3. Hukuk Dairesi 2015/18200 E. , 2017/4448 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, kendisinin Almanya"da ikamet etmekte olduğunu, yılda veya iki yılda bir kez Türkiye"ye izne geldiğini, 15-20 yıl önce, Üzerlik Köyünde bulunan evinin 200-250 m2 lik bahçesinde sondaj kuyusu açtığını, bu kuyunun suyunu çıkarabilmek için elektrik şirketinden 266882 numaralı abonelik aldığını, tarımsal sulama yaptığı alanının çok küçük bir bahçe olmasına ve yılda ancak birkaç kez sulama yapmasına karşın davalı kurum tarafından, 2013/6. Dönem faturasının 12.951,75 TL olarak düzenlendiğini, kendisinin bu kadar fazla elektrik tüketmesinin imkansız olduğunu, kaldı ki düzenlenen faturada, fatura dönemlerinin 2012/10.ay ile 2013/6.ay olarak gösterildiğini, kullanım miktarının ise 62 kw olarak yazıldığını, bu miktar kullanıma göre hesap yapıldığında dahi fatura bedelinin 12.951,75 TL olamayacağını, fatura bedelinin belirtilen bu dönemlerden çok daha eski dönemleri kapsaması halinde ise, önceki dönem faturalarının 10 yıllık zamanaşımına uğramış olduğunu, ayrıca kendisinin Türkiye"ye geldiği dönemlerde elektrik idaresi görevlilerine sayacını okutarak hesaplanan tüm fatura bedellerini kuruma ödediğini belirterek, davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı abonenin yurt dışında yaşıyor olması ve elektrik sayacının kapalı alanda bulunması sebebiyle, aboneye ait sayaç okumasının yapılamadığını, endeks okumasının yapılabildiği ilk tarihte davacı abonenin tüm tüketim miktarının tespit edilerek tahakkukun da bu miktar üzerinden yapıldığını, bu bedelin davacının iddia ettiği gibi sadece 02/10/2012-21/06/2013 tarihleri arasındaki tüketime ilişkin olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava; elektrik fatura borcundan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı ile davalı kurum arasında 17/05/1993 tarihli abonelik sözleşmesi akdedildiği, davalı kurum tarafından elektrik abonesi olan davacının, ilk okuma tarihi olan 22/10/1997 ile mekanik sayacın söküm tarihi olan 18/09/2012 arasındaki sürede kaydedilen (89.387 kw) tüketim miktarı ile, yeni takılan sayacın kaydetmiş olduğu (62 kw) tüketim miktarının toplamı üzerinden, 12.951,75 TL borç tahakkuk ettirildiği, bunun haricinde davalı kurum tarafından davacı adına 22/10/1997 tarihinden itibaren düzenlenmiş herhangi bir faturanın bulunmadığı, anlaşılmış olup, davacı 12.951,75 TL"lik bu fatura nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talepli bu davayı açmıştır.
Eldeki davada, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna göre, zamanaşımı süresi BK.nun 125.maddesi (yeni TBK 146.maddesi) gereğince 10 yıl olup, davalının, dava tarihinden itibaren geriye doğru 10 yıllık süre (dönem) içerisine tekabul eden alacaklarını isteyebileceği, bundan öncekileri isteyemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece, dosyanın elektrik bedeli hesabı konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, yukarıda açıklanan olgular da gözetilmek suretiyle davacının sorumlu tutulabileceği elektrik bedelinin hesaplanması için gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.