10. Hukuk Dairesi 2017/1493 E. , 2018/7912 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 12.11.1993-01.01.2009 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece uyulan bozma ilamında "Davaya konu somut olayda, Mahkemenin, 5510 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden öncesine ilişkin Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespitine ilişkin istemin reddine dair hükmü isabetli ise de, davacının isteminin, 01.10.2008 tarihinden sonrasını da kapsadığı değerlendirildiğinde; davacının talebine konu 01.10.2008-01.01.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak, öncelikle ilgili vergi, meslek kuruluşu, sicil memurluğu kayıtları ile birlikte limited şirket ortaklığı yönünden yöntemince araştırma yapılarak kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, dolayısıyla 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık durumu irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz" olduğu belirtilmiştir.
“Emlak Komisyonculuğu” işi sebebiyle vergi kaydına dayalı olarak 01.01.2009 tarihi itibarıyla 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık tescili yapılan davacı; limited şirket ortaklığına dayalı olarak 12.11.1993-01.01.2009 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitini istemiş; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, ... Turizm San ve Tic. Ltd Şti"nin 31.05.2002 tarihinde vergi kaydı kapatıldığı, aktif olarak kendi nam ve hesabına bir limited şirket ortaklığı faaliyetinde bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 4/1-(b) maddesinde, bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, limited şirketlerin ortaklarının sigortalı sayılacağı hüküm altına alındıktan sonra, 9. maddesinin 1. fıkrasında, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından 4/1-(b) maddesi kapsamındaki sigortalılardan, limited şirketlerin ortaklarından paylarının tamamını devreden sigortalıların, pay devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın istemesi durumunda, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların istememesi durumunda, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten itibaren sona ereceği belirtilmiştir.
...Tic Ltd. Şti şirketinin 19.9.1993-31.5.2002 tarihleri arası vergi kaydının olduğu davacının %50 ortağı olduğu, ticaret sicil müdürlüğünün yazışmalarından 20.8.2013 tarihinde şirketin münfesih olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında dava değerlendirildiğinde, Ticaret sicil kayıtlarına göre 20.8.2013 tarihine kadar şirketin devam ettiği, vergi kaydına göre 31.5.2002 tarihine kadar ortaklığının sabit olduğu anlaşılan davacının, 31.5.2002-1.1.2009 tarihine kadar ortaklığının devam edip etmediğinin araştırılarak, limited şirket ortaklığının 1.1.2009 tarihine kadar devam ettiğinin tespiti durumunda, 1.10.2008-1.1.2009 tarihler arası dönem yönünden sigortalılığının 5510 sayılı Kanunun 9. maddesi kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 11.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.