12. Ceza Dairesi 2017/10755 E. , 2018/4828 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit, hakaret
Hükümler : 1- Katılan sanık ... hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK"nın 134/2, 62, 51, 51/3, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Sanık ... hakkında hakaret suçundan dolayı TCK"nın 129. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına
3- Sanık ... hakkında tehdit suçundan dolayı TCK"nın 106/1-1, 29, 62, 50/1-a maddeleri gereğince mahkumiyet
Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan katılan sanık ..."nin, tehdit suçundan sanık ..."ın mahkumiyetlerine ve hakaret suçundan sanık ... hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümler, katılan sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan sanık ..."nin, evli olan sanık ... ile arkadaşlık kurup, beraber oldukları dönemde cep telefonuna kaydettiği sanık ..."ın bilgisi dahilinde çekilen sanık ..."a ait biri tamamen çıplak toplam üç adet fotoğrafı, sanık ..."ın resmi nikahlı eşi olan tanık ... cep telefonuna göndermesi eyleminden dolayı katılan sanık ... hakkında, TCK"nın 134/2. madde ve fıkrası gereğince 2 yıl ile 5 yıl arasında hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan yerel mahkemece, “suçun işleniş biçimi, sanığın kastının derecesi ve yoğunluğu, suçun işlenmesindeki özellikler, ifşa edilen görüntülerin niteliği” biçimindeki gerekçelerle 2 yıl 4 ay hapis cezası olarak belirlenen temel cezanın, TCK"nın 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, adalet ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki temel cezanın asgari hadden belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediği düşüncesiyle katılan sanık ... hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı kurulan hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık ... müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5560 sayılı Kanun"un 24. maddesi ile değişik CMK"nın 253/1-a madde, fıkra ve bendi ile TCK"nın 139/1. madde ve fıkrası gereğince uzlaşma kapsamında olan katılan sanık ... hakkındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı soruşturma evresinde CMK"nın 253. maddesi uyarınca katılan sanık ... ile sanık ... arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan dava açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanun"un 254. maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmemesi,
2- Sanık ..."a yüklenen suçların işleniş biçimine, zamanına, gerçekleşme şekillerine göre; uzlaştırma kapsamına giren hakaret suçunun, bu kapsama girmeyen tehdit suçuyla birlikte işlendiği dikkate alındığında, karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 34. maddesi ile değişik CMK"nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK"nın 106/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması, tehdit suçuyla birlikte işlenmesi nedeniyle CMK"nın 253/3. madde ve fıkrasına 26.06.2009 tarihli 5918 sayılı Kanun"un 8. maddesiyle eklenen ve 09.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereğince suç tarihi itibariyle uzlaşma hükümleri uygulanamayan hakaret suçu açısından da 6763 sayılı Kanun"la yapılan değişiklik uyarınca uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiğinin anlaşılmış olması karşısında, TCK"nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun"un 35. maddesi ile değişik CMK"nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun"un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanık ..."ın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Katılan sanık ..."nin, sanık ..."ın eşi ile aralarının kötü olduğunu, ciddi bir ilişki düşündüğünü ve kendisine değer verdiğini söylemesi nedeniyle onunla arkadaş olup, birlikte olmalarına rağmen ilerleyen süreçte adı geçen sanığın evliliğini devam ettirip, eşinden gizli olarak görüşmeye devam etmek istemesinden dolayı kandırıldığını anlayarak sanık ..."a ait cinsel içerikli görüntüleri sanık ..."ın resmi nikahlı eşi olan tanık ... cep telefonuna gönderdiğini beyan etmiş olması, sanık ..."ın ise eşini aldatmasından dolayı pişmanlık duyup katılan sanık ... ile olan ilişkilerini bitirmek istemesinin ardından katılan sanık ..."nin kendisine ait özel görüntüleri eşine gönderdiğini ve kendisinin de eşi ile boşanma aşamasına gelmesi nedeniyle sinirlenerek katılan sanık ..."ye tehdit ve hakaret içeren mesajlar gönderdiğini ifade etmesi karşısında, katılan sanık ... tarafından sanık ..."ın eşine gönderilen “Ankara"ya birlikte gittik, ... da vardı, avukata bile götürdü utanmadan beni, kör olmuşum, çok sevdim, ama hikayenizi öğrenince utandım sizden, afedersiniz” biçimindeki mesajda yer alan açıklamaların doğruluğu da araştırılıp, mevcut deliller irdelenerek, olayın çıkış nedeni ve gelişimi ile ilk haksız eylemin kimden geldiğine ilişkin bir değerlendirmede bulunulup sonucuna göre katılan sanık ... ve sanık ... hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/238-367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız eylemin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği takdirde, şüpheli kalan bu hal nedeniyle hem katılan sanık ... hem de sanık ... lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekirken, sanık ..."ın, katılan sanık ... tarafından özel görüntülerinin ifşa edilmesinden dolayı haksız tahrik altında hakaret ve tehdit suçlarını işlediği kabul edilip, katılan sanık ... açısından haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmaksızın, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi,
b) Katılan sanık ... hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.