23. Hukuk Dairesi 2014/132 E. , 2014/3297 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sincan 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/10/2013
NUMARASI : 2012/239-2013/268
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı V.. Ç.. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı V.. Ç.. arasında 24.06.2009 tarihinde arsa payı karşılığı insaat sözleşmesi imzalandığını, davalının talebi doğrultusunda binanın elektrik ve doğrama işlerini yapmak üzere dahili davalılara da birer adet dairenin tapusunun devredildiğini, ancak davalının kaba inşaatı dahi tamamlamadığını ve edimini yerine getirmediğini, gönderilen ihtarın da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, inşaat sözleşmesinin iptalini (feshini ) talep ve dava etmiştir.
Davalı, sözleşme gereği inşaata sarfettiği malzeme ve işçilik bedellerinin piyasa rayicine göre tesbit edilerek kendisine ödenmesini, harcamalarına ilişkin fatura sunamayacağını beyan etmiştir.
Dahili davalılar ise, dairelerini yükleniciden satın aldıklarını ve davacının tapuyu devrettiğini savunarak, haklarının korunmasını istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen en son tarihli bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında imzalanan 24.06.2009 tarihli sözleşme ve 18.06.2010 tarihli ek sözleşmelere göre davalının, 05.07.2010 tarihine kadar inşaat ruhsatı alınarak 18 ayda inşaatı tamamlayıp teslim etmesi gerekirken inşaatı %27 seviyesinde yapabildiği ve edimini yerine getirmediği, davacının fesih istemekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile asıl ve ek sözleşmenin iptallerine karar verilmiştir.
Kararı, davalı V.. Ç.., temyiz etmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 355. vd. ( 6098 sayılı TBK"nun 470. vd) maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi” iş sahibinin bir arsanın muayyen bir payının bedel olarak devri veya devri taahhüdü karşılığında, yüklenicinin bir inşa (yapı) eseri meydana getirmeyi taahhüt ettiği, tam olarak iki tarafa borç yükleyen, ivazlı, çift tipli bir karma sözleşmedir. Bu sözleşmelerde, yüklenicinin, kendi kusuruyla işi muayyen bir zamanda bitirmeyerek, temerrüde düşmesi nedeniyle iş sahibi tarafından sözleşmenin feshi halinde uyuşmazlığın kural olarak Borçlar Kanunu"nun 106 ve 108. maddeleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği, ancak olayın niteliği ve özelliğinin haklı gösterdiği durumlarda, Türk Medeni Kanunu"nun 2. maddesi hükmü gözetilerek, sözleşmenin ileriye etkili sonuç doğuracağı, 25.01.1984 gün ve 3/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülmüştür. Burada feshin geriye ve ileriye etkili
olmasının sonuçları üzerinde durulmasında yarar vardır. Bilindiği üzere fesih, sözleşme ilişkisini sona erdirmeye yönelik, bozucu yenilik doğuran bir haktır. Feshin geriye etkili olması durumunda, sözleşme hiç yapılmamış (yok) farzedilerek hüküm doğuracağından taraflar karşılıklı olarak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerince geri alabilir. Örneğin, avans niteliğinde bir miktar arsa payı devredilmiş ise arsa payının adına tescili arsa sahibince; yasaya uygun bir kısım imalât gerçekleşmiş ise bunun bedeli de yüklenici tarafça istenebilir. Oysa, ileriye etkili fesihte sonuç farklıdır. Burada arsa sahibi, yüklenicinin gerçekleştirdiği inşaat oranında arsa payını devretmekle yükümlü olmakla beraber yüklenicinin kusuru nedeniyle uğradığı zararların ödenmesini de ister. Ancak, gerek Dairemiz, gerekse Hukuk Genel Kurulu Kararları"nda, akdin ileriye etkili feshedilebilmesi için inşaat seviyesi % 90 ve üzeri orana ulaşmış olmalıdır. Mahkemece ileriye etkili feshin sonuçlarının da hüküm yerinde gösterilip açıklanması, tasfiyenin gerçekleştirilmesi ve uyuşmazlığın giderilmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, keşif sonrası alınan bilirkişi ek raporunda, inşaat seviyesinin % 27 olarak belirlenmesi karşısında sözleşme ve ek sözleşmenin geriye yönelik olarak feshine karar verilmesi gerekirken, hükmün gerekçe kısmında davacının sözleşmesinin feshi talebinin haklı olduğu belirtilmesine rağmen, sözleşme ve ek sözleşmenin geçerli olarak kuruldukları gözardı edilerek, sözleşme ve ek sözleşmenin iptaline karar verilmesi doğru olmamış ise de; sonucu itibariyle doğru olan kararın HMUK"nın 438/son maddesi uyarınca değişik gerekçe ile ve hüküm bölümünde yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK"nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenle, davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın gerekçesi değiştirilerek ve (HÜKÜM) bölümünün 1. paragrafında geçen " iptaline ” ibaresi hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine " geriye etkili olarak feshine " ibaresi eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.