11. Hukuk Dairesi 2015/9260 E. , 2016/5585 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/12/2014 tarih ve 2014/37-2014/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "...", "...", "...", "...", "..." ve "...." esas unsurlu birçok tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “...” ibaresinin tescili için diğer davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu, 2011/21521 kod numarasını alan başvurunun, müvekkili adına tescilli ve ‘...’ esas unsurlu markalar ile benzerlik taşıması gerekçesiyle yapmış oldukları itirazlarının davalı TPE tarafından reddedildiğini ileri sürerek, TPE YİDK’nin 2013‑M-7064 sayılı kararının iptaline, tescil işlemleri sonuçlanmışsa 2011/21521 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı başvuru ile davacı markası karşılaştırıldığında benzerlik bulunmadığını, ‘...’ ibaresinin sektörde herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olduğunu, öte yandan çekişmeli malların davacının ürettiği ürünler arasında yer almadığını, "..." ibareli davacı markaları sadece bisküvide kullanıldığı, ilişkilendirilmelerinin de mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markasının "..." ibaresinden oluştuğu; "..." şeklinde telaffuz edileceği, dokuz harf ve dört hecede okunan başvurunun asıl unsurunu teşkil eden bu ibarenin dilimizde herhangi bir anlamı bulunmadığı, özellikle ilk hecenin davacı markalarından farklı olarak "..." değil "..." şeklinde telaffuz edilmesi bir bütün olarak herhangi bir anlam taşımaması, karşısında ibarenin tek hecede okunan "..." ve "..." asıl unsurlu davacı markalarından işitsel görsel ve kavramsal olarak tamamen farklılaştığı, bu nedenle ortalama 29 ve 35. sınıftaki mal ve hizmet tüketicileri yönünden de genel izlenim olarak idari, ticari ekonomik bağlantılı bulunduğu dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, işaretler tamamen farklılaşmış olmakla davacının "..." ibareli tanınmış markalarının farklı sınıfı oluşturan 35. sınıftaki başvuruya konu hizmetler yönünden de KHK"nin 8/4 hükmünde ifadesini bulan haksız yararlanma, ayırt ediciliğin zedelenmesi veya tanınmış markanın itibarının zarar görmesi koşullarının da bulunduğundan söz edilemeyeceği sonuç olarak davalı başvurusu yönünden 556 sayılı KHK"nin 8/1-b 8/4 ve 8/5 hükümleri çerçevesinde tescil engeli bulunmadığı gibi başvurunun kötü niyetli yapıldığına dair herhangi bir delilinde mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.