11. Hukuk Dairesi 2020/4411 E. , 2021/5845 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.10.2018 tarih ve 2017/53 E. - 2018/295 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi"nce verilen 21.11.2019 tarih ve 2019/486 E. - 2019/1031 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin ülke genelinde asfalt yol yapım malzemesinin imalatı, bitüm malzeme sistemi ve yapı faaliyetleriyle iştigal ettiğini, davalı şirketin davacıdan bu malzemeleri satın almak istemesinin üzerine, tarafların arasında 14.05.2016 tarihli satış sözleşmesinin imzalandığını, buna göre davalı tarafından satın alınan asfalt ve bitüm malzemelerinin fiyatında artış olması halinde, bu artışın yarısının davalı şirkete yansıtılacağının kararlaştırıldığını, ayrıca sözleşmenin 7.2. maddesine göre davalı tarafından günlük 1.000 ton malzeme alım garantisinin verildiğini, ancak davalının ilk birkaç gün hariç bu garantiyi yerine getirmediğini, bu nedenlerle davalının 120.505,14 TL KDV dahil bitüm fiyat farkından kaynaklanan borcu ve 34.090,11 TL cari hesaba dayalı borcu olmak üzere toplam 154.595,25 TL borcunun bulunduğunu, davalı şirkete e-sistem üzerinden 14.01.2017 tarihli 120.505,14 TL bedelli, bitüm fiyat farkı açıklamalı faturanın gönderildiğini ve bu faturaya itiraz edilmediğini, fatura ve asıl alacağın bu haliyle kesinleştiğini, davacının malzemeleri davalıya teslim ederek borcunu ifa ettiğini, ancak davalının buna karşılık olan borcunu tam olarak ifa etmediğini, bu nedenle davalının 120.505,14 TL KDV dahil bitüm fiyat farkından kaynaklanan borcu ve 34.090,11 TL cari hesaba dayalı borcu olmak üzere toplam 154.595,25 TL borcunun tahsili amacıyla ilamsız icra takibin başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak bu takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların arasında 14.05.2016 tarihli satış sözleşmesinin imzalandığını, mal alım-satım işlemi sonlanınca tarafların arasında cari hesabın kapatılmasına ilişkin mutabakatın yapıldığını, buna göre 14.11.2016 tarihinde davalı şirket yetkilisi ile davacı şirket yetkilisi ... arasında yapılan hesap dökümü sonucunda, davalının davacıya 245.130.-TL borcunun bulunduğuna anlaşıldığını, buna karşılık davalının 200.000.-TL bedelli çeki davacıya teslim ettiğini ve banka havalesi yoluyla davacı şirketin hesabına, 13.12.2016 tarihinde, 45.130.-TL ödeme yapıldığını, fazla görünen ödeme için ise iade faturasının davacı şirkete e-tebliğ yoluyla gönderildiğini, bunun karşılığında davacı şirketin, mutabakat tarihinden sonra davalıya fatura tanzim ettiğini, ancak 14.11.2016 tarihli belgenin ibraname olduğunun açık olduğunu, bu tarihten sonra davalı tarafından davacıdan herhangi bir mal ve hizmet satın alınmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, 14.11.2016 tarihli, "Tutanaktır" başlıklı belgenin, davacı şirket yetkilisi ... tarafından imzalandığı, buna göre tarafların alım-satım ilişkisi neticesinde davalının davacıya 245.130,00 TL borcunun bulunduğu hususunda mutabık kalındığı, yapılan imza incelemesinde imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun anlaşıldığı, mutabık olunan bu borcun davalı tarafından 200.000,00TL"sinin 15.12.2016 tarihli 0156708 numaralı Garanti Bankası çekiyle ödendiği, kalan tutarın ise banka havalesi yoluyla ödendiği, ibra tarihinden sonra tarafların arasında başka bir ticari ilişkinin olmadığı, ibranamedeki toplam borcun davalı tarafından tamamen ödenmesiyle borç ilişkisinin tamamen sonlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamaya göre, tarafların arasındaki 14.01.2016 tarihli tutanaktır başlıklı belgeye atılan imzanın, ATK"ca alınan rapora göre davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından hesap mutabakatının yapıldığı bu tarihinden sonra davalıya herhangi bir malzeme satılmadığı, davalı tarafından kesilen faturanın daha önce satılan malzemelere ilişkin fiyat farkına ilişkin olduğu, bunu da ibranamenin içinde kaldığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvuru talebinin esastan reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 30.09.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.