10. Hukuk Dairesi 2018/3852 E. , 2018/7822 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacıya tahakkuk ettirilen prim ve geçikme zammının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu davada; davalı kurum tarafından 2011/11-2013/8 ayları arası dönem için 2.019.83 TL prim, 410.59 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 2.422.83 TL kurum alacağının tahakkuk ettirilerek söz konusu alacağın ödenmesine dair yazının 15.09.2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 14.10.2014 tarihinde davacının kuruma itiraz ettiği, 17.10.2014 tarihli, 4 sayılı komisyon kararı ile itirazın reddedildiği ve red kararının 04.11.2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine davacının 02.12.2014 tarihinde idare mahkemesinde prim borcunun iptali talebiyle dava açtığı ve ... İdare Mahkemesinin 2014/1786 Esas, 2014/1737 Karar sayılı, 23.12.2014 tarihli kararı ile davada adli yargının görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verdiği, idare mahkemesi kararının itiraz edilmeksizin 07.02.2015 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından 13.02.2015 tarihinde iş mahkemesinde tahakkuk ettirilen prim borcunun iptali talebiyle dava açıldığı, mahkemece davanın 5510 sayılı Yasanın 86/6. maddesinde öngörülen bir aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın Prim belgeleri ve işyeri kayıtları başlıklı 86/6. maddesinde" (Değişik yedinci fıkra: 17/4/2008-5754/50 md.) Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89"uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır. ...." hükmü düzenlenmiş olup, itirazın reddi halinde iş mahkemesinde dava açılabilmesinin bir aylık hak düşürücü süreye tabi olduğu görülmektedir.
Dava hakkı, bir çok uyuşmazlıkta belirli bir süreyle sınırlandırılmıştır. Zamanın haklar üzerinde iki tür etkisi bulunmaktadır. Bunlardan ilki hakkı düşüren, diğeri ise hakkı engelleyen etkilerdir. İlkinde, belli bir zamanın geçmesiyle hak ortadan kalkar. Diğerinde ise, hak düşmez; ancak hak sahibinin bunu ileri sürmesi halinde, hak engellenebilir.
Dava açılmasının maddi ve usul hukuku bakımından bir takım sonuçları bulunmaktadır. Davanın açılması ile dava konusu alacak veya hak için söz konusu olan zamanaşımı kesilirken, hak düşürücü süreler de korunmuş olacaktır.
Bir hukuk davasının idari yargıda açılması halinde, resen ya da yargı yolu itirazı üzerine, davanın her safhasında (görevsizlik nedeniyle) dava dilekçesinin reddine karar verilebilir (İYUK m. 14/3-a,15/1-a). Ancak hatalı yargı yolunda (idari yargıda) görevsizlik kararı ile sonuçlanan davanın ne şekilde ve hangi sürede adli yargıda (hukuk mahkemesinde) ikame edileceği konusunda HMK’da bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle adli yargı mahkemeleri arasındaki göreve ilişkin uyuşmazlıklarda başvurulan; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine, davacının, kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren iki hafta içinde dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine ilişkin HMK 20. madde hükmünün, somut olaya kıyasen uygulanması gerekir.
Bu durumda, sonradan görevli mahkemede açılan dava, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde kabul edilerek, görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş olacağından, hak düşürücü süre de, hatalı yargı düzenine bağlı mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenecektir
Sonuç olarak; idari yargı kararını takiben adli yargıda (hukuk mahkemesinde) açılan yeni bir davanın süresinde açıldığının kabul edilebilmesi için görevsiz yargı yerinde açılan davanın, adli yargı düzeni içinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması, İdari yargı yerince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesini takiben iki hafta içerisinde görevli adli yargı yerinde yeni bir davanın açılmış olmasıı,idari yargıda açılan dava ile adli yargıda açılan davanın aynı nitelikte olması gerekmekte olup,belirtilen bu koşulların varlığı halinde, adli yargıda açılmış dava, hatalı yargı yolunda açılmış davanın devamı niteliğinde bulunacak, hak düşürücü süre de korunmuş olacaktır. (HGK 2008/21-140 Esas, 2008/205 Karar)
Somut davada; 5510 sayılı Yasanın 86/6. maddesi gereğince davacı, kurum komisyon kararının kendisine tebliğinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesinde dava açması gerekirken görevsiz yargı yeri olan ... İdare Mahkemesinde dava açmış ise de; komisyon red kararının 04.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, idari yargıda 02.12.2014 tarihinde prim alacağının iptali talebiyle dava açıldığı ve idare mahkemesinin görevsizlik kararının kesinleşme tarihi olan 07.02.2015 tarihinden itibaren iki hafta içerisinde de iş mahkemesinde aynı taleple dava açıldığı göz önüne alındığında davanın süresinde açıldığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle; dava süresinde açılmış olduğundan mahkemece davanın esasına girilerek yapılacak araştırma ve inceleme neticesine göre karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.