinin de payı olduğunu iddia etmesine rağmen bu hukuki ilişkiyi kanıtlayacak nitelikte hiçbir belge ibraz edememesi, iletişim tespit tutanakları içeriklerinden de böyle bir hukuki ilişkinin bulunmadığının anlaşılması karşısında; katılanın hükümden sonra sunduğu 26.04.2013 tarihli dilekçesindeki taşınmaz satışından dolayı sanık ..."a vermesi gereken komisyon ücretini ödemediği şeklindeki beyanın sanığı suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından sanık ... ile katılan arasında 5237 sayılı TCK"nun 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasını gerektiren bir hukuki ilişkiden bahsedilemeyeceği gibi bu konuda bir araştırma yapılmasına da gerek bulunmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, sanık ... hakkında TCK"nun 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

    3- TCK"nun 168. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığına ilişkin uyuşmazlık konusuna gelince,
    Uyuşmazlığın daha sağlıklı çözümü için “etkin pişmanlık” kavramı üzerinde durulmalıdır.
    Pişmanlık Türk Dil Kurumu Sözlüğünde; "yaptığı bir iş ya da davranışının olumsuz sonucunu görerek üzülme, nadim olma" şeklinde tanımlanmaktadır.
    Öğreti ve uygulamada; "bir suçun işlenmesinden sonra failin, herhangi bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle, meydana gelen neticeyi ortadan kaldırmaya yönelik davranışlarına etkin pişmanlık" denilmektedir.
    Türk Ceza Kanununun kabul ettiği suç teorisi uyarınca, suçun kanuni tanımında yer alan unsurların gerçekleşmesiyle, ortaya cezalandırmayı gerektirir bir haksızlık çıkmakta ve kusurluluğu kaldıran bir sebebin bulunmaması halinde, fail hakkında bir ceza ya da güvenlik tedbirine hükmolunmaktadır. Fakat bazı hallerde kanun koyucu, failin cezalandırılması için başka birtakım unsurların da bulunması veyahut bulunmamasını aramıştır. İşte haksızlık ve kusur isnadı dışında kalan bu gibi hususlar "suçun unsurları dışında kalan hâller" başlığı altında ele alınmaktadır. Bunlardan failin cezalandırılması için gerekli olanlara "objektif cezalandırılabilme şartları," bulunmaması gerekenlere ise "şahsi cezasızlık sebepleri" ya da "cezayı kaldıran veya azaltan şahsi sebepler" denilmektedir. (....Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, Ankara 2016, 9. Baskı, s. 359). Bu yönüyle etkin pişmanlık, cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler arasında yer almaktadır.
    İşledikleri suç nedeniyle şahısların cezalandırılması kural olmakla birlikte, bir kısım şartların gerçekleşmesi durumunda kişi hakkında ceza davasının açılmasından, açılmış olan davanın devamından ve sonuçta ceza verilmesinden veya mahkûm olunan cezanın infazından vazgeçilmesi izlenen suç politikasının bir gereğidir. Bilindiği üzere suç, bir süreç içerisinde işlenmekte olup, buna suç yolu ya da "iter criminis" denilmektedir. Bu süreçte fail, önce belli bir suçu işlemek hususunda karar vermekte, daha sonra bunun icrasına yönelik hazırlıkları yapmakta, son olarak icra hareketlerini gerçekleştirmektedir. Çoğu suç, fiilin icra edilmesiyle tamamlanırken, kanuni tarifte ayrıca bir unsur olarak neticeye yer verilen suçlarda, suçun tamamlanması için fiilin icra edilmesinden başka ayrıca söz konusu neticenin gerçekleşmesi de aranmaktadır. Türk Ceza Kanununun 36. maddesindeki "gönüllü vazgeçme" düzenlemesi ile failin suç yolundan dönerek, suçun tamamlanmasını veyahut da neticenin gerçekleşmesini önlemesi; etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemeler ile de, suç tamamlandıktan sonra hatasının farkına vararak nedamet duyup neden olduğu haksızlığın neticelerini gidermesi için teşvikte bulunulması amaçlanmıştır.
    Etkin pişmanlık kavramıyla ilgili bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığa konu 5237 sayılı TCK"nun 168. maddesindeki etkin pişmanlık müessesesini irdeleyecek olursak:
    5237 sayılı TCK"nun 08.07.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 20. maddesiyle değişik 168. maddesi;
    "1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
    2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
    3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
    4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır" şeklinde iken; 6352 sayılı Kanunun 84. maddesi ile yapılan değişiklikle "ve karşılıksız yararlanma" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye eklenen 5. fıkrada karşılıksız yararlanma suçlarında etkin pişmanlıkla ilgili farklı bir düzenlemeye gidilmiştir.
    Anılan madde bu düzenleniş şekliyle, 765 sayılı TCK"nun 523. maddesinden oldukça farklıdır. 29.06.1955 gün ve 10-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Ceza Genel Kurulunun 11.11.1997 gün ve 248-288 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıklandığı üzere, 765 sayılı TCK"nun 523. maddesi, "iade ve tazmin" esasına dayalıdır. 5237 sayılı TCK"nun 168. maddesi ise tazminden çok "pişmanlık" esasını ön plana çıkarmaktadır.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 gün ve 127-147 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere; TCK"nun 168. maddesinde yer alan "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi halinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı, aynen geri verme ya da tazmin suretiyle gidermesi gerekmektedir.
    Öğretide hâkim olan görüşe göre de; 5237 sayılı TCK"nun 168. maddesinin, 765 sayılı TCK"nun 523. maddesinden farklı olarak; "tazminden çok pişmanlık" esasına dayandığı kabul edilmektedir. (Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Murat Önok, Teorik Ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 11. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2014, s. 696-702; Veli Özer Özbek-Mehmet Nihat Kambur-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2015, s. 615-618)
    Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, TCK"nun 168. maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır. Bununla birlikte, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranışlar yoluyla da gösterilebileceği; yine sanığın en azından pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın, sanık adına, üçüncü kişilerce giderilmesi halinde de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ... müdafiinin hükmün verildiği 27.12.2012 tarihli oturumda yapmış olduğu savunmasında ve aynı tarihli dilekçesinde, katılanın uğradığı 1.130 Liralık zararı posta havalesi ile giderdiklerini beyan etmesi ve buna ilişkin dekontun mahkemeye sunulduğunun duruşma tutanağı ve dilekçe içeriğinden anlaşılması karşısında; sanık müdafinin beyanlarında ve dilekçesinde bahsettiği ancak dosya içerisinde bulunamayan posta havale dekontunun aslı ya da onaylı örneğinin getirtilmesi, katılandan uğramış olduğu zararın sanık ... tarafından giderilip giderilmediğinin sorulması, sonucuna göre sanık ... hakkında TCK"nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, Özel Daire onama kararının sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak TCK"nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının;
    a- Sanık ..."ın suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olma veya örgüte yardım etme eyl....in sübutu ve nitelendirilmesi ile nitelikli yağma suçuna ilişkin olarak TCK"nun 150. maddesinin uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi yönünden eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığına ilişkin uyuşmazlıklar yönünden REDDİNE,
    b- Nitelikli yağma suçundan TCK"nun 168. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığına ilişkin uyuşmazlık yönünden DEĞİŞİK GEREKÇE İLE KABULÜNE,
    2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.05.2015 gün ve 8188-40734 sayılı, sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2012 gün ve 436-361 sayılı sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, TCK"nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA, sanık hakkındaki cezanın infazına başlanmış ise İNFAZIN DURDURULMASINA, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse DERHAL SERBEST BIRAKILMASI için YAZI YAZILMASINA,
    4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2017 tarihinde yapılan müzakerede her üç uyuşmazlık bakımından oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi