10. Hukuk Dairesi 2016/13523 E. , 2017/1184 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, Kurumca tahakkuk ettirilen prim, işsizlik primi ve gecikme zammı işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Yasanın 85. maddesine paralel düzenleme içeren ve uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın “Teftiş kontrol ve denetleme yetkisi” başlığını taşıyan 130. maddesi olup, anılan maddedeki “İşverenin Kuruma, emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun Kurumca saptanması halinde, işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik miktarı, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, iş yerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurları dikkate alarak sigorta müfettişi tarafından tespit edilir.” düzenlemesi; Kuruma, kayıt dışı çalışmadan kaynaklanan prim kaybının önüne geçilebilmesi yönünden, 506 sayılı Yasanın 79. maddesindeki yöntem ve asgari işçilik oranlarıyla bağlı kalınmaksızın, eksik işçilik bildiriminde bulunulup bulunulmadığının tespitine olanak vermektedir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77. maddesinde de; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
a)Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,
b)Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c)İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur…” denilmektedir. “Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur” bölümü 01.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun ile anılan maddenin ikinci fıkrasına son cümle olarak
./..
eklenmiştir. Anılan maddenin 3. fıkrası “Her sigortalının prim hesabına esas tutulacak aylık kazanç toplamının 50 kuruşa kadar olan lira kesri nazara alınmaz, 50 kuruş ve daha fazla olan kesirler liraya çıkarılır.” şeklinde iken, aynı yasa ile “Her sigortalının prim hesabına esas tutulacak aylık kazanç toplamının bin liraya kadar olan lira kesri nazara alınmaz.” şeklinde değiştirilmiştir.
Aynı Yasanın 63. maddesinin (A) bendinde ise “Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte” kesileceği, (B) bendinde ise “Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam” olunacağı, bu kişilerden “78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden % 30 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi” kesileceği hüküm altına alınmıştır.
İnceleme konusu davada; sigorta müfettişince işyeri kayıtlarının incelenmesi sonucunda 2000-2004 yılları arasında bazı sigortalıların tam sigorta kollarına tabi çalıştıkları halde bildirimlerinin yapılmadığı, bazı sigortalıların davacı yanından ücret ödemelerinin yapıldığı halde bildirimlerinin başka işveren yanından yapıldığı ve bazı sigortalıların ise prime esas kazanç tutarlarının eksik bildirildiğinin saptandığı belirgin bulunmakla, öncelikle, Kurumun resen prim tahakkuku işlemine konu tüm sigortalıların yaşlılık aylığı almakta iseler tahsis dosyaları ile birlikte sigorta sicil dosyaları, işverence verilen dönem bordroları celp edilerek, anılan sigortalılara yönelik işveren nezdindeki ücret ödeme bordroları getirtilerek, 77. maddenin yukarıda zikredilen 3. fıkra hükmünün 01.01.2004 tarihinde yapılan değişiklik öncesi ve sonrası halleri de göz önünde bulundurularak, alanında uzman bilirkişi heyetince düzenlenecek denetime elverişli rapor vasıtası ile işverence prime esas kazançların eksik bildirilip bildirilmediği, çalışmaları belirlenen sigortalıların Kuruma bildirilmeme yada farklı işveren yanından bildirilme sebepleri tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, yaşlılık aylığı tahsisinden sonra sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştığı iddia edilen sigortalıların, bu yönde anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde Kuruma yazılı talepte bulunup bulunmadıkları ve bu sigortalıların ihtilaf konusu dönemdeki çalışmalarının sosyal güvenlik destek primi kapsamında yapılıp yapılmadığı araştırılarak, bu çerçevede işverence ödendiği iddia edilen primlere ait dönem bordroları ve ödeme belgeleri taraflardan celp edilerek, gerekirse bu kayıtlar üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılarak, her bir sigortalı için yapılan tespitlerin gerçekliği denetime elverişli alınacak raporla denetlenerek, varılacak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları nazara alınmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.