Ceza Genel Kurulu 2017/804 E. , 2017/451 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar ... ve ..."ün 765 sayılı TCK"nun 341/1, 80 ve 59. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.10.2007 gün ve 15-285 sayılı hükmün, sanık ... ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 31.03.2010 gün ve 9058-3654 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Sanıklar müdafii tarafından 23.09.2010 tarihinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesince 27.09.2010 tarihinde talebin kabulüne karar verilip, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda 30.10.2012 gün ve 15-285 sayı ile; yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi ile 30.10.2007 gün ve 15-285 sayılı hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Bu kararın da sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 27.03.2013 gün ve 1728-5062 sayı ile;
“Sanık ..."ün olay tarihinde Okçu belediye başkanı olduğu, sanık ..."un ise aynı belediyede tahsildar olarak görev yaptığı, belediyeye ait gayrimenkulleri gerçek bir encümen kararları olmaksızın 179 ada 4 parselin sanık ..."a, 5 parselin ..."a ve 6 parselin ise ..."e satılmış gibi 15.12.2000 tarihli 88, 89, 90 nolu sahte encümen kararları tanzim ederek bu kararların fotokopilerinin sanık ... tarafından aslı olmadığı halde "aslı gibidir" diye tasdik edildiği, sanık ..."un bu sahte belgeye dayanarak tapuda taşınmazı kendi adına kaydettirdiği, diğer parsellerin de yine aynı şekilde resmi işlemlerinin yapıldığından bahisle haklarında açılan davada, belge asıllarının bulunamaması ve ilgili defterde de kayıtlı olmaması nedeniyle haklarında 765 sayılı TCK"nun 341/1. maddesinden verilen mahkumiyet kararının temyizi üzerine Dairemizce incelenip onanmasına karar verilmesi sonucu kesinleşmesinden sonra sanıklar müdafiinin belgelerin asıllarının arşivde başka evrakların içinde bulunduğunu belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine mahkemece talep yerinde görülerek duruşma açılıp yapılan yargılama sırasında, sonradan ortaya çıkan belgelerde imzaları bulunan encümen üyelerinin tanık sıfatıyla dinlenip imzaların kendilerine ait olduğunu kabul etmeleri ve belge asılları üzerinde yapılan her iki bilirkişi incelemesi arasında çelişki olup onaylı fotokopilere uygunluğunda tereddüt oluşması karşısında, sonradan ortaya çıkan belgelerin gerçekliği konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, gayrimenkullere ilişkin tapu kayıtları ve belediyeden de satış ile ödemeye ilişkin tüm belgeler getirtilip sanık ... dışında malik görülen kişilerden alım satım hususu sorulup, kabul etmemeleri halinde 20.12.2000 tarihli tapu idaresi tarafından düzenlenen resmi senet üzerindeki imzalar yönünden de bilirkişi incelemesi yaptırılıp tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile kesinleşmiş hükmün onanmasına karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 05.11.2013 gün ve 15-285 sayı ile;
"...,Her ne kadar bozma ilamında her iki bilirkişi incelemesi arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumundan alınacak bir rapor ile giderilmesi gereğinden bahsedilmekteyse de, sanık müdafiinin hüküm celsesindeki beyanı ile 02.02.2012 tarihli duruşma tutanağındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, 09.01.2012 tarihli rapor için gönderilen belgelerin, sanıklar müdafii tarafından sunulan belgeler ile bunların mahkemece çektirilen fotokopileri olması nedeniyle, başka bir anlatımla sonradan delil olarak sunulan belgelerle tapu sicil müdürlüğüne gönderilen belgeler arasında bir inceleme yapılmaması sebebiyle farklı sonuca ulaşıldığı" gerekçesiyle, önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2014 gün ve 20065 sayılı “onama” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 854-979 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 18.05.2017 gün ve 138-3848 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı resmi belgede sahtecilik suçunun sübutu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, yerel mahkeme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a)Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b)Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c)Bozma sonrasında yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d)İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp, yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi durumunda ise incelemenin Yargıtay"ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İnceleme konusu dosyada, yargılamanın yenilenmesi muhakemesi neticesinde verilen sanıklar hakkındaki 30.10.2007 gün ve 15-285 sayılı hükmün onanmasına ilişkin kararın Özel Dairece; alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için sonradan ortaya çıkan belgelerin gerçekliği hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, sanık ... dışında belediyece satış yapılan kişilerin tanık olarak dinlenilmesi, alım satım hususunu kabul etmemeleri halinde tapu idaresi tarafından düzenlenen resmi senet üzerindeki imzalar yönünden de bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hususları gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizliğinden bozulduğu, yerel mahkemece önceki kararda yer almayan "...Her ne kadar bozma ilamında her iki bilirkişi incelemesi arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumundan alınacak bir rapor ile giderilmesi gereğinden bahsedilmekteyse de, sanık müdafiinin hüküm celsesindeki beyanı ile 02.02.2012 tarihli duruşma tutanağındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, 09.01.2012 tarihli rapor için gönderilen belgelerin, sanıklar müdafii tarafından sunulan belgeler ile bunların mahkemece çektirilen fotokopileri olması nedeniyle, başka bir anlatımla sonradan delil olarak sunulan belgelerle tapu sicil müdürlüğüne gönderilen belgeler arasında bir inceleme yapılmaması sebebiyle farklı sonuca ulaşıldığı tartışmasızdır” şeklindeki yeni ve değişik gerekçeyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp, önceki kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulmuş olması nedeniyle yeni hüküm niteliğindedir. Bu yeni hükmün doğrudan Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.11.2013 gün ve 15-285 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.