Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/10087
Karar No: 2017/10536
Karar Tarihi: 13.12.2017

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/10087 Esas 2017/10536 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2017/10087 E.  ,  2017/10536 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacılar vekili 29.09.2004 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği... Kasabası, ... mahallesi, ... mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkilleri yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre müvekkilleri adına tescilini istemiştir.Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası dışında kalmakta ise de 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında... Dağları Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığından kadastro dışı bırakıldığı, orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin; [Çekişmeli taşınmazın 1954 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında ... Dağları Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı paftasında gösterilerek kadastro dışı bırakıldığına, orman bitki örtüsü yok edilse bile yerinin orman sayılması nedeniyle sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağına (H.G.K."nun 12/05/2004 gün ve 2004/8 - 242/292 sayılı Kararı), orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmediği gibi, 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7.maddesi gereğince her hangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman olması nedeniyle yapılacak orman kadastrosu sonucu orman sınırları içine alınabileceğine, orman ve yerel bilirkişi, çekişmeli yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamışlar ise de resmi belgelere uygun düşmeyen bilirkişi sözlerine ve raporlarına değer verilemeyeceğine, zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olmasının o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmeyeceğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,] karar verilmiştir. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, Dairenin 16/09/2013 tarih ve 2013/6611 – 7990 E – K sayılı kararıyla karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar yeminli anlatımlarında taşınmazın evveliyatında çevredeki taşınmazlarla birlikte kadastrodan sonra ... tarafından imar ve ihya edilen büyük bir meyve bahçesi olduğunu ve ... tarfındanda 1974 yılında ... isimli şahsa satıldığını ve bu şahsın dahi 10-15 yıl taşınmazı kullandıktan sonra 1990"lı yıllarda parça parça sattığını ve davacıların dahi bu şekilde taşınmazı satın aldıklarını ve eklemeli zilyetliğin 40 yılı aştığını ve bu taşınmazın çevre taşınmazlarla birlikte hiç orman olmadığını yeminli anlatımlarında söylemişlerdir. Fen bilirkişi rapor ve krokisinde çekişmeli taşınmazın gerçek kişiler adına tescil ilamları ile kesinleşen 3367, 3364, 3393 sayılı parseller ile zilyetlikten edinilmiş taşınmazlarla çevrili olduğunu ve yüzlçümünün 669.35 m2 olduğunu belirtmiştir. Ziraat Mühendisi raporunda; taşınmaz eğiminin % 12-15 olduğunu ve üzerinde 30-35 yaşlarında armut, 2-25 yaşlarında kiraz, dut, ceviz ve elma ağaçları olduğunu ve verim çağında fındık ocakları olduğunu, tabanda kara lahana ve mısır ekili olduğunu, tarım arazisi olduğunu söylemiştir. Orman yüksek mühendisi raporunda ise; taşınmaz % 12-15 eğimde toprak muhafaza karakteri taşımadığını, üzerinde muhtelif yaşlarda armut, kiraz, dut, ceviz ve elma ağaçları ve fındık ocakları olduğunu ve meyve bahçesi olarak kullanıldığını, kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kaldığını, 1958 tarihli memleket haritasında orman dışı açık alanda kaldığını ve hava fotoğrafındaki görüntüsünün de memleket haritasına uymlu olduğunu, amenajman planında da (Z) rumuzu ile ziraat araazisi olarak gösterildiğini ve taşınmazın çevre taşınmazlarla birlikte orman sayılmayan yerlerden olduğunu söylemiştir. Taşınmazların konumu kadastro paftası ile memleket haritalarının ölçeklerini denkleştirmek suretiyle çakıştırarak haritalar üzerinde gösterilmiştir. Kaldı ki; dosyaya ibraz edilen kesinleşmiş ilâm örneklerinden anlaşılacağı üzere tescile konu taşınmaza yakın ve uzak komşu olan 3367, 3363, 3364, 3393, 3419 ve 3373 sayılı parseller tescil ilâmları ile oluşmuş ve Yargıtayın temyiz aşamasından geçerek kişiler lehine kesinleşmiştir. Mahkemece yapılan keşifte davacı tarafın ibraz ettiği harici zilyetlik devir senetleri uygulanmamış ve taşınmazın davacılardan önceki ilk bayilerinden 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi bağlamında zilyetlik araştırması yeterli olmadığı gibi, taşınmazın mahallinde ve gazetede ilânları yapılmamıştır. Hal böyle olunca yukarıda son parağrafta belirtilen usûlî eksiklikler dışında zilyetlikle taşınmaz edinmeye ilişkin tüm koşullar ve bilirkişi raporları davacılar yararına oluştuğu halde tescil istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; mahkemece yöntemine uygun olarak yapılan inceleme araştırmaya göre tescile konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve tarım arazisi olduğu saptandığına göre bu defa davacı gerçek kişiler ile taşınmazın önceki bayileri yönünden 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; davacı tarafın mahkemeye sunduğu harici satış senedi uygulanmalı kapsamı tayin edilmeli, gerekirse senet tanıkları dinlenmeli, imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte başlanarak tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, % 12-15 meyilli olan davalı yerde bu kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları ayrıntılı biçimde saptanmalı, davacıların belgesizden zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı, varsa cinsi ve miktarı tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden çekişmeli taşınmaz dışında, başka taşınmazlar için salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtıkları bir başka tescil davasının bulunup bulunmadığı mahkemeler yazı işleri müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli; taşınmazın mahallinde gazete ilânları yapılarak kanunî itiraz süresi beklenmeli, tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli; oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir." denilmiştir.
    Mahkemece davanın kabulüne,dava konusu 3546 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline, davacılar adına eşit şekilde tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 03.04.1986 tarihinde ilânı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması vardır. Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1954 yılında yapılmış ve sonuçları 29.11.1954 - 29.12.1954 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Orman Yönetimine yükletilmesine 13/12/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi