19. Hukuk Dairesi 2018/2205 E. , 2019/4784 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülmekte olan istiradat davasının ilk derece mahkemesinde yapılan yargılaması sonunda verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana BAM 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen istinaf talebinin esastan reddine ilişkin hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av....’nın geldiği, karşı taraftan kimsenin gelmediği görülmüş olmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan taraf vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, takibe konu bononun sadece iki adet imza atılarak boş olarak davalıya verildiğini, 26/04/2008 vade tarihli 26/03/2008 tanzim tarihli alacaklısı ..., borçlusu ... olan 400.000,00.TL bedelli bu bononun imzalar dışındaki tüm yazıları ve para miktarının davalı tarafından yazıldığı ve doldurulduğunu, davalının, davacıdan icra takibi sonunda bu senet bedelini tahsil ettiğini kabul etmiş olup bu hususlar davalının reddedemeyeceği noktalar olduğunu, davalı tarafından Adana 5. İcra Müdürlüğü"nün dosyasının 20/03/2009 tarihli kapak hesabının 473.205,88.TL olup belirtilen nedenlerle senedin bedelsiz olduğunun açık olup icra dosyasına davalı tarafından sunulan 05/03/2009 tarihinde açılan talepte "dosya üzerinde hiçbir hak ve alacağımız kalmamıştır. Dosyanın infazen işlemden kaldırılmasını talep ederim" yönündeki beyanı uyarınca davalının taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmaksızın davacıdan haksız kazanç sağladığının açık ve net olduğunu, ayrıca yine icra dosyasına ilişkin davalının vekiline ibraname başlığı altında verdiği belgede de "Adana 5. İcra Müdürlüğü"nün 2008/7642 esas sayılı dosyasından kaynaklı hak ve alacağım kalmamıştır, bu dosya nedeni ile borçluyu en geniş hali ile ibra ederim... 05/03/2009 tarihi itibari ile ..."ın ..."dan geriye dönük olarak yazılı veya yazısız hiçbir hak ve alacağı bulunmamaktadır" beyanının da davalının haksız kazanç elde ettiğini ispatladığını, bu nedenlerle davalı tarafından 400.000,00.TL bedelli senedin karşılığı ve ticari bir ilişki durumu söz konusu olmadığından icra dosyasından haksız ve hukuka aykırı tahsil edilen 470.000,00.TL"nin icra dosyasına paraların yatırıldığı tarihten başlamak üzere bankaların uyguladığı en yüksek reeskont faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talepler içerdiğini, dava konusu istirdat talebinin İİK 72 maddesinden kaynaklanmakta olup İİK 72/7 maddesinde göre 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davanın dayanağı olan ibraname ve icra takip dosyasının kapatılması talep tarihinin 05/03/2009 tarihi olup yaklaşık 8 yıl geçtikten sonra davacı tarafından önce ihtarnamenin keşide edildiğini ardından işbu davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, dava konusu keşidecisi ... lehtarı ... olan 26.03.2008 tanzim, 26.04.2008 ödeme tarihli 400.000.TL tutarlı bononun sadece iki imza atılarak boş olarak davacı tarafından davalıya verildiği, senedin diğer kısımlarının davalı tarafından doldurulduğu ve bedelsiz olduğunun iddia edildiği, senet karşılığının icra takibi üzerine 05.03.2009 tarihi itibariyle tahsil edildiği hususunun taraflar arasında ihtilafsız olduğu , dava dilekçesinde dava ‘alacak davası’ olarak nitelendirilmiş olmakla birlikte bu dava İİK 72. maddesinde düzenlenen istirdat davası niteliğinde olup maddenin 7. fıkrası uyarınca ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılması gerektiği, davacı taraf davacının eyleminin ‘açığa atılmış imzanın kötüye kullanılması’ suç tipine uygun düştüğünü ileri sürerek TCK’nundaki uzatılmış zamanaşımı hükümlerine tabi olduğunu ileri sürmekle birlikte İİK 72/7. maddesindeki süre bir zamanaşımı süresi değil hak düşürücü süre olduğu, İcra takibine konu alacağın 05.03.2009 tarihinde tahsil edildiği, istirdat davasının, alacağın tahsil tarihine göre en geç 04.03.2010 tarihine kadar açılması gerekirken hak düşürücü süre geçirildikten sonra tahsil tarihinden yaklaşık 7 yıl 9 ay sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süne nedeniyle reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, TTK"nın 778. maddesinin yollaması ile TTK"nın 680. maddesi uyarınca açık kambiyo senedi düzenlenmesi mümkün ve geçerli olduğu ,davacı tarafından takip dayanağı 26.03.2008 keşide 26.04.2008 vade tarihli ve 400.000,00.TL bedelli bonoda yer alan imzaya itiraz edilmediği,TTK."nın 680.maddesi uyarınca bononun, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulduğu, anlaşmalara uyulmadığı iddiasının hamile karşı ileri sürülmesi mümkün olmayıp yine hamilin poliçeyi kötüniyetle iktisap ettiği hususunun da ispatlanamadığı, bu hususta davalı aleyhine Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 2014/436 Esas sayılı dava dosyası ile dava açıldığı, davalının atılı suçlardan beraatine karar verildiği, davacı/ katılan ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesi"nin 25.04.2016 tarih ve 2016/785-3837 Esas-Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararı onanarak kesinleştiği, bu durumda davacının takip konusu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve uzamış ceza zamanaşımının söz konusu olduğu iddiaları uygulama yerinin olmadığı,
İİK.’nun 72/7. maddesi uyarınca istirdat davası, borçlunun borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde açılabileceği, bu süre zamanaşımı süresi olmayıp hak düşürücü süre niteliğinde olduğu, bunun sonucu olarak mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, icra takibine konu alacağın 05.03.2009 tarihinde tahsil edildiği, istirdat davasının, alacağın tahsil tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açılması gerekirken hak düşürücü süre geçirildikten sonra tahsil tarihinden yaklaşık 7 yıl 9 ay sonra 30/11/2016 tarihinde açıldığı, ödeme tarihiyle dava tarihi arasında İİK.’nun 72/7. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi tarafından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.