Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/9503
Karar No: 2018/8283
Karar Tarihi: 18.10.2018

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/9503 Esas 2018/8283 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2016/9503 E.  ,  2018/8283 K.

    "İçtihat Metni"


    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
    Mahkemece, yapılan yargılamada ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1- Dava, 04.02.2011 tarihinde gerçekleşen iş kazasında %16,2 malül kalan sigortalı ....’a bağlanan peşin sermaye değerli gelir ile geçici iş göremezlik ödeneğinin ve tedavi masrafının toplamından oluşan Kurum zararının 5510 sayılı Kanunun 21. ve 23. maddesi uyarınca rücuan tahsili talebine ilişkindir.
    Davanın 5510 sayılı Kanunun 21 ve 23"üncü maddelerine dayanılarak açılması ile birlikte mahkemece yapılan yargılamada “mağdur işçinin çalışması zamanında ...’ya bildirilmediğinden davalı işveren 5510 sayılı Yasa"nın 23. maddesine göre zararın %100’ünden sorumlu ise de yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda mağdur işçinin kusurunun %50"si oranında davalı işverenin kusur oranından hakkaniyet indirimi yapılarak davalının %90 kusur oranına göre zarardan sorumlu tutulması” olduğu şeklindeki değerlendirme ve kabulü ile meydana gelen olayda 5510 sayılı Yasa"nın 23. maddesini uygulayarak davanın kabulüne karar vermiş ise de;
    5510 sayılı Kanun"un 8’inci maddesinde sigortalıların hangi tarihte bildirilmesi ve tescil edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Buna göre; Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olanların Kuruma bildirim yükümlülüğü işverene ait olup; 7’nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalının işe giriş bildirgesi ile bildirilmesi gerekir. İnşaat, balıkçılık ve tarım iş yerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün; yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa iş yeri bildirgesi verilecek iş yerlerinde, ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar; Kamu idarelerince istihdam edilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu"na göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde, işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmeleri gerekir.
    5510 sayılı Kanun"un “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan Doğan Sorumluluk” başlıklı 23’üncü maddesinin 1 ve 2’nci fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir. Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise; işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez.
    Sözü edilen madde ile; işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş şeklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23’üncü maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir.
    Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca somut olayda, davanın yasal dayanak olarak kabul edilen kusursuz sorumluluk halini düzenleyen 5510 sayılı Kanun"un 23. madde şartlarının gerçekleşmediği, sigortalının işe alındığı 04/02/2011 tarihinde iş kazasının meydana geldiği, işverence verilen işe giriş bildirgesinin veriliş tarihinin 04.02.2011 tarihi olduğu, kurum bilgisayarlarında meydana gelen aksaklık nedeniyle işe giriş işlemlerinin 05.02.2011 tarihinde tamamlanabildiği gözetildiğinde, inşaat i şyerleri için işe başladığı gün işe giriş bildirgesi verilebilir olmasına ve işe girdiği kaza tarihinde işe giriş bildirgesinin kuruma verildiğinin belirgin olmasına göre 5510 sayılı Kanun"un 23 madde koşullarının oluşmadığı, olaya uygulanması gereken yasal dayanağın 5510 sayılı Yasa"nın 21 maddesi olduğunun gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    2-Dosya kapsamı incelendiğinde, 04.02.2011 tarihinde geçirilen iş kazası sonrası davalı Kurum tarafından, kazaya bağlı olarak maluliyet durumunun %16.2 olarak belirlendiği, davalı tarafça davaya verilen cevap dilekçesi le bu maluliyet oranın çok yüksek olduğundan bahisle itiraz edildiği anlaşılmıştır.
    Davanın Yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Yasa"nın 19"uncu maddesinde "İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az % 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.
    Sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış olan sigortalının yeniden tedavi ettirilmesi halinde meslekte kazanma gücünü ne oranda yitirdiği, birinci fıkrada belirtilen sağlık kurullarından alınacak raporlara göre yeniden tespit olunur." hükmü gereğince meslekte kazanma gücünün tespit edilmesi hususunda öncelikle kurum nezdinde rapor aldırılmak suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği hususu vurgulanmıştır.
    Diğer taraftan, aynı Yasa"nın 58 ve 95"inci maddeleri gereğince meslekte kazanma gücü kaybı ve bedeni çalışma gücü kaybının tespiti bakımından izlenecek yol açıklanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesislerince düzenlenen raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu"ndan rapor alınmalı, söz konusu kurul raporlarının Kurumu bağlayacağı, ancak, diğer ilgilileri bağlamayacağı dikkate alınarak, itiraz halinde, ... Kurumu"ndan alınacak rapora göre karar verilmeli; Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile ... Kurumu raporu arasında çelişki bulunması halinde ise, ... Üst Kurulu"ndan alınacak raporla, bu çelişki giderilip, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
    Yukarıda anlatılanlar ışığında dava dosyası incelendiğinde, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından kurum sigortalısının meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 16,2 olduğuna dair karar verildiği, davalı tarafından meslekte kazanma gücü kaybı oranına itiraz edildiği ve ... Kurumu"ndan meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespitinin istendiği, mahkemece davalının iş göremezlik derecesine yönelik itirazının ikmal edilmediği, ... Kurumu"ndan alınacak rapor ile Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından verilen rapor arasında çelişki olması halinde de bunun giderilmesinin gerektiği hususlarının gözetilmediği anlaşılmakla, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    3-Mahkemece 5510 sayılı Yasa"nın 23. üncü maddesi gereğince hüküm kurulmasına rağmen, hesap raporu alınması yerinde olmadığı gibi, meslekte kazanma güç kaybı oranının % 60’ın altında kaldığı iş göremezlik raporu ile sabit olduğundan, gerçek zarar hesabında pasif dönem hesabının yapılması, kusurun % 80 olması gerekirken % 90 olarak alınması da isabetsizdir.
    Mahkemece; tüm yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 18/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi