10. Hukuk Dairesi 2016/11577 E. , 2017/1702 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava dosyası incelendiğinde, dava dışı ... Kargo ve Loj. Nak. Ltd. Şti."nin ortağı olduğundan bahisle 2005/1,2,3,4,5,6,7 dönemleri arasına ilişkin işsizlik sigortası prim borcu nedeniyle davacıya gönderilen ödeme emirinin iptali için işbu davanın süresinde açıldığı, Mahkemece, prim alacaklarının borçlu şirket tarafından 8.8.2008 tarihinde yapılandırdığından davacı yönünden de zamanaşımının kesildiği, hisselerini devir ettiği 9.9.2005 tarihinden önceki döneme ait kurum alacağından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu ödeme emirlerinin içeriğini teşkil eden prim borçlarının yapılandırılması halinde, eldeki davanın konusuz kalıp kalmayacağı; başka bir anlatımla, yapılandırma üzerine, “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekir.
Bazı hallerde dava devam ederken, dava açılmasından sonra meydana gelen (dava konusu alacağın ödenmesi gibi) bir nedenle dava konusu ortadan kalkabilir.
Davanın konusuz kalması halinde, artık dava hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm verilmesine gerek kalmaz. Başka bir deyişle, her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararı kalmamış demektir. Bu halde, mahkemece, davanın konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
O halde, mahkemece, dava konusu ödeme emirlerine ilişkin dava dışı şirket yönünden yapılandırma yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ise, artık davacıya gönderilen (ödeme emirlerinin konusu kalmayacağından) konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekir.
2- Uyuşmazlık, davalı Kurumun prim alacaklarının 506 sayılı Kanun’un 80’inci maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanun’a göre tahsiline ilişkindir. Prim ve
gecikme zammı yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125’inci maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımına tabi iken, 506 sayılı Kanun’un 80’inci maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan ve 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren; “Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun hükümleri uygulanır...” hükmü uyarınca Kurum alacakları yönünden 6183 sayılı Kanun’un zamanaşımına ilişkin 102 ve devamı maddeleri geçerli olmuş ve anılan 102’nci madde kapsamında sözü edilen alacaklar 5 yıllık zamanaşımına tabi olmuştur.
Ne var ki, 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanunla, 506 sayılı Kanun’un 80’inci maddesi tekrar değiştirilerek, 6183 sayılı Kanun’un 102’nci maddesinin, Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme karşısında Kurumun sigorta priminden doğan alacakları 3917 sayılı Kanun değişikliğinden önce olduğu gibi Borçlar Kanunu’nda belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır.
Somut olayda, dava dışı .... Kargo ve Loj. Nak. Ltd. Şti."nin ortağı olduğundan bahisle 2005/1,2,3,4,5,6,7 dönemleri arasına ilişkin işsizlik sigortası prim borcu nedeniyle 2005/21287 takip no’lu dosyadan icra takibine girişilip, ilgili ödeme emirinin 21.07.2015 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir. Dava dışı borçlu şirket yönünden kesilen zamanaşımı davacı yönünden kesme sebebi oluşturmayacağı dikate alınarak, yapılandırma ile borç sona ermemiş ise, ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle 2005/6. ayda dahil davacı yönünden zamanaşımının gerçekleştiği, sadece 2005/7. aydan sorumluluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hata olup bozma nedenidir.
Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 02.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.