
Esas No: 2016/9625
Karar No: 2018/8467
Karar Tarihi: 24.10.2018
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/9625 Esas 2018/8467 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
.....
Dava, davalıya ödenen yaşlılık aylığının, hizmetlerinin incelemesinde başkasına ait çalışmaların tespit edilmesi nedeniyle kesilmesi sonucu yapılan yersiz ödemelerin tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali, takibin devamı ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne, faiz talebi ile icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilllerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm ve davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı Kurum, davalıya 01.09.2004 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak aylık bağlanırken 2047 gün sigortalılık süresinin aynı isimli başka bir sigortalıya ait olduğunun ve yaşlılık aylığının bağlanamayacağının tespiti üzerine yaşlılık aylığının kesidiği ve durumun tespit edidiği 05.01.2011 tarihinden geriye dönük 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde davalıya 23.01.2006 - 22.02.2012 tarihleri arası yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte kendisinden geri alınması için başlatılan icra takibine yönelik itiraz üzerine açılan davanın yasal dayanaklarından olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun icra takip tarihi itibarıyla yürürlükte olan 67. maddesinin 2. fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüştür.
İtirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, yersiz ödenen aylıklar toplamı olan asıl alacağın, icra takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit, dolayısıyla likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, takibe haksız itiraz eden borçlunun, alacaklı kurum yararına kabul edilerek hüküm altına alınan meblağın % 20’si oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan istemin reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hükmün 4. bendinde yer alan “icra inkar tazminatı talebinin alacak yargılamayı gerektirdiğinden reddine”ibaresinin silinerek, yerine “Takip tarihi dikkate alınarak, hükmolunan tutar üzerinden % 20"si oranında belirlenen icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine”, ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, 24/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....