6. Ceza Dairesi 2017/2997 E. , 2020/730 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ... hakkında uyuşturucu maddelerin murakabesi hakkında kanuna muhalefet suçundan kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; dava zamanaşımı içerisinde karar verilmesi olanaklı kabul edilmiştir.
1-Sanık ... hakkında mağdur ..."a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazının incelenmesinde;
Sanık ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 12. fıkrası uyarınca itiraz yasa yoluna gidilebileceğinden ve aynı Kanunun 264. maddesine göre de kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanık ... savunmanının bu yöndeki vaki temyiz talebinin itiraz niteliğinde olduğu kabul edilerek dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, Cumhuriyet Savcısı, sanıklar ..., ... ve ... savunmanları ile sanık ..."in temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin, tebliğnameye kısmen uygun olarak ONANMASINA,
3- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yağma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Soruşturma evresinde toplanan deliller suç işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenler. Kamu davasını açma veya açmama yetkisi Cumhuriyet Savcısına aittir.
İddianamede şüpheliye yüklenen suç hakkında; suç teşkil eden fiil, zamanı ve işlendiği yer konusunda açıklama gerektiği gibi olay öyküsünde isnat edilen fiilin hangi fiil olduğu açıkça anlatılmalıdır. Fiilin aynı failin diğer fiillerinden ayırt edilebilir nitelikte belirtilmesi gerekir. Failin her biri birbirinden bağımsız biri diğerinin unsuru olmayan ve ayrı ayrı suç teşkil eden filleri yönünden de iddianamede kamu davasının sınırları açıkça gösterilmelidir. Cumhuriyet Savcısının iddianamesine göre, mahkemenin suç teşkil eden hangi filler konusunda karar vermesi gerektiği belirsiz kalmamalıdır. Eksiklik ve yetersizlik varsa bu, yargılamada giderilmelidir.
İddianamede dava konusu yapılmak istenen suç teşkil eden eylemlerin ayrı ayrı açıklanıp belirlenmesi gerekir. Yani suç teşkil eden fiiller bakımından kamu davasının sınırı açıkça gösterilmelidir. Sanıkların suç oluşturan hangi eylemlerden yargılandığını bilmek hakkıdır. Bu, savunmanın kullanılması açısından güvencedir.
Suç teşkil eden fiil yönünden kamu davasının dışına çıkmak demek, dava olmadan karar verilmesi anlamını taşır. Böyle bir uygulamaya CMK kuralları kesin engel oluşturur. Hakim, fiilin niteliğini tayin ve takdirde iddianamedeki hukuki görüş ile bağlı değildir. Ancak bilindiği üzere, iddianamede bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olay hakkında dava açıldığını göstermez. İddianamede dava konusu yapılan ve herbiri ayrı ayrı bağımsız suç teşkil eden her bir fiilin açıklanması gerekir.
İddianameyle açılan ve yürütülen yargılama sonucu değişen suç vasfı ile bir görevsizlik kararı verilmesi halinde, öncelikle açılan davanın dönüşen suç niteliğine uygun olup olmadığı değerlendirilip olanaklı değilse usulünce kamu davası açılması zorunludur. Şayet, iddianamede suç teşkil eden eylem açıkça anlatılmış ancak suçun vasıflandırılması hatalı ise bu halde bir görevsizlik kararı verilmesi mümkündür. Bu durumda, mahkemenin görevsizlik kararına konu suç ile ilgili değerlendirme yapması olanaklı olacaktır.
TCK’nin 148. maddesinde yağma suçunun basit hali düzenlenmiştir. Yağma; “Bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleşeceğinden ya da mal varlığı itibarı ile büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak” şeklinde meydana gelen fiildir.
Yağma suçunun nitelikli halleri 5237 sayılı TCK"nin 149. maddesinde düzenlenmiştir. Yağma suçunun yanında maddenin ikinci fıkrasında gösterilen ağırlaştırılmış kasten yaralama suçunun işlenmesi halinde, bağımsız bir suç olarak fail hakkında gerçek içtima kuralları uygulanıp her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verileceği gibi yağmanın unsuru olmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarından da yağmadan bağımsız olarak hüküm verilecektir.
Sanığın suç teşkil eden haksız fiilleri hem nitelikli yağma hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve genel güvenliği kasten tehliye sokma suçlarına vücut veriyorsa bu durumda dava konusu yapılacak eylemlerin bağımsız olarak açıklanması gerekir yani bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan bahsedilmesi bu yönde dava açıldığını göstermeyecektir. Bu açıklamalar ışığında;
Somut olayımıza gelince;
Türkeli Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 2010/125 sayılı iddianamesi ile; mağdur ..."a yönelik eylemleri nedeniyle, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK"nin 109/2, 109/3-a-b,170/1-c maddelerinde anlamını bulan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarından kamu davası açıldığı,
Türkeli Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2013 günlü 2011/9 Esas ve 2013/75 sayılı Kararı ile; sanıkların üzerlerine atılı eylemlerin yağma suçunu oluşturabileceği gerekçesine dayanarak görevsizlik kararı verilmesi üzerine;
Yargılamaya bakan Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 gün, 2013/141 Esas 2016/30 sayılı Kararı ile; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdur ..."a yönelik nitelikli yağma suçundan TCK"nin 149/1-a-c-d-h, 35/2, 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay; sanıklar ... ve ... hakkında TCK"nin 109/2, 109/3-a-b, 62. maddeleri uyarınca 5 yıl; sanıklar Muammer ... ve ... hakkında TCK"nin 109/2, 109/3-a-b, 110, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası verilip sanık ... hakkında verilen hükmün ertelendiği, ayrıca sanık ... hakkında Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sanıklar ..., ..., ... hakkında TCK"nin 170/1-c maddesi ile açılan kamu davası ile ilgili de ayrıca beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca;
Türkeli Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 2010/125 sayılı iddianamesi ile; sanıklar hakkında TCK"nin 109/2,109/3-a-b,170/1-c maddelerinde anlamını bulan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarından açılan kamu davasındaki her bir suç bağımsız suç olup yağmanın unsuru olmadığı,
Türkeli Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2013 günlü, 2011/9 esas ve 2013/75 sayılı görevsizlik kararı üzerine, Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 gün, 2013/141 Esas, 2016/30 sayılı Kararı ile de sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarının yanı sıra ayrıca nitelikli yağma suçundan da mahkumiyet hükmü kurduğunun anlaşılmasına karşın, iddianame içeriği, sevk maddeleri ve nitelendirmeye göre yağma suçundan 5271 sayılı CMK"nin 170/3 ve 225/1. maddelerinde öngörülen yöntem ve biçime usulüne uygun müstakil bir kamu davasının açılmadığı, ceza hukukunda yağmanın unsuru ve/veya nitelikli hali olarak kabul edilmeyen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarından açılan kamu davası üzerine verilen görevsizlik kararının da bu anlamda yağma suçu yönünden iddianame yerine geçmesi olanağı bulunmadığı dikkate alındığında bu bağlamda,
Öncelikle; sanıklar hakkında yağma suçundan usulüne uygun bir kamu davası açılması sağlanmadan, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanları, Cumhuriyet Savcısı ve sanık ..."in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 20/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.