1. Hukuk Dairesi 2015/1489 E. , 2017/6733 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen ecrimisil ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacılar, maliki oldukları ... ada ... parsel sayılı taşınmazın, davalı tarafından 24.07.1997 tarihli encümen kararı ile kamulaştırıldığını ve mahkeme kararı ile adına tescil ettirildiğini, davacıların murisinin, ... 3. İdare Mahkemesinde açtığı davalar ile kamulaştırma kararını iptal edildiğini, bu sebeple encümen kararının ve kamulaştırmanın hukuki sonuçlarının ortadan kalktığını, fakat davalının, 90 m² taban alanlı binayı yıkarak, kamulaştırdığı yeri otopark olarak kullandığını, bunun üzerine, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali tescil ve tazminat davası açtıklarını, davanın lehlerine sonuçlanarak kesinleştiğini,mahkeme kararı ile geri aldıkları bu yeri yeniden yapılaşmaya gitmeleri mümkün olmadığından, 760.000 TL ‘ye (... Belediyesine) sattıklarını, 31.07.2003 tarihine kadar olan kira geliri ve ecrimisil alacaklarını tahsil ettiklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,bu tarihten sonraki alacak miktarı olarak 50.000 TL kira alacağı, ecrimisil ve taşınmazın değerindeki azalmadan kaynaklanan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların hakettikleri tazminatı daha önce tahsil ettiklerini, açılan bu dava ile ikinci kez alma yoluna gittiklerini, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin kanundan doğan şartları yerine getirilerek ve mahkeme kararıyla tescil ettirildiğini, bu nedenle yıkım kararının haksız olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/327 Esas -2008/221 Karar sayılı dosyasında, davacılar ... ...’nin çekişme konusu 3 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak alınan kamulaştırma kararının iptal edilmesi nedeni ile tapu kaydının iptali ile adlarına tescili ve tazminat istemli olarak açtıkları davanın kabul edilerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline ve tazminat talebinin kısmen kabulü ile 31.07.2003 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verildiği, verilen kararın derecattan geçmek sureti ile 02.11.2009 tarihinde kesinleştiği, daha sonra çekişme konusu ... ada ... parsel sayılı arsa ve ev nitelikli taşınmazın 39/56 payı davacı ..., 17/56 payı davacı ... adına kayıtlı iken 07.09.2010 tarihli Kamulaştırma ve birleştirme işlemi ile ... ... Belediyesi adına tescil edildiği, taşınmazın halen otopark olarak kullanılmakta olduğu, davacıların eldeki davada 31.07.2003 -07.09.2010 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil ve tazminat talebinde bulundukları anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 404/2. maddesi uyarınca, görevlerini yaparken vesayeti gerektiren ehliyetsizlik halinin varlığını öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar. Ehliyetsizlik, kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken, iradeyi ortadan kaldıran bir nedendir. Hukuksal ehliyetten yoksun bulunan bir kişinin yaptığı tüm işlemler yok hükmünde olacağı gibi, böyle bir kişinin bizzat dava açmasına ve yargılamayı yürütmesine yasal olanak da yoktur.
Somut olayda, davacı ...’ye ... Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 28/10/2009 tarih 2009/834 Esas – 2009/1066 Karar sayılı ilamı ile davacı ...’in vasi olarak atandığı, eldeki davada da davacı ... tarafından davacı ... adına vesayeten davacı vekiline vekaletname verildiği ve davanın bu şekilde açıldığı, ancak vesayet makamından alınmış husumete izin kararının dosya içerisinde bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan; davacının 31.07.2003 ile 07.09.2010 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil ve tazminat istekli davayı 29.06.2012 tarihinde açtığı, davalının süresinde zaman aşımı itirazında bulunduğu görülmektedir. O halde, 25/05/1938 tarih, 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirtildiği üzere, davalının zamanaşımı savunması dikkate alınarak ancak 5 yıllık ecrimisilin hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere fazla ecrimisile hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Ayrıca, davalı tarafından dosyaya sunulan 12.04.2010 tarihli davacılar vekili tarafından imzalanmış "İbranamedir" başlıklı belgeye göre; ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/327 Esas -2008/221 Karar sayılı kararının icraya konulduğu ve ... 2.İcra Müdürlüğünün 2009/23724 Esas sayılı dosyası alacağının fazlasından alacaklılar feragat etmek sureti ile 168.182.36 TL’ye anlaştıklarının,borçlu ... ... Başkanlığı tarafından bu borcun ödendiğinin belirtildiği, alacaklı ...’in asil ve vasi olarak alacağın fazlasından feragat ettiği ve borçlu ... ... Başkanlığı’nı ibra ettiği anlaşılmakla, mahkemece bu belge değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olması da isabetli değildir.
Davalının temyiz itirazları değinilen yönler itibari ile yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.