10. Hukuk Dairesi 2016/9889 E. , 2018/7832 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve davalı ... Tesktil Turizm San.Tic.A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere göre, davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine,
2-02.08.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle açılan iş bu davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir;
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olmaktadır.
Anılan maddede ki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirler ile harcama ve ödemelerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı kısmına hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, 02.08.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sigortalı Bülent Yılmaz’a bağlanan toplam 16.619,56 TL peşin sermaye değerli gelir, 2.668,64 TL tedavi masrafı ve 5.048,04 geçici iş göremezlik ödeneği toplam 24.336,24 TL kurum zararından, gelir yönünden bakiye 4.733,6 TL 21.11.2008 onay tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle, bakiye 1.010,00 TL geçici iş göremezlik ödeneği ve bakiye 533,5 TL tedavi giderlerinin tahsili talep edilmiş, Mahkemece talep gibi karar verilmiştir.
Ancak, yukarıdaki açıklamalar gereğince Kurumun rücu hakkı ilk peşin değerli gelirlerin tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı olup,
Gerekçeli kararın birinci maddesinde belirtilen hükmün düzeltilmesi gerektiği nazara alınarak; sigortalının hak sahiplerine bağlanan “ilk peşin sermaye değerli gelirler” 12.900,63 TL ve sosyal yardım zammı 137,59 TL; 13.038,22 TL toplamı olduğu gözetildiğinde, ilk davada hükmedilen meblağın tenzilinin kesinleşen %70 kusura isabeti sonucu 821,974 TL’ye hükmedilmesi gerekirken, bu miktarı aşan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırılık teşkil etmiştir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Hükmün;
1) 1.fıkrasının silinerek yerine; “Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile ;
“821,974 TL ilk peşin sermaye değerinin gelir onay tarihi olan 21/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına,
2)Hükmün 3. maddesinin silinerek, yerine;” davacı tarafından iş bu dava nedeniyle yapılan tebligat, müzekkere ve posta giderinden oluşan toplam 63,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 23,31 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; geri kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılmasına ,
4)Hükmün vekalet ücretine ilişkin 4. maddenin sonuna gelmek üzere, “Davalı vekiline karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,”ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.10.2018 günü oybirliğiyle karar verildi.