12. Ceza Dairesi 2019/13262 E. , 2021/2392 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, mühür bozma
Hüküm : Sanık ... hakkında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçlarından;
CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat
Sanık ... hakkında mühür bozma suçundan;
TCK’nın 203, 43, 62, 52/2. maddeleri gereğince mahkumiyet
Sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan;
2863 sayılı Kanunun 65/1, TCK’nın 62, 52/2, 53. maddeleri gereğince 2 kez mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçlarından sanık ...’nın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii, sanık ...’ın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Katılan vekilinin sanık ... hakkındaki beraat kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık ... hakkında III. derece doğal sit alanında yer alan taşınmazında kaçak inşaat yaptığı iddiasıyla açılan kamu davası ile ilgili olarak; sanığın aşamalardaki savunmalarında taşınmazını diğer sanık ...’ya kiraya verdiğini, suça konu inşaatla bir ilgisinin bulunmadığını belirterek atılı suçlamayı kabul etmediği, diğer sanık ...’nın inşaatı kendisinin yaptırdığını belirttiği, dosya kapsamında bulunan 18.02.2014 düzenlenme ve başlangıç tarihli kira sözleşmesinde taşınmazın 10 yıllığına diğer sanık ...’ya kiraya verildiğinin belirtildiği, keşif sırasında dinlenen mahalli tanık suça konu yapıyı sanık ... ...’nın yaptırdığını beyan ettiği dikkate alınarak sanık ...’ın savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli delil elde edilememesi karşısında sanık hakkında beraat kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla;
Yapılan yargılama sonunda, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2- Sanık ... müdafinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde ise,
Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin “06.03.2014” ve “03.04.2014” olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olarak değerlendirilmiştir.
T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK"nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK"nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
İddianamenin kabul tarihine kadarki eylemleri açısından teselsül hükümlerinin uygulanacağı dikkate alındığında, 29.04.2014 tarihli iddianamenin 05.05.2014 tarihinde kabul edilmesine kadar geçen süreçte, 09.04.2014 ve 17.04.2014 tarihlerinde kolluk görevlileri tarafından kaçak yapı örgü tespit tutanağı düzenlenen ve inşai faaliyetlerine devam ettiği belirlenen sanık hakkında açılan ilk davaya ilişkin olarak tayin edilen temel cezanın teselsül nedeniyle TCK"nın 43. maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 04/12/1998 gün, 3332 sayılı kararı ile 3. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen sınırlar dahilinde kalmakta olan Trabzon İli, Çaykara İlçesi, Yenimahalle Yanagodrip mevkii 128 ada 41 parsel sayılı taşınmazda izinsiz inşai faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla açılan kamu davaları ile ilgili olarak; bölgenin sit alanı olarak tesciline ilişkin ilgili Koruma Kurulu kararının suça konu taşınmazın bulunduğu yerde 1999 yılında ilanının yapılması ve bu yerin niteliğinin herkes tarafından bilinmesi mutat yerlerden olması, 14/03/2014 tarihli tespite rağmen sanığın eylemlerine devam edip, yapıların inşaasını tamamlamış olması hususu dikkate alındığında, sanığın dava konusu yerin sit alanı içerisinde yer aldığını bildiği, buna rağmen Kurul"dan izin almaksızın üzerinde inşai nitelikte müdahalelerde bulunduğu, inşaat mühendisi, ziraat mühendisi ve fen bilirkişi eşliğinde mahallinde icra edilen keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında, davaya konu yapıların tek katlı olup birkaç birimden oluştuğu, beton ve kilit taş üzerine inşa edilen ahşap yapıların kalıcı nitelikte olduğu, sit alanının doğal yapısına zarar verildiği, inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun belirtildiği dikkate alınarak sanığın eylemlerinin 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu,
... görevlilerince düzenlenen 14/03/2014 tarihli yapı tatil zaptı zaptında, izinsiz olarak 12.00 m x 10.00 m ebatlarında yapım halinde bir kat kaçak yapı şeklinde inşaat faaliyetlerine başlandığının tespit edildiği, 03.04.2014 tarihli yapı tatil zaptında yan kısımları ahşap yapılı olduğu ve çatının yapım halinde olduğunun belirtildiği, 09.04.2014 tarihli kaçak yapı görgü tespit tutanağında söz konusu yapının 12.30 m x 10.20 m ebatlarında 3.00 m yüksekliğinde tamamen ahşaptan olacak şekilde bir katlı, çatısının yapılmadığı, inşaatın devam ettiği, 17.04.2014 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında ise çatısının yapıldığı, inşaatının devam ettiğinin belirlendiği, bu tespitlerle ilgili olarak Çaykara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamenin 05/05/2014 tarihinde kabul edilmesi ile hukuki kesinti oluştuktan sonra yerinde yapılan inceleme sonucu kolluk tarafından düzenlenen 27.05.2014 tarihli kaçak yapı görgü tespit tutanağında sanık ... tarafından yapılan tek katlı ve ahşaptan çatısı yapılmış olan binaya ek olarak 1,45 m x 3.00 m ebatlarında tamamen ahşaptan bir adet lavabo, 8.20 m x 3.00 m ebatlarında tamamen ahşaptan bir adet bulaşıkhane ve mutfak ile 3.20 m x 3.80 m ebatlarında tamamen ahşap bir adet ızgara yeri yapıldığı, bahse konu yapının bitmiş olduğu ve “Ensar” adlı işyeri olarak faaliyet gösterdiği, ayrıca bahçe olarak 26.30 m x 24.50 m x 16.00 m x 42.00 m ebatlarında kilit taş döşendiği, ortalarına demir profil dikilerek üzerinin çadır ile kapatıldığının görüldüğü, bunun üzerine sonradan tespit edilen eylemle ilgili sanık hakkında açılan davanın 01/07/2014 tarihinde bu dosya ile birleştirildiği, ilk iddianamenin 05/05/2014 tarihinde kabulü kararı ile hukuki kesinti oluştuktan sonra sanığın eylemine devam ederek 27/05/2014 tarihli tutanakla tespit edilen müdahalelerde bulunduğu, böylelikle sanığın eylemlerinin iki ayrı suçu oluşturduğu ve yapılan yargılama sonucunda, her iki davaya ilişkin ayrı ayrı sanığın mahkumiyetine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, iki kez ayrı ayrı cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK"nın 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK’nın 52/4. maddesinin belirtilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; 1 nolu hüküm fıkrasının ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin ihtaratın yapılmasına dair 5 nolu bendinde yer alan “ödenmeyen” ibaresinden önce gelmek üzere “TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
3- Sanık ... müdafiinin mühür bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükümüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/06/2020 gün ve 2018/6-472-2020/262 sayılı ilamında, “sanık hakkında açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan suçtan zarar görene CMK’nın 233. maddesi uyarınca duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğ edilmesi ve CMK’nın 234/1-b maddesinde sayılan hakları kullanma imkanının tanınması gerekirken, bunun yapılmamasının, duruşmadan haberdar edilmeden yargılamaya devam edilerek delil sunma hakkı elinden alınan suçtan zarar gören yönünden hak kısıtlaması niteliğinde olduğunun” belirtilmesi karşısında, suçtan zarar gören Çaykara Belediye Başkanlığına duruşma günü usulüne uygun olarak bildirilip, davaya katılma imkanı sağlanmadan hüküm tesis edilmesi suretiyle CMK’nın 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince, hükmün sair yönleri incelenmeksizin isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 09/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.