15. Ceza Dairesi 2020/7917 E. , 2021/1034 K.
"İçtihat Metni"
Sanık ...’ün, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan TCK"nın 155/2, 62 ve 52/2-4. maddeleri gereğince 4 kez cezalandırılmasına dair Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 31/05/2012 tarih ve 2011/632 esas, 2012/631 sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi üzerine, düzeltilerek onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 2012/283866 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 09/11/2016 gün ve 2014/4933 E, 2016/8479 sayılı kararıyla hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15/01/2019 tarih ve KD-2019/1277 sayılı itiraz talebi üzerine, Dairemizin 27/02/2019 tarih ve 2019/612 E, 2019/1324 sayılı kararıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itiraz delikçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden, itirazın KABULÜNE, Dairemizin 09/11/2016 gün ve 2014/4933 Esas, 2016/8479 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve sanık hakkındaki hükümlerin itiraza uygun olarak düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun"un yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca,
"Somut olayda; Sanığın takip işi yaptığı ve katılanlar ..., ..., ... ve ... ile Bağ-kur emeklilik ve tescil işlemlerini takip etmesi konusunda anlaştıkları, bu amaçla katılanlardan para aldığı, ancak söz konusu işlemleri takip etmediği gibi paraları da iade etmediği anlaşılmıştır.
UYAP üzerinden yapılan sorgulamada, sanık hakkında emeklilik işlemlerini halledeceğini söyleyerek farklı kişilerden para aldığı halde bunları iade etmediği gibi hiçbir işlem yapmadığı iddiasıyla açılıp da mahkûmiyet hükmü verilen birçok davanın bulunduğu, sanığın bu şekilde benzer eylemlerine ilişkin olarak başkaca dava dosyalarından yapılan yargılamalar sonucunda güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin verilen kararların bozulmasına ilişkin olarak Yargıtay 15. Ceza Dairesinin de 08/07/2019 tarih, 2019/4690 esas ve 2019/7646 karar sayılı kararı ile 17/02/2020 tarih, 2020/621 esas ve 2020/2094 karar sayılı kararları gibi birçok kararının bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanığın anlatılan şekilde sanığın benzer yöntemler kullanmak suretiyle baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği anlaşılmakla, eyleminin TCK"nın 157/1. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu" gerekçesiyle yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden, itirazın KABULÜNE,
Dairemizin 09/11/2016 gün ve 2014/4933 E, 2016/8479 ile 27/02/2019 tarih ve 2019/612 E, 2019/1324 sayılı kararlarının KALDIRILMASINA,
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, sorguda bildirdiği adresi yerine MERNİS adresine tebliğ edildiği dikkate alınarak, 10/07/2012 tarihinde yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, bu sebeple Tebligat Kanunu’nun 28-29. maddeleri gereğince ilanen tebligat yapılması geçersiz olduğundan, sanık müdafiinin 02/10/2012 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın takip işi yaptığı ve katılanlar ..., ..., ... ve ... ile Bağ-kur emeklilik ve tescil işlemlerini takip etmesi konusunda anlaştıkları, bu amaçla katılanlardan para aldığı; ancak, söz konusu işlemleri takip etmediği gibi paraları da iade etmediği iddia edilen olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
UYAP üzerinden yapılan sorgulamada, sanık hakkında benzer şekilde, emeklilik işlemlerini halledeceğini söyleyerek farklı kişilerden para alıp, işlemleri halletmediği ve paraları da iade etmediği iddiasıyla açılan ve hakkında mahkumiyet hükümleri verilen bir çok davanın bulunduğu, sanığın para aldığı hiç bir mağdurun emeklilik işlemleriyle ilgili bir girişiminin olmadığı ve çeşitli bahanelerle aldığı paraları iade etmekten kaçındığı anlaşılmakla; sanığın, benzer yöntemler kullanmak suretiyle baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğinin kabulü ile eylemlerinin 6763 sayılı Kanun"un 31. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK"nın 253 ve 254 maddeleri gereğince uzlaşma kapsamındaki TCK"nın 157/1. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hükümler kurulması,
Kabule göre de;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108-152 sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK"nın 61. maddesine aykırı davranılması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 08/04/2008 tarih ve 57/74 E.-K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere ve 5237 sayılı TCK"nın 58. maddesine göre, suç tarihinden sonra kesinleşen ilamların tekerrüre esas alınamayacağı dikkate alınarak, sanık hakkında, suç tarihinden sonra kesinleşen Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2010/132 Esas, 2010/572 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın suç tarihinden önce kesinleşen ve tekerrüre esas başkaca ilamının da bulunmadığı gözetilmeden, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine, 10/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.