Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/9592
Karar No: 2018/8462
Karar Tarihi: 24.10.2018

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/9592 Esas 2018/8462 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2016/9592 E.  ,  2018/8462 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi


    Dava, yersiz alınan ölüm aylıklarının tahsilini teminen yapılan icta takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamda belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Dava, davalı kız çocuğuna, Kurumca, ölen babası üzerinden 01.07.2003 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığını alırken ayrıca Bağ-Kur sigortalısı da olduğunun Kurumca tespit edilmesi nedeniyle davalıya bağlanan ölüm aylığının başlangıçtan itibaren iptal edilerek, 17.09.2003 - 16.06.2012 tarihleri arasında yersiz ödenen 51.891,15 TL aylık tutarının tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz etmesi nedeniyle açılmış olup Mahkemece, Kurumun davalının Bağ-Kura tabi çalışmasını 16/06/2012 tarihi itibariyle durdurulduğu, 01.05.2008 tarihi itibariyle başlayan sigortalılığının yine aynı tarih itibariyle durdurulduğu,dolayısıyla davalının ölüm aylığının kesilmesine neden olan Bağ Kur çalışmasının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    506 sayılı Yasanın 68/I-C-a maddesi hükmüne göre, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, bunlardan gelir ve aylık almayan kız çocuklarına aylık bağlanabilecektir.
    Yukarıda belirtilen düzenleme ışığında, eldeki davada, davacının 23.07.2002 - 23.07.2012 tarihleri arasında limited şirket ortaklığının devam ettiği, bu nedenle de 5510 sayılı Yasanın 4/1-b kapsamında sigortalılığının mevcut olduğu anlaşıldığından öncelikle bu hususa göre irdeleme yapmak gerekecektir.
    1479 sayılı Yasanın Ek 19. maddesinde, “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zamanaşımının kesilmesi ve zamanaşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6), (8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümleri uygulanır.” düzenlemesi bulunmaktadır.
    5510 sayılı yasanın geçici 63. maddesinde ise “ “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez.”düzenlemesi yer almaktadır.
    Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre,somut olayda,Kurumun davacının 1479 Bağ-Kur (5510 sayılı yasanın 4/1-b) sigortalılık süreleri olarak 01.01.1990 - 30.12.1999, 23.07.2002 - 30.07.2002, 01.05.2008 - 01.05.2008 tarihleri arası olarak belirlediği, söz konusu hizmet sürelerinin 1479 sayılı Kanunun ek 19. maddesi gereği, 01.05.2008 öncesindeki prim ödenmeyen sigortalılık sürelerinin,prim ödemelerini karşıladığı tarih olan 30.07.2002 tarihi itibariyle durdurulduğu, 01.05.2008 tarihinde yeniden başlatıldığı, bu defa da 5510 sayılı yasanın geçici 63. maddesine istinaden aynı tarih itibariyle durdurulduğu anlaşılmıştır. Gerek 1479 sayılı yasanın ek 19. maddesindeki düzenlemeden gerekse 5510 sayılı yasanın geçici 63. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere sigortalının primini öngörülen süreler dahilinde ödememiş olması sigortalılığını sona erdiren bir neden olmayıp sigortalılık halen devam etmektedir.Bir başka anlatımla sigortalılığın durdurulması, sigortalılığın ortadan kalktığı yada iptal edildiği anlamına gelmemektedir.
    Kaldı ki, Bağ-Kur sigortalılığını sona erdiren nedenler 1479 sayılı Yasanın 25. maddesinde ve 5510 sayılı 9. maddesinin 1. fıkrasında tahdidi şekilde sayılmıştır. Buna göre, 1479 sayılı Yasanın 25. maddesinde,
    “Bu Kanunun 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıkları ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla talep tarihinden itibaren başlatılır. Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar.
    Bu Kanuna tâbi sigortalılık;
    a) Gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri,
    b) Gelir vergisinden muaf olanların, Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği,
    c) Şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren,
    d) Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tâbi olarak çalışmaya başlayanların, emekli keseneği kesilmeye başladığı,
    e) İflâsına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflâsına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,
    f) 2108 sayılı Kanuna göre 1479 sayılı Kanun kapsamına giren köy ve mahalle muhtarlarından; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasından dolayı gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar hariç, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,
    g) Gelir vergisinden muaf olan, ancak Esnaf ve Sanatkârlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki kayıtlara istinaden Bağ-Kur sigortalısı olanlardan bu sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,tarihten bir gün önce sona erer.” düzenlemesi ile 5510 sayılı yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde “Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların;
    1-Gelir vergisi mükellefi olanlar için, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri tarihten,
    2-(Değişik: 17/4/2008-5754/7 md.) Gelir vergisinden muaf olanlar için, esnaf ve sanatkâr sicili kaydının silindiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (k) bendi kapsamına girdiği tarihten,
    3-(Değişik: 17/4/2008-5754/7 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlerden, şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının vergi mükellefiyetlerinin sona erdiği tarihten, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluğundan kaydının silindiği tarihten, limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten,
    4-(Mülga: 17/4/2008-5754/7 md.)
    5-(Değişik: 13/2/2011-6111/28 md.) Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,
    6-Köy ve mahalle muhtarlarının, muhtarlık görevlerinin sona erdiği tarihten,
    7-Herhangi bir yabancı ülkede ikamet eden ve o ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı veya ikamet esasına bağlı olarak, o ülke sosyal güvenlik sistemine dahil olduğu tarihten bir gün öncesinden, (1)
    8-(Değişik: 17/4/2008-5754/7 md.) (3) numaralı alt bent kapsamında iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketlerin ortaklarından 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün öncesinden, (1)
    9-Köy ve mahalle muhtarlarından; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasından dolayı gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar hariç, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı tarihten bir gün öncesinden, (1)
    10-(Değişik: 17/4/2008-5754/7 md.) Gelir vergisinden muaf olan, ancak esnaf ve sanatkârlar sicili kaydına istinaden 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan, bu sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı tarihten bir gün öncesinden, (1)
    11-(Ek: 13/2/2011-6111/28 md.) 6132 sayılı Kanuna tabi jokey ve antrenörler için, lisansları yenilenmeyenlerin lisanslı oldukları yılın sonundan,...itibaren sona erer.”düzenlemesine göre, Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması,sigortalılığı sona erdiren sebepler arasında sayılmamıştır.
    Öte yandan 5510 sayılı yasanın yukarıda belirtilen 9. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere limited şirket ortağı olan ve bu hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği belirtilmiş olup dolayısıyla bu tarihe kadar sigortalılıklarının devam edeceği aşikardır.
    Somut olayda da, bu açıklamalara göre 23.07.2002 tarihinde limited şirket ortağı olan davalının tüm hisselerini, 23.07.2012 tarihli şirket ortaklık kararıyla devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmakla davalının söz konusu tarihler arasında 4/1-b sigortalısı olduğu görülmektedir.
    5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
    a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
    b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
    Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
    Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
    Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.…” hükmünü içermektedir.
    Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında, Mahkemece, davalıya ölüm aylığı bağlandığı esnada Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve anılan yasal düzenlemeler kapsamında davacının başlangıçtan itibaren ölüm aylığı tahsisi şartlarını taşımadığı gözetilerek, davacı Kurumun yersiz aylık ödemelerinden istirdadını talep edebileceği dönemin davalıya bağlanan 506 sayılı yasa kapsamındaki ölüm aylığına ilişkin tahsis dosyasının celbi ile belirlenmesi, ayrıca 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle davacı Kurumun talep edebileceği miktar belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
    O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi