10. Hukuk Dairesi 2018/2553 E. , 2018/7835 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda,ilâmında belirtildiği şekilde asıl davanın kısmen kabulüne,birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum; 10.11.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sigortalıya ödenen peşin sermaye değerli gelir, geçici iş göremezlik ödeneği ve yapılan tedavi giderinin yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalıdan tahsilini istemiş, bozma öncesi mahkemece hükme esas alınan kusur raporuna göre, davalı ... Elektrik İnş. Ltd. Şti. %80 sigortalı ise %20 kusurlu bulunmuş ve buna göre tüm peşin sermaye değeri üzerinden hesaplama yapılarak talebe göre hüküm kurulmuş, bozma sonrasında, bozma gereği davacı Kurum tarafından...’a karşı da açılan dava işbu dava ile birleştirilmiş, hükme esas alınan kusur raporunda ise asıl işveren...’ın kusursuz,alt işveren ... Elektrik İnş. Ltd. Şti.’nin %75, sigortalıya ise %25 kusur izafe edilmrk suretiyle davalı... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... Ltd. Şti. yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun "Üçüncü kişinin aracılığı" başlıklı 87"nci maddesi hükmünde, aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişi olarak tanımlanmış, sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı belirtilmiştir. Maddede “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, tali işveren, taşeron, alt müteahhit, alt ısmarlanan gibi adlarla anılmaktadır. Aracı kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir. Asıl işverenle aracı arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün aracı tarafından görülmesidir. Aracı kavramının belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır.
Dava dosyası incelendiğinde, Yeşilyurt köyü elektrik tesisatının yenilenmesi işi gereği, sigortalının değiştirilecek elektrik direğine çıktıktan sonra içten çürümüş olan direğin devrilmesi sonucu iş kazasının meydana geldiği, ... ile davalı arasında 01.10.2001 tarihinde Elektrik Dağıtım Hat ve Şebekeleri Tesis Sözleşmesi yapıldığı, sözleşme gereğince meydana gelebilecek kazalardan dolayı bütün sorumluluğun davalı alt işverene ait olduğunun belirlendiği anlaşılmış ise de, yukarıda anlatılanlar ışığında söz konusu işin...’a ait işin bir bölümü olduğu ve buna göre..."ın asıl işveren olduğu,dolayısıyla asıl işveren olarak davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde kusuru olmasa bile alt işverenin kusurundan sorumlu olacağı hususu gözetilerek, iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden kusur raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Kabule göre de,incelemeye konu davada, mahkemece verilen önceki karar, Dairemizin 07.06.2016 günlü, 2015/2480 E. 2016/9396 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur; Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olayda; Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin yerine getirilmediği, ilk bozma ilamına konu olan mahkemenin ilk kararında davalı ... Ltd.Şti.’ne %80, sigortalıya %20 kusur izafe edilmişken bozma sonrası kararında davalı ... Ltd.Şti.’ne bu defa %75, sigortalıya %25 oranında kusur izafe edilmiş olduğu görülmekle davacı Kurum yönünden, usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 10.10.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.