10. Hukuk Dairesi 2015/20716 E. , 2017/4653 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yurtdışında Türk vatandaşlığında geçen borçlanmaya esas süreleri 3201 sayılı Kanun kapsamında ve talep tarihindeki borçlanmaya esas tutar üzerinden borçlanabileceğinin tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Türkiye"de 1.5.1977-30.6.1979 tarihleri arası 4/1-c 780 gün, 1990/1-1993/3 denemleri arası 1320 gün 4/1-a kapsamında 1320 gün sigortalığı bulunan ve 20.1.2004 tarihinde Türk vatandaşlığından çıkıp tekrar 9.11.2007 tarihinde Türkvatandaşlığına alınan davacının, kuruma 25.9.2007, 28.12.2008, 28.9.2009, 8.1.2010, 25.10.2008, 8.6.2011, 5.12.2011 tarihli başvuru dilekçesi sunduğu, kurum tarafından en son yazılan yazı ile Türk vatandaşı olmadığından borçlanma talebinin reddi üzerine, 20.1.2004-1.11.2007 tarihleri arası dönem hariç yurtdışındaki çalışmalarının talep tarihindeki prim üzerinden borçlanabileceği ile 25.9.2007 tarihli başvurusunun kabulüne karar verimesini istediği, Mahkemece, davacının Türk vatandaşı olarak çalıştığı 20/01/2004 - 01/11/2007 tarihleri arasındaki yurt dışı çalışmalarını borçlanabileceğinin TESPİTİ ile 25/09/2007 tarihli borçlanma talebinin KABULÜNE, sigorta başlangıç tarihine ilişkin talebin feragat nedeniyle REDDİNE, karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu husus, 3201 sayılı Kanuna göre 25.9.2007 tarihinde borçlanma talebine cevap verilmemesi sebebiyle davacının 28.12.2008, 28.9.2009, 8.1.2010, 25.10.2008, 8.6.2011, 5.12.2011 yaptığı başvurulara, Kurumun verdiği cevaplar karşısında 3201 sayılı yasanın geçici 7. maddesinden yararlandırılıp yararlandırılmayacağı, davacının 25.9.2007 tarihinde Kuruma intikal eden dilekçenin borçlanma dilekçesi niteliğinde olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, borçlanma başvuru dilekcesi olarak kabul edilen Kuruma 25.9.2007 tarihinde intikal eden dilekce incelendiğinde; " ....Halen ..."da çalıştığını, daha önceden ...memur olarak görev yaptığını, her iki kurumdaki hizmetlerinin birleştirilerek ve borçlanmak suretiyle emekli sandığı veya kurumunuzdan en uygun koşullarda emekli olmak istediğini, gerekli başvuruyu yapabilmek için SSK sigortalı hizmetlerine ihtiyaç duyulduğunu, emeklilik koşulları ile ilgili bilgileri içeren bir yazı ve broşürün adı geçen belge ile birlikte aşagıda belirtilen adrese gönderilmesi " isteğine ilişkindir. Bu kapsamda borçlanma tarih ve süresi yer almayan, bilgi ve belge isteme niteliğinde olan 15.9.2007 tarihli davacının dilekçesinin borçlanma talep dilekçesi olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından, Mahkemece, borçlanma talep dilekçesi olarak değerlendirilerek, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, borçlanma talebi yönünden, davacının izinle Türk vatandaşlığından çıkmadan önceki ve 18 yaşını ikmal ettiği tarihten itibaren, Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik sürelerini talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine yönelik infazında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde Türk Vatandaşlığını kaybettiği ve tekrar Türk Vatandaşlığına alındığı dönem yönünden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.