18. Hukuk Dairesi 2014/3486 E. , 2014/7936 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Urla Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/05/2013
NUMARASI : 2011/277-2013/235
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, irtifak hakkı kamulaştırma bedelinin tespiti ve irtifak hakkının idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Dairemize intikal eden aynı yöreden gelen kamulaştırma dosyalarından Urla Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2011/300 Esas-2012/311 Karar, 2011/271 Esas-2013/234 Karar, 2011/299 Esas-2013/237 Karar sayılı, dosyalarının incelenmesinde dava konusu taşınmazlara yakın taşınmazlar olduğu, bilirkişi kurulunca %50 sivri biber ve %50 domates olmak üzere bir yıl sivri biber üç yıl domates münavebesi alındığı, bu dosyaların eldeki dava dosyası yönünden güçlü bir delil teşkil edeceği göz önünde tutularak, eldeki bu dosyada farklı münavebe uygulanmasının gerekçesi belirtilmeden sivri biber yerine, buğday, buğday saman"ın münavebeye alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak hüküm kurulması,
2-Dava konusu taşınmazların konumu, bilirkişi raporlarında yazılı özellikleri göz önünde bulundurulduğunda objektif değer artış oranının %100 olacağı gözetilmeden %50 oranı alınması suretiyle kamulaştırma bedeli tespit eden bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması,
3-Kamulaştırma bedeli hesaplanırken toplam zemin bedeli üzerinden irtifak değeri hesaplanıp, bulunan irtifak değerine ağaçların ve yapıların zarar gördüğü tesbit edilmiş ise ve varsa ağaç ve yapı bedeli eklenmesi gerekirken, tesbit edilen ağaç ve yapı bedelinin dava konusu taşınmazın toplam bedeline ilave edildikten sonra toplam bedel üzerinden irtifak bedelini hesaplayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması,
4-Dava konusu taşınmazlardan 1139 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında bulunan geçit hakkı şerhi ile birlikte davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Ayrıca;
5-Anayasa Mahkemesi 1. Bölümünün 19.12.2013 tarih ve 2013/817 sayılı kararında, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davada uzun süren bir yargılama sonunda, dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinin Anayasa"nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kabul edilerek mal sahibine tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yasa koyucu da, bu hak ihlalini dikkate alarak, 6459 sayılı Kanunun 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine eklenen fıkrada (yürürlük tarihi 30.04.2013) kamulaştırma bedelinin tescili için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılmaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren faiz uygulanmasına ilişkin düzenleme getirmiştir.
Her ne kadar, getirilen bu faiz hükmü maddi hukuka ilişkin olup, aynı yasanın 29. maddesi gereğince yayımı tarihinden sonra açılacak davalara uygulanması gerekir ise de; 30.04.2013 tarihinden sonra açılacak davalar için yapılan bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi"nin makul süreyi aşan yargılamanın hak ihlali oluşturduğuna ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde, 30.04.2013 tarihinden önce açılmış ve henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında öngörülen dört aylık yargılama süresinin makul süre kabul edilerek hakkaniyet gereğince taşınmaz malikinin zararının giderilmesi amacıyla Kamulaştırma Kanunu"nun 27. maddesi gereğince acele el koyma dosyasında tespit edilen ve bankaya bloke edilen bedellerin mahsup edilerek fark bedeline dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten karar tarihine kadar tespit edilen kamulaştırma bedellerine faiz uygulanması gerektiğinden de hükmün bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 29.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.