22. Hukuk Dairesi 2017/18726 E. , 2018/28280 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesine haklı bir neden olmadan son verildiğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğini öne sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının istifa ederek işten ayrıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının kabulüne, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili ücret alacağı taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fazla mesai ve hafta tatili alacakları bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Öte yandan, yukarıda fazla çalışmanın ispatı konusunda anlatılan ilkeler, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar açısından da geçerlidir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği"nin 98/A. maddesinde, "Ticari amaçla yük taşımacılığı yapan ve azami ağırlığı 3,5 tonu geçen araçların şoförleri ile ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan ve taşıma kapasitesi şoförü dahil 9 kişiyi geçen araçların şoförlerinin 24 saatlik herhangi bir süre içinde toplam olarak 9 saatten ve devamlı olarak 4,5 saatten fazla araç sürmelerinin yasak olduğu,” belirlenmiştir.
Somut olayda, davacı davalı iş yerinde tır şoförü olarak çalışmıştır. Davalı işveren tarafından dosya içerisine araç seyir sürelerini gösterir takograf kayıtları ibraz edilmiş ve kayıtların hesaplamada dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece söz konusu takograf kayıtları yöntemince incelenmeden davacının fazla mesai ve hafta tatili alacağına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Hal böyle olunca, söz konusu kayıtlar uzman bilirkişi tarafından incelenerek davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı tespit edilmeli ve çıkan sonuca göre tüm delillerin değerlendirilmesi ile karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında davacının ücreti uyuşmazlık konusudur.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 950,00 TL ve aylık 20 gün sefer ve günlük 25 EURO harcırah olarak kabul edilmesi doğru olmuş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ücretinin fesih tarihindeki döviz kuru göz önüne alınarak Türk Lirasına çevrilmesi gerekirken yazılı şekilde 03.09.2015 tarihli kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek hesaplamaya esas alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Buna göre mahkemece fesih tarihinde geçerli döviz kuru esas alınarak, Türk Lirası olarak ödenmesi gereken tutar belirlenmeli ve buna göre davacının talep ettiği alacaklara yönelik hesaplamalar yeniden yapılmalıdır.
4-Birleşen dosya ve asıl dosya yönünden birlikte hüküm kurulup kurulmayacağı uyuşmazlık konusudur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Öğreti ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre birleştirilmiş olsa dahi her dava bağımsızlığını korur. Bu olgunun sonucu olarak Mahkemece hüküm verilirken karar başlığında asıl davanın ve birleşen davanın taraflarının ayrı ayrı gösterilmesi, hüküm yerinde asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı hüküm kurulması gerekirken, açıklanan bu olgu göz ardı edilerek tek bir dava varmış gibi hüküm kurulması, alacak kalemlerinin yargılama giderlerinin her dava yönünden ayrı ayrı karar verilmemesi isabetsizdir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25.12.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi