13. Hukuk Dairesi 2013/28266 E. , 2014/10026 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının 25.11.2010 tarihinde dava dışı... Hastanesinde yapılan ameliyatında kullanılmak üzere hastaneye sevk irsaliyesi ile teslim edilen ve davalı adına kesilen fatura bedelini ödememesi nedeniyle davalı hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu faturaya konu malzemenin kullanılması ile ilgili olarak bilgi verilmediğini, davacıya hiçbir malzeme siparişi verilmediğini veya teslim alınmadığını savunup davanın reddini, davacı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesi dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, takibe yapılan itirazın iptaline, asıl alacağın %40"ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair verilen karar, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu
2013/28266-2014/10026
Olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, davacı, dava dışı hastane tarafından davalının ameliyatı sırasında kullanılan medikal malzemenin ücretinin tahsili için davalıya karşı işbu davaya konu icra takip talebinde bulunmuştur. Takibe konu fatura münderecatı medikal malzemenin davalının ameliyatı sırasında kullanıldığı hususu dosya kapsamındaki tüm delillerden sabit olup davalının söz konusu fatura bedelini davacıya ödemekle yükümlü olduğu tartışmalı olmamakla birlikte, taraflar arasında doğrudan bir sözleşme yapılmamış olması ve faturaya konu malzemenin teslimatının sevk irsaliyesi ile davalıya değil de dava dışı hastanenin doktoruna yapılmış olması karşısında davalının böyle bir malzemenin temininden haberdar olmaması yönündeki savunmasının göz önüne alınarak icra takibi ile haberdar olduğu fatura içeriğine itiraz etmesinin hayatın olağan akışına uygun görülmesi nazara alınarak davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, mahkemece aksi düşünce ile karar verilmesi bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünde yer alan “davalı aleyhine kabul edilen 4.219,07 TL" nin %40" ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine" cümlesinin hükümden çıkarılmasına; yerine “yasal koşulları oluşmadığından davacının icra-inkar tazminatı talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 0,90 TL. kalan harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan 72.25 TL harcın davalıya iadesine, 2.4.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.