13. Hukuk Dairesi 2016/13830 E. , 2019/8772 K.
"İçtihat Metni".........
Taraflar arasındaki kıymetli evrakın iptalinden kaynaklanan davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, asıl davada davalının veraseli olduğu taşınmazı 40.000,00 TL karşılığında satın aldığını, karşılığında ise 25.000,00 TL ve 15.000,00 TL değerinde senet verdiğini, bu senetlerin 21.500,00 TL’lik kısmını ödediğini, ardından tapu devrini talep etiğini ancak devir yapılmadığı gibi her iki senet için davalının icra takibi başlattığını ileri sürerek; her iki senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ödediği 21.500,00 TL"nin iadesine veya tapunun devrine karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise, davalı........eniştesi, diğer davalının da halasınınoğlu olduğunu, davalı ...... dönüm yeri 60.000,00 TL karşılığında satın aldığını, aldığı yerin 43 dönümünün devredilip geri kalanının devredilmediğini, devir için 15.000,00 TL"lik 4 adet senet verdiğini, bu senedin asıl davadaki davalı ... tarafından davalı ...’e ciro edildiğini,bedeli çek ve nakit olarak ödediğini ancak devrin tam gerçekleşmediğini ve senedin bedelsiz kaldığını, davalı tarafların yakın akraba olup muvazalı devirleri bilen kötüniyetli kişiler olduğunu, ayrıca halası ...... de ona kalan yerleri 25.000,00 TL karşılığı aldığını, karşılığında 20.000,00 TL senet verdiğini, bu senedin de ciro ile ...’e geçtiğini ancak devir gerçekleşmediğinden senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek 15.000,00 TL"lik ve 20.000,00 TL"lik senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ... 5. İcra Müdürlüğü"nün 2011/7107 Esas sayılı dosyasında takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu" nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmü getirilmiştir.
Temyize konu hükmün gerekçesinde, "...Davalılar ........bu iki bono da hiçbir sıfatla yer almadığından menfi tespit davası adı geçen kişelere karşı açılamaz. Ayrıca davacı ... 6. Noterliğin 06.04.2010 tarih ve 6979 aynı tarih ve 6977 yevmiye nolu ihtarname taşınmazların eksik teslim edildiğini en geç bu ihtarname tarihlerinde öğrenmiş sayılır. 818 sayılı Mülga BK. M. 31 gereğince hata veya hileyi öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde davalar açılmadığından hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle usulden; davalıların yukarıdaki eda ettikleri yeminleri nedeniyle asıl ve birleşen davaların esas yönünden reddine karar verildiği" belirtilerek davanın hem esastan hem usulden reddine karar verilmiştir. Aynı konu ile ilgili hem esastan hem usulden karar verilmesi mümkün değildir. Mahkemece, davanın esastan mı yoksa usulden mi red edildiği açık ve anlaşılır şekilde yazılmamıştır. Bu itibarla HMK.’nun 297. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.........