3. Hukuk Dairesi 2014/6481 E. , 2014/12675 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : AKSARAY 2. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2013
NUMARASI : 2011/1014-2013/763
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde davalının davacıyı evden gönderdiğini, davacıya eşyalarını hazırla dediğini, davacının eşyalarını hazırlarken altınlarının bulunduğu kutuyu da içine bakmadan valizine koyduğunu, davalının davacıyı otobüse bindirerek davacının ailesinin yanına gönderdiğini, baba evinde ziynet kutusunun boş olduğunu gördüğünü, tüm çeyiz ve ziynet eşyalarının davalıda kaldığını belirterek eşyaların aynen iadesine mümkün değil ise bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış,yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise davanın reddini savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Kural olarak, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle (evin ihtiyaçları, düğün borçları, balayı, kişisel harcamalar vs.) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına iadesi zorunludur. Ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur.
Somut olayda davacı evden ayrılmak üzere eşyalarını hazırlarken ziynetlerin bulunduğu kutuyu da içine bakmadan valizine koyduğunu ,ailesinin evine döndüğünü, valizi açtığında ziynetlerin bulunduğu kutunun boş olduğunu gördüğünü belirtmiş,mahkeme tarafından ziynetlerin iadesine ilişkin karara dayanak yapılan ifadeyi veren davacının annesi olan tanık F. ise beyanında davacının valizinde getirdiği ziynet kutusunun boş olduğunu bizzat gördüğünü, davacının valizini hazırlarken ziynet kutusunu açıp içine bakmaya fırsat bulamadığını anlattığını belirtmiş, ancak davacının bu iddiası ziynet kutusunun ağırlığından içinin boş mu yoksa dolu mu olduğu kolayca anlaşılabileceğinden inandırıcı bulunmamıştır. Diğer bir anlatımla tanık beyanları itibariyle dava konusu edilen bu ziynetlerin davalıda kaldığı kanıtlanamamıştır. Ancak davacı, dava dilekçesinde her türlü yasal delil diyerek yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya bu ziynetlerin elinden alındığı, kendisine teslim edilmediği ve davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.