23. Hukuk Dairesi 2014/885 E. , 2014/3310 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2006/27-2013/551
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. Z.. K.. geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin kardeşi dava dışı Hayriye’nin diğer kardeşi Rasim’e devrettiği üyeliğe isabet eden dairenin kendisine verilmemesi üzerine, dönemin yönetim kurulu başkanı, dava dışı Yusuf’un, kendisine ait 10 no"lu dairenin üyeliğinin 12.08.1992 tarihinde noterde düzenleme şeklinde kooperatif üyelik hakkı devir ve temlik senedi ile müvekkiline devrettiğini, müvekkilince aidat ödemelerinin devam ettiğini, müvekkilinin açtığı dava sonunda üyeliğinin tesciline karar verilmesi üzerine, yönetimin 05.10.1995 tarihli kararı ile üyeliği kabul ettiğini, müvekkilinin üyeliğe kabulden önce ve sonra tüm aidatları ödediğini, davalının dairenin tapusunu vermediğini ileri sürerek, davalı üzerine olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Hayriye ve Rasim’in üyelikleri ile davacının bir ilgisinin bulunmadığını, davacının bu kişilerin ödemelerinden yararlanamayacağını ve sadece 1999 yılı için bir aylık ödemesi dışında ödeme yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davacının, davalı kooperatifin ortağı olduğu, davacının borcu bulunduğuna ilişkin kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10 no"lu bağımsız bölümün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatifçe ortağı olan davacıya tahsis edilen taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamında, davacının payının kimden devir alındığının ve devir aldığı kişi ile birlikte ödemelerinin belirlenerek normal ödemesini yapan bir ortak kadar ödemede bulunup bulunmadığı daha doğru bir anlatımla davacının aynı koşullardaki üyeye göre hiçbir borcunun bulunmaması koşulunu sağlayıp sağlamadığının araştırılması istenmiştir. Dosya kapsamından, davacının ortaklığını Y. T.."dan devir aldığı ve payın H. Y.. ile R. Y.."ın payları ile bir ilgisinin bulunmadığı sabittir. R. Y..ın payı karşılığı tahsis edilen daireyi alarak dava dışı kişiye sattığı uyuşmazlık dışıdır. Davalı kooperatif, davacının pay ve ödemelerini devir aldığını iddia ettiği kardeşi H. Y.."ın, aidat borcunu ödememesi nedeniyle oraklıktan çıkarılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiğinini savunmuş ise de, çıkarma kararının tebliğine ilişkin belgeleri sunmadığı gibi, çıkarma sonrası ödemelerinin kendisine iade edildiğine ilişkin belgeleri de dosyaya ibraz etmemiştir. Davacı vekili, bozma sonrası 28.06.2006 tarihli dilekçesinde, dava dışı Hayriye ve Rasim" in ödemelerinin de müvekkilinin payına ilişkin olduğunu illeri sürmüş ise de, Rasim ve Hayriye tarafından yapılan ödemelerin davacının payına ilişkin olmadığı ve davacının borcun hesaplanmasında dikkate alınamayacağı görülmektedir. Ancak, az yukarıda açıklandığı üzere, R.Y..payına bağlı taşınmazı aldığından ödemelerinin, davacıya temliki mümkün olmasa da, davalı kooperatifin hakkında verilen çıkarma kararının kesinleştiğini iddia ettiği Hayriye"ye usulüne uygun şekilde çıkarma kararını tebliğine ilişkin belgeler sunulmadığı gibi, anılan kişiye çıkma payının ödendiği de kanıtlanmamıştır. Bozma sonrası H. Y..tarafından dosyaya verildiği iddia edilen 10.03.2008 tarihli "temlik" niteliğindeki belgeden, yapılan ödemelerin davacıya devredildiği ve davacının payı için yapıldığının kabulü istenmiş, ancak, belge altındaki imzanın H. Y.."a ait olup olmadığı mahkemece tespit edilmemiştir. Anılan belge altındaki imzanın H. Y.."a ait olduğunun mahkemece tespiti halinde, bu kişice yapılan ödemelerin davacıya temlik edildiği ve davacının borcunun hesaplanmasında dikkate alınabileceği düşünülmelidir.
Diğer yandan, mahkemece, davacının peşin ödemeli ortak olduğu ve aidat borcunun bulunmadığından söz edilmiş ise de, dosya kapsamından davacının peşin ödemeli ortaklığa ilişkin iddiasının bulunmadığı gibi, Dairemizin 13.05.2013 tarih ve 2013245-3139 E-K sayılı kararında ilkeleri belirlenen peşin ödemeli ortaklığın somut olayda bulunmadığı kuşkusuzdur.
Tüm bu saptamalardan sonra, konusunda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle kooperatife ait tüm defter, belge, ödeme kayıtları ve banka kayıtları ile ilgili yerlerden getirtilecek genel kurul kararları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle normal bir üyenin ödemeleri ile davacının ödemelerinin ( payını devraldığı Y. T.."nın ödemeleri ile ile usulüne uygun temlik bulunduğunun belirlenmesi halinde H. Y.. tarafından yapılan ödemeler) ve genel kurulca kararlaştırılan faiz oranları yönünden 6098 sayılı TBK nun 120. maddesindeki sınarlar da dikkate alınarak hesap yapmak suretiyle davacının toplam ödemesi ile aidat ve faiz borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Kooperatifçe, ortaklara daire teslimi koşulları Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin dosyadaki bozmasında belirlenmiş olup, anılan koşulların yerine getirilip getirilmediği üzerinde de durulmalıdır. Mahkemece, anılan yönler üzerinde durulmadan, davacı ve normal ödemesini yapan ortağın ödemeleri belirlenerek karşılaştırılmadan, paya ilişkin olmayan ödemelerin de paya ilişkinmiş gibi değerlendirilerek ve ileri sürülmemesine rağmen peşin ortaklığa ilişkin koşulların da oluşmadığı anlaşılmasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulmasına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.