3. Hukuk Dairesi 2014/4068 E. , 2014/11734 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2013
NUMARASI : 2011/218-2013/627
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde; D.Köyü .. parsel sayılı taşınmazı 26.07.2009 tarihli harici satış sözleşmesiyle 43.800 TL bedel karşılığında davalıdan satın aldığını ve bedelini ödediğini, bir süre sonra yaptığını araştırmada taşınmazı dava dışı 3.kişiye tapuda devrettiğini öğrendiğini belirterek, sebepsiz zenginleşen davalıdan şimdilik 43.800 TL"nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmaz davalık olduğu için tapusunu sorun çözülünce vereceğini, davacının bu hususu kabul ettiğini, ancak ödemeyi tapu sorunu çözülünce yapacağını beyan ettiğini, davacıdan herhangi bir şekilde nakit para, çek, bono v.s ödeme almadığını, esasen 23.000 TL"ye anlaştıklarını, taşınmaz bedelinin tapu sorunu çözüldüğünde ödeneceğini belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; taraflar arasında taşınmaz satışına ilişkin adi yazılı sözleşmenin geçersiz olduğu ve sözleşmede bedel alındığına ilişkin açıklama bulunmadığı, gayrimenkul devrine ilişkin olduğu söylenen senetlerdeki imzanın davacıya ait çıkmadığı, davacının davalıya ödeme yaptığına dair hiçbir yazılı belge senet ibraz edemediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmektedir.
Dava, geçersiz satış sözleşmesinden kaynaklı ödenen satış bedelinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu"nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. HMK"nun 190.maddesinde de; ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu vurgulanmıştır.
Somut olayda; taraflar arasındaki harici satış sözleşmesinde taşınmaz bedeline ve bu bedelin davalıya ödendiğine ilişkin hiçbir ibare bulunmamaktadır. Davacı satış bedelinin davalıya ödendiğini iddia etmiş, davalı ise bedel ödenmediğini savunmuştur.
Bu bağlamda, ispat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer. Davacı, ödenen bedele ilişkin olarak bir kısım ödemelerin davalıya ciro edilen çek ile yapıldığını ileri sürmüştür.
Davalı, sözleşmeye ilişkin davacıdan hiçbir çek senet almadığını, aralarında hiçbir ekonomik ilişki bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece; davacı tarafından, davalıya ciro edilen ve keşidecisi dava dışı şahıs olan 29.10.2009 vadeli 10.000 TL bedelli çeke ilişkin, bankanın verdiği cevapta çek bedelinin ödendiği belirtilerek, çek fotokopisi ve ilgili belgeler eklenmiş olup, çek bedelinin davalıya ödendiği anlaşılmaktadır. Davalı, buna bir itirazda bulunmadığı gibi bu bedelin başka bir alacaktan kaynaklandığını ispat edememiştir.
Bu durum karşısında, taşınmaz satış bedeline ilişkin davacı tarafından davalıya 10.000 TL ödendiğinin kabulü gerekir.
Davacı, bunun dışında kalan satış bedeline ilişkin ödeme iddiasını yazılı delille ispat edememiştir. Ancak, dava dilekçesinde "her türlü yasal delil" sözüyle yemin deliline de dayanılmış olduğundan davacıya kalan satış bedelinin ödendiğine dair iddia bakımından davalıya yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak, ortaya çıkacak uygun hukuksal sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.