8. Hukuk Dairesi 2014/9420 E. , 2015/22819 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/12/2013
NUMARASI :
DAVACI : R.. Ş..
DAVALI : R.. E.. vs.
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire"ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 10.01.2008 tarihinde uygulanan haciz işleminde, borçlu ile ilgisi olmayan ve müvekkilinin şubesi olan işyerindeki menkulün haczedildiğini, mahcuza ilişkin leasing sözleşmesi bulunduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının dava açma hakkının bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, davacı 3.kişi yanında çalıştığını, mahcuzun davacıya ait olduğunu ve davayı kabul ettiğini belirtmiştir.
Müdahale talebinde bulunan Y.. A..vekili, mahcuzun müvekkili tarafından Finansal Kiralama Sözleşmesi ile davacı 3.kişiye kiralandığını, mülkiyetin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, asli müdahil olarak davaya kabulleri ile mahcuzun müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamına göre; mahcuzun haczedildiği tarihte davacı 3.kişinin Finansal Kiralama Sözleşmesine konu borcunun devam ettiği, bu nedenle, mahcuzun mülkiyetinin henüz davacı 3. kişiye geçmediği, bu doğrultuda davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, asli müdahilin ise davacı gibi müdahale talebi ile birlikte nispi harç yatırması gerektiği, ancak sadece başvuru harcını yatırdığı, harç yatırma tarihine göre 7 günlük dava ve şikayet süresinin geçtiği gerekçesiyle davacının ve müdahilin davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1- Davacı vekilinin temyizi bakımından;
Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına göre davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine,
2- Müdahil ... Finansal Kiralama A.Ş vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası ve takip dosyası içeriğine göre, İİK"nun 99. maddesi uyarınca İcra Müdürlüğü tarafından finansal kiralama şirketine dava açması için usulüne uygun tefhim, tebliğ veya ayrıca ihtaratın yapıldığı ileri sürülüp kanıtlanamadığından, asli müdahilin 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde müdahale talebinde bulunduğunun kabulü gerekir.
Ne var ki, asli müdahilin 13.02.2014 tarihli temyiz dilekçesindeki beyanlarına göre, sözkonusu finansal kiralama sözleşmesinin özü gereği sona ermesi sebebiyle dava konusu mahcuzun mülkiyetinin davacı-kiracıya geçtiğinin bildirildiği görülmektedir. Bu sebeple, asli müdahil yönünden davanın konusuz kalması sebebiyle, davada karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK"nun 366. ve HUMK"nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle asli müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına ve taraflarca İİK"nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ve davacıya ayrı ayrı iadelerine, 17.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.