10. Hukuk Dairesi 2016/7142 E. , 2018/8926 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde de “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” hükmü düzenlenmiştir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda idare ve temsil 317 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 317"nci maddede;Anonim şirketin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı 319"ncu maddede; esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmiyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağının tesbit olunacağı, idare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti verileceğini, esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmıyan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebileceği, bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317"nci madde hükmü gereği idare meclisinin temsil ve ilzam yetkisi olduğu düzenlenmiştir.
Prim borçlusu şirket Anonim şirkettir.Uyuşmazlık konusu borç dönemlerinde yönetim kurulu üyesi olanlar prim borçlarından müşterek ve müteselsilen sorumludur.
Anonim şirketlerde nama yazılı hisse senetlerinin devri 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda; 416"ncı madde ile "Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir. Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder."şeklinde, 418"nci madde ile" Şirket, devir keyfiyetini esas mukavelede derpiş olunan sebeplerden dolayı pay defterine kayıttan imtina edebilir. Sebep gösterilmeksizin dahi kayıttan imtina olunabileceği şartının esas mukaveleye konması caizdir. Hisse senedi karşılığının tamamen ödenmemiş olması halinde şirket teminat talep ve teminat gösterilmediği takdirde kayıttan imtina edebilir. Hisse senetleri, miras, karı-koca mallarının idaresine ait hükümler veya cebri icra yoliyle iktisap edilmiş ise teminat istenemiyeceği gibi kayıttan imtina olunamaz. Şu kadar ki; idare meclisi azaları veya ortaklar bu hisseleri borsa rayici, bulunmadığı takdirde kayıt için müracaat tarihindeki hakiki değeri üzerinden almaya talip oldukları takdirde kayıttan imtina olunabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Anonim şirketlerde yönetim kuruluna üye olma şartları ve üyeliğin kendiliğinden sona erme şartları 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda; 312"nci madde ile" Anonim şirketlerin esas mukavelesiyle tayin veya umumi heyetçe intihap edilmiş en az üç kişiden ibaret bir idare meclisi bulunur.İdare meclisi pay sahibi aza ortaklardan teşekkül eder. Ancak pay sahibi olmıyan kimseler aza seçildikleri takdirde bunlar pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlıyabilirler. Pay sahibi olan hükmi bir şahıs idare meclisi azası olamaz. Fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahıslar idare meclisine aza seçilebilirler. 275 inci madde hükmü mahfuzdur " şeklinde, 315"nci madde ile "275 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere bir azalık açılırsa idare meclisi kanuni şartları haiz bir kimseyi geçici olarak seçip ilk toplanacak umumi heyetin tasvibine arzeder. Bu suretle seçilen aza umumi heyet toplantısına kadar vazifesini yapar.
İdare meclisi azalarından biri iflasa tabi kimselerden olup da iflasına karar verilir veya hacir altına alınır yahut azalık için lüzumlu kanuni vasıfları kaydederse, vazifesi sona ermiş olur. Ağır hapis cezasiyle veya sahtekarlık, emniyeti suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkumiyet halinde dahi hüküm aynıdır."şeklinde düzenlenmiştir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda; nama yazılı hisse senetlerinde devrin adi yazılı sözleşme ile yapılabileceği ancak bedeli ödenmemiş hisse senetlerinin devri halinde, devrin şirketin onayına tabi olduğu, devir alan kişiyi pay defterine kayıttan imtina edebileceği, yönetim kuruluna ancak pay sahibi ortakların üye olabilecekleri, üyeliğe seçilme şartlarının kaybedilmesi halinde yönetim kurulu üyeliğinin sona ereceği düzenlenmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; prim borçlusu şirketin 2010/9,10,11 dönem prim borçlarından dolayı davacı hakkında takip yapıldığı ve ödeme emri tebliğ edildiği, davacı şirketin, Mol Mağazacılık Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş."nin 180.000 payına sahip iken, 180.000 payının tümünü 180.000,00. TL"ye 21.07.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile İdris Akdoğan"a devrederek ortaklıktan ayrıldığı, 12.11.2010 tarihli genel kurul kararı ile davacı şirketi temsilen yönetim kurulu üyesi seçilmediği anlaşılmaktadır.
Devir sözleşmesinde, devre konu hisse senetlerinin kısmen ödenmemiş bedelinin devir alan tarafından ödeneceği, şirketin devre onay vermemesi halinde devir sözleşmesinin geçersiz olacağı kararlaştırılmıştır.
Yapılan yargılamada, devir tarihi itibariyle şirketin devre onay verip vermediği araştırılmamıştır. Şirketin devre onay verip vermediği araştırılmalı, onay tarihi itibariyle hisse devrinin geçerli hale geldiği ve yönetim kurulu üyeliğinin kendiliğinden sona ereceği kabul edilmeli, 12.11.2010 tarihli genel kurul kararı ile davacı şirketi temsilen yönetim kurulu üyesi seçilmediği anlaşılmakta olup bu tarih itibariyle yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği kabul edilerek yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında davacının prim borçlarından sorumluluğu irdelenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.